İSKELET ÇİÇEĞİ

1. SİSLİ ANILAR

Yazar:

İSKELET ÇİÇEĞİ - Gizem Akmaz kitap kapağı
İSKELET ÇİÇEĞİ kitap kapağı

Şarkılar; Barış Diri, Derinden Derinden Şebnem Ferah, Eller Günahkâr Keyifli okumalar! Nefessiz kalmıştım. Nefes almak bu kadar zor olmamalıydı, fakat ben nefes alamıyordum. Hızla doğruldum yattığım yerden. Derin derin nefesler alıp veriyordum fakat yeni yeni farkına varıyordum. Uykusuzluktan bayıldığım her an gördüğüm, nefesimi kesen onlarca gerçek sandığım kabuslardan birini daha geride bırakmıştım. Terden sırılsıklam olmuş bedenim beni iyice huzursuz etmeye başladığı için kendimi soğuk suyun altına bıraktım. Saat gecenin dördü olmasına rağmen yalnızca iki saat uyuyabilmemin huzursuzluğu vardı üzerimde. İki saatlik uyku beni en az iki gün idare ederdi. Uykusuzluktan bayılma evresine gelene kadar uyuyamıyordum. Korktuğum, kaçtığını ne varsa uykularımdaydı. Banyodan çıktım ve üzerimde bornoz ile balkona çıktım. Sonbahar kendisini yeni yeni belli etmeye başladığı için havalar soğuk değildi. İnce ellerimin arasına yerleştirdiğim sigaranın dumanı genzimi yakıyordu. Bu hissi seviyordum. Gecenin sessizliği ve hafif soğukluğu, bana iyi geliyordu. İnsanların olmadığı her zaman dilimi bana iyi geliyordu. Ciğerlerime çektiğim sigara, zihnimi susturur sandım ama hayır, hiç bir şey beni düşünmekten, unuttuğum unutmak zorunda kaldığım şeylerden alıkoyamıyordu. Zihnimizde yok olanlar anılar mıydı, yoksa kişiler miydi? İnsan en değerli anılarını saklayabilir miydi? Unuttuğu kişileri yeniden bulup, her şeyi sil baştan yazabilir miydi? Her şeyi unutup, sisli bir dünyanın kapılarını açabilir miydi? Ruhum, ağır darbeler eşliğinde ahenkle dans ederken, zihnim ve bedenim çoğu zaman bu acıya ayak uyduramıyordu. Yok olmak ister ya bazen insan, veya yok olduğu yerden yeniden var olmak ister. İşte o zaman belki de bir insanın dönüm noktası olur. Her bitişin ardında, çok büyük acılar ve ağır yaralanmış bir ruh bulunur elbet. Her gidişlerin ardında bir kalan ve belki de çaresiz bırakılan göz yaşları vardır. Her unutuluşun ardında olan şeyleri bilebilmeyi her şeyden çok isterdim aslında. Belki de unutmak sadece bir hiçlikten ibaretti. Unutan için her şey hiçlikten ibaret olabilirdi elbet peki ya kalanlar? Onlar için unutuluş nedir diye sorsalar işte buna bir cevap bulamıyordum. Çünkü, ben unutmuştum. Geçmişi, günümü ve belki de yarınımı. Unuttuklarım, arkamda bırakmak zorunda kaldıklarım, ne hissetmişti veya ne hissediyorlardı bilmiyordum bile. Bu bilinmezlik beni yoruyordu. Günden güne amansız bir kemik erimesi hastalığı misali ruhumu eritiyordu. Kaç saattir burada böyle oturduğumu bilmiyordum fakat hava çoktan aydınlanmıştı. İnsanlar okuluna işine giderken bu yoğun insan sesi yüzümü buruşturmama neden olmuştu. Daha bir kaç saat önce duşa girmeme rağmen ağır adımlarla tekrar duşa ilerledim. Kafamda dönen sorulardan kaçmak istediğim için soğuk bir duşa girmeye karar vermiştim. Zihnim susmuyordu, susmadığı yetmezmiş gibi sürekli bin bir çeşit ihtimali aklıma sokuyordu. Soğuk suyun verdiği dinçlikle hızla banyodan çıktım ve üzerimi giyindim. Tam o sırada çalan kapının sesiyle kapıya doğru ilerledim. Ev sahibi Hilmi amca, yine bütün aksiliği ile kapımda dikiliyordu. "Nerede benim param?" Sorusuyla gözlerimi devirdim. "Sana da günaydın Hilmi amca." dedim bezmiş bir sesle. Kaşları mümkünmüş gibi daha da çatılmıştı. "Günaydınlık hal mi bıraktın adamda? Kiranın son üç aylık kısmını iki hafta sonra vereceğim dedin, bir ay oldu!" Bağırdığı için yüzümü buruşturdum. "Hilmi amca, olmayan paramı sana nasıl vereceğim söyler misin?" Karşımda ki aksi adam bezgince bıyıklarını düzeltti. "Yeni kiracı buldum. Temiz, güzel ve maddi durumu yeterli bir aile. Yarın taşınacaklar. Seninle yaptığımız kira sözleşmesi bitti zaten. Üstelik kiramı da vermiyorsun. Yarın geldiğimde bu evi boş görmezsem olacaklara karışmam, bilesin!" Bir şey dememe fırsat vermeden hızla çıkıp gittiğinde öfkeyle kapıyı çarptım. Bir yıldır burada oturuyordum ve kirayı ilk kez aksatmak zorunda kalmıştım. İlk seferden direkt adam mı kovulurdu be! Aksi adam hiç halden anlamıyordu. Sinirle söylene söylene o…

Bölümün tamamını WritePad'de oku