8. KÖRELMİŞ BIÇAKLAR
Yazar: Gizem Akmaz

Şarkılar; Pilli Bebek, Bak New West, Those Eyes Keyifli okumalar! Hayat, aslında uzaktan izlediğimiz bir manzara gibiydi. İnsanları uzaktan izler, onlar hakkında hiç bir fikir sahibi olmadan güzelliklerine kapılırdık. İnsanlar, yetinme duygusunu hiç tatmadan, diğer insanların baktıkları, fakat göremedikleri hayatlarına imrenir ve daha fazlasını isterdi. Bakıp da göremediğimiz, görüp de anlayamadığımız her şey, bize oldukça yabancı gelirdi. Yabancılar ve yalanlarına kananlar; yalanlarına bilerek göz yumanlar. Gördüğümüz o manzara aslında bir yalan olabilirdi. İmrenerek baktığımız şeyler ise bir felaket. Yurt bahçesinde öylece otururken bir babanın kızına aldığı dolu dolu oyuncaklara imrenerek bakarken, aslında o oyuncakları ölüm döşeğinde ki kızına aldığını bilemezdim. Aslında hayat, baktıklarımızdan çok daha fazlasıydı. Rüzgar'ın elindeki not kağıdına bakarken, artık sadece baktığımı değil gördüğümü de fark etmiştim. Felaketi görüyor, geleceği günü korkuyla bekliyordum. Yaşanacak bu felaketten kimler sağ çıkacaktı, bilmiyordum ve görmek istiyordum. "Şahin," diye fısıldadı öfkeyle. Bir fısıltıya bu kadar öfkenin sığması aslında imkansız gibiydi. Fakat şu an görüyordum ki aslında imkansız olan bir şey değildi. Çünkü bir fısıltı, fırtınayı başlayabilirdi. Ve şimdi Rüzgar'ın fısıltısı, şiddetli bir fırtınayı başlatıyordu. Duyduğum isim, kulaklarımın uğuldamasına ve kalbimin içinde büyük bir volkanik patlama varmış gibi ağrımasına neden olmuştu. Bana bu hissi veren neydi? Bu adam kimdi ki iç sesimde o ismi telaffuz edemiyordum. Beynime şakaklarıma keskin bir acı yayıldı tam o anda ve bunu anlamlandıramadığım gibi bir yandan da Rüzgarların dediklerine dikkat kesilmeye çalışıyordum. "İyi de nasıl öğrenir?" Hazal, büyük bir şaşkınlık ve panikle sorduğu soruyla, asıl yönelmemiz gereken noktaya taşımıştı bizi. "Bilmiyorum," dedi. "Fakat öğreneceğim." Elinde ki kağıdı sertçe yere fırlattı ve ceketini alıp dışarıya çıkmaya yeltenecekken, Barış sertçe kolundan kavradı ve durdurdu. "Nereye gidiyorsun?" diye sordu. "Nereye olacak, Şahin'e." "Sen delirdin mi? O adamın yanına gitmek akıl kârı değil! Bütün öfkeni de alıp onun yanına giderek amacına ulaştırmak dışında hiç bir şey eline geçmeyecek Rüzgar!" Rüzgar, Barış'ın sözleri üzerine hırsla elini duvara geçirdi ve öfkeyle bağırdı. Şahin'in bu senaryoda ki yeri neydi ve neden bu kadar gizemliydi bilmiyordum. Fakat öğreneceğimden emindim. Şakaklarıma yeniden ve bu sefer daha kuvvetli bir ağrı girdiğinde hafifçe inleyerek duvara yaslandım ve ellerimi şakaklarıma götürdüğümde hepsinin dikkati bir anda benim üzerimde toplanmıştı. İyi misin Lizge?" diyerek yanıma koşan ilk kişi Hazal olmuştu. "İyiyim," dedim yalan söylemeyi seçerek. "Şakaklarıma çok keskin bir ağrı girdi sadece, stresten olmalı." dediğimde üçünün de bakışlarında aynı benzer ifade ve yıkımı görmüştüm. En büyük yıkım Rüzgar'a uğramıştı sanki. Bakışlarında büyük bir kasırga vardı. O kasırga tüm her şeyi alaşağı ediyordu. Adı Rüzgar ama kendisi fırtına olan bir adamdı Rüzgar Samyeli. Barış, "gel sen odana geç biraz dinlen diyerek beni odaya götürmesi için Hazal'a bakış attığında hızla kafamı iki yana salladım ve bakışlarımı Rüzgar'dan çekip Barış'a sabitledim. "Gerek yok. Ani bir şeydi geçti gitti. Bana neler olduğunu anlatın lütfen." dediğimde çaresizliğimin nedenini biliyor gibi bakmaları ürpermem neden oldu. Rüzgar sessizliğini koruyordu. Ağzını bıçak açmıyordu ama öyle bir bakıyordu ki şakaklarıma gözlerinde ki kasırga zihnime işlemişti adeta. "Şu an bunları konuşmak hiç birimiz için iyi olmayacak. Biraz dinlen söz akşam hep beraber konuşacağız ama şimdi değil." Diyen Barış bakışlarını bana çevirse de sözlerini bana söylese de ben bakışlarımı bal rengi irislerden alamıyordum. Rüzgar, hiç birimize bir şey demeden hızla çıkıp gittiğinde, Şahin'in yanına gitmeyeceğinden emindik. Biraz yalnız kalıp öfkesini kusmaya ihtiyacı olduğunu biliyordum fakat onu tek bırakamazdım. Hızla kot ceketimi alıp onun peşinden gittim. Tahmin ettiğim gi…