Bölüm-3: Yardım Çığlıkları
Yazar: Yıldızların altında.

Bölüm-3: Yardım Çığlıkları Yazarın ağzından. Askeriyede rüzgâr sert esiyordu. Bugün hava, diğer günlere göre daha sertti. Albay Ferit Demir’in içinde de bir fırtına esiyordu bugün. Sabah kalktığından beri içinde bir sıkıntı vardı. Nedenini bilmiyordu. Karısı, kızı ve oğlu iyiydi lakin içindeki sıkıntı bugün hiç dinmemişti. Pencereden dışarı bakarken derin bir nefes verdi. İçindeki sıkıntı rüzgâra karışıp gitsin diyeydi. Nafileydi. Birkaç aydır bir örgütün peşindeydiler. Şahmeran’dı örgütün adı ve bir türlü başlarını bulamıyorlardı. Adama “Doktor” denildiği ve hangi bölgelerde yoğun oldukları dışında pek bir şey bilmiyorlardı. İçindeki sıkıntının örgütle ilgisi olduğunu düşünüyordu. Kapının hızla çalınmasıyla kapıya döndü. “Gel.” diye emir verdi yerine geçerek. İçeri giren askeri süzdü. İçeri giren asker direkt selamını vermişti. “Komutanım, bir konu arz edecektim.” diyerek içeri girdi. Ferit soluk verdi. “Söyle.” dedi sert bir şekilde. “Bugün gece saat 04.36’da bir kadın polisleri aramış. Zorla tutulduğunu söyleyip yardım istemiş.” dedi asker. Nefesini verip devam etti. “Polisler kadının bulunduğu bölgeye bakmış ve oranın Şahmeran örgütünün yoğun olduğu bölge olduğunu fark etmişler.” Dediği anda Albay Ferit hızla oturduğu yerden doğruldu. “Kadının adı ne?” diye sordu Ferit, sertleşen gözlerle. İçindeki sıkıntı giderek artmaya başlamıştı. “Elçin Vural’mış komutanım.” dedi asker direkt. Ve tam o sırada yağmur yağmaya başladı. Dışarıdaki yağmur damlaları sert bir şekilde cama çarpıyordu. “Devam et.” diye emretti Ferit, ellerini yumruk yapıp masasına koyarak. “Polisler kadının adını sorduktan sonrası yok komutanım. Arkadan gelen bir sesle kadın direkt telefonu kapatmış. Bildiğimiz tek şey bu.” dedi asker, dik bir şekilde durarak. Ferit bu ismi bir yerden duyduğunu biliyordu. Lakin kimden ve nereden duyduğunu hatırlayamıyordu. “Dosyayı masama bırak.” dedi Ferit sert bir sesle. Ardından gözlerini askere çevirdi. “Ve bana Gölge Timi’ni çağır.” Çünkü bu görev artık sıradan bir operasyon olmaktan çıkmıştı. ——————————-🖤——————————— Sert adımlarla yürüyorlardı Gölge Timi. Tıpkı namlarının sertliği kadar sertti adımları. Askeriyede en çok konuşulan, çoğu görevi başarıyla bitiren ve teröristlerin korktuğu bir timdi. Çünkü onlar Gölge Timi’nin adamlarıydı. Yüzbaşı Kuzey Alp Keskin. Üsteğmen Metehan Kurt. Teğmen Alperen Kaya. Astsubay Kıdemli Başçavuş Doruk Tanyel. Astsubay Üstçavuş Bora Keser. Uzman Çavuş Sarp Yalçın. İşte Gölge Timi’nin askerleri onlardı. Gittikleri tek yer Albay Ferit’in odasıydı. “Albay Ferit neden bizi çağırdı acaba?” diyerek bu havalı anı bölen tek kişi Sarp’tı. Kuzey dışında bütün gözler ona dönmüştü. “Sana ne Sarp?” diyen kişi ise Doruk’tu. Bilinen bir şey vardı ki bu timdeki komedi uzmanı Sarp’tı. “Merak ettim komutanım.” diyerek kendini savundu. “Odasına girdiğimizde merakın geçer.” dedi Kuzey sert bir sesle. Ciddiydi bugün. Sabahtan beri böyleydi. Nedenini kimse anlamamıştı… Kendisi dahil. Kapıya geldiklerinde Kuzey hızla kapıyı tıklattı. “Gel.” sesini duyduktan sonra içeri girdi. Arkasından yavaş yavaş bütün Gölge Timi askerleri girmişti. Hepsi hızla selam verdi. “Gölge Timi emretmişsiniz komutanım.” diyen ise Kuzey’di. Ferit karşısındaki time bakıp başını salladı. Sonra yavaşça ayağa kalkıp elindeki dosyayı masasına attı. “Bir göreviniz var Gölge Timi.” dedi sert bir sesle. Bakışları sert ve ciddiydi Albay Ferit Demir’in. Kuzey önüne atılan dosyaya baktığında bakışları daha da ciddileşti. “Şahmeran örgütünü biliyorsunuz değil mi askerler?” diye sordu Ferit. “Evet komutanım.” diye cevap hemen geldi Gölge Timi’nden. “Bugün bir kadın polisleri aramış ve yardım istemiş. Kadının bulunduğu bölge de örgütün yoğun olduğu yerlerden biri.” dedi Ferit ve bütün askerlere baktı. Hepsinin gözlerinin içine tek tek bakmıştı. “Kadının adı Elçin Vural’mış.” Dediği anda Kuzey’in içine sanki bir taş düştü lakin bunu belli etmedi. Yağmur daha da şiddetlendi. Gökyüzünü kara bulutlar kapladı. Aynı Kuzey’in içi gibi. Sert bakışlarla A…