İSKELET ÇİÇEĞİ

5. YAŞAM ÇUKURU

Yazar:

İSKELET ÇİÇEĞİ - Gizem Akmaz kitap kapağı
İSKELET ÇİÇEĞİ kitap kapağı

Şarkılar; Kubilay Aka Hayko Cepkin, Gamzende ki Çukur Sezen Aksu, Ünzile Keyifli okumalar! Soğuk bir kış günlerinde birinde, Lizge yine karanlık oda cezası almıştı. Soğuk hava, bütün bedenini esir alıyor, dar ve karanlık oda nefesini kesiyordu. Küçük elleriyle ısınmaya çalışırken, bir yandan da nefesini düzene sokmaya çalışıyordu. Müdire Hanım, ona bir çok ceza veriyordu fakat en çok can yakanı karanlık oda cezası oluyordu. Kalp atışlarının yüksek desibelli sesi kulaklarında yankılanıyor, soğuk soğuk akan tersler üşümesine neden oluyordu. Neden bu cezayı aldığını ise bilmiyordu. Müdire Hanım'a sorduğunda, bazen bir şeyler için sebebe ihtiyacın olmaz küçük, demiş ve başka hiç bir şey demeden kapıyı kilitleyip gitmişti. Cezası üç gündü. Üç gün boyunca sınırlı yemek ve su hakkı vardı. Açlıktan ve susuzluktan ölmeyecek kadar beslenmesine izin veriliyordu. Yaşıtlarından çok daha zayıf ve kısa olduğu için, vücudunda ki yâda izleri var olduğu için çoğu arkadaşı ondan korkuyordu ve yanına yaklaşmak istemiyordu. Çelimsiz, yara bere dolu bir bedene sahip olmasına rağmen güzelliğini hiç bir şey saklayamıyordu. Kocaman yeşil gözleri, yanaklarında hediye paketi gibi duran derin gamzeleri, onun güzelliğine güzellik katıyordu. Gözleri soğuğun ve açlığın etkisiyle kapanmak üzereyken anahtarın kapı deliğinde bıraktığı sesi duyunca uykuya direndi ve gözlerini yarım da olsa açık tutabilmeyi başarmıştı. İçeriye giren, kendisinden epey uzun olsa da yaşı küçük olan Rüzgar'ı görmesiyle gözleri şaşkınlıkla aralandı. "Sen nasıl girdin buraya Rüzgar?" dedi korkuyla. "Ya sana da ceza verirse? Lütfen o gelmeden çık buradan, görmemiştir hem seni." Rüzgar bir süre boyunca halsiz bir şekilde bakan kızın gözlerine odaklandı. Nasıl bırakıp gidebilirdi ki onu bu karanlık soğuk oda da? Bedeli ne olursa olsun, Lizge'ye acı çektirmelerine izin vermeyecekti. Bu kendisine ve Lizge'ye verdiği sessiz bir sözdü. "Görmeyecek, bana güven." dedi küçük kızı rahatlatmak için. Biliyordu çünkü, Lizge her koşulda Rüzgar'a güvenirdi. Rüzgar ise bu güvenli boşa çıkarmazdı. "Ama nasıl emin oldun ki Rüzgar? Ya gördüyse?" Kızın korkusu bir nebze azalmıyordu. Fakat bu korku kendisi için değil Lizge içindi. "Sen benim elimi tut, yeter ki tut Lizge." dedi küçük kızın korku dolu yeşil harelerine bakarak. "Sen bu eli bir kez tuttuğun an hep sana uzanacak bu eller. Seni koruyacak, kollayacak. Hep arkanda ve yanında olacak." Nihayet küçük kızın gözlerinde ki korku bulutu yok olduğunda ve gülümsediğinde Rüzgar'ın bakışları tek bir yerde durdu. İki derin çukur. Rüzgar için huzur, bu iki derin çukurda saklıydı. Ne olursa olsun, o iki hediye gibi çukuru hep görmek istiyordu. "Rüzgar," dedi Lizge meraklı bir ses tonuyla. Ardından devam etti. "Beni ne zaman karanlık kapılar dar odalar ve soğuk duvarlara kapatsalar, hep çıkaracak mısın beni?" Hiç tereddüt etmeden başıyla hızla onayladı Rüzgar. "İsterlerse yerin yedi kat dibine koysunlar seni, orada bile bulurum. Oradan da çıkarırım seni Lizge." Aldığı cevap ise dünyalara bedeldi. İki derin çukur. Ölüm çukuru muydu onlar? Hayır, onlar yaşam çukuruydu. Rüzgar'ın yaşam çukuruydu. 🌸 Kaç saat geçmişti bilmiyordum. Tek bildiğim şey çok fazla karanlık ve dar bir oda da saatlerdir tıkılıp kaldığımdı. Gelen sayısız kriz tehlikesi ve panik atağın ardından, duvarları yumruklamaya başlamıştım. Birinci saatte kendimi dizginlemeye çalışmıştım ancak nafileydi. İkinci saatte bağırarak ve ağlayarak kapıları ve duvarları yumruklamıştım. Ellerim kan olmuştu. Duvarlarda benim izlerim kalmıştı. Üçüncü saatte Haldun denen adama küfürler yağdırmıştım. Karşılığı ise üç tokat olmuştu. Burnumdan ve alnımdan akan kanları da bu odaya iz olarak bırakmıştım. Kalan saatler hakkında bilgim yoktu çünkü bayılmıştım. Yıllar sonra en çok korktuğum, hep kaçtığını o yerdeydim. Burası yetiştirme yurdunun ceza odası değildi. Fakat bir kumarhanenin ceza odasıydı. Yıllar sonra ilk kez, en çok korktuğum yerdeydim. Yine tek başıma. O gün, beni kim çıkarmıştı hatırlamıyordum, fakat bu g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku