İSKELET ÇİÇEĞİ

11. ÖLÜM ARAFI

Yazar:

İSKELET ÇİÇEĞİ - Gizem Akmaz kitap kapağı
İSKELET ÇİÇEĞİ kitap kapağı

Şarkılar; Model, Bu Matem Dolu Cennet Haluk Levent, Sevenler Ağlarmış Keyifli Okumalar! Lizge, oflayarak saçlarını toplamaya çalışırken, bir kez daha bundan ne kadar nefret ettiğini fark etmişti. "Neden saçımı toplamak zorundayım ki, okulda bu kadar saçma kurallar neden var Rüzgar?" dediğinde Rüzgar dayanamayıp kahkaha atmıştı. "Düzgün tertemiz görünmek lazım iskelet çiçeği, resmi bir kurum orası. Yani öğretmenimiz bize öyle demişti." dediğinde Lizge bir kere daha ofladı. "Ben okula gitmek istemiyorum Rüzgar ya. Okuma ve yazmayı öğrendim zaten yetmez mi?" dediğinde sekiz yaşında olmanın verdiği bir bıkkınlık vardı Lizge'nin üzerinde. "Yetmez tabi kızım, her şeyi bilmen lazım. Çok zeki olursan iyi bir işin olur ve büyüdüğünde kendi evin olur." dediğinde Lizge yine memnuniyetsizce kaşlarını çatmıştı. "İyi de ben büyüyünce sen neredeysen orada yaşayacağım, bana ne zeki olmak istemiyorum seninle olmak istiyorum," dediğinde Rüzgar tatlı tatlı gülümsemişti. "Benimle beraber yaşamak için birazcık saçlarını toplamaya dayanabilir misin?" diye sorduğunda Lizge kararsızca bir elinde ki tokaya bir Rüzgar'a bakıyordu. "Bir şartla kabul ederim," dediğinde Rüzgar tekrar gülmüştü. "Söyle bakalım şartını baş belası," dediğinde Lizge saçlarıyla uğraşmayı bırakıp Rüzgar'ın yanına doğru minik adımlarla ilerledi. "Saçlarımı hep sen tarayıp toplayacaksın. Bir tek sen acıtmıyorsun çünkü," dediğinde Rüzgar buruk bir tebessümle bakıyordu karşısında ki küçük kıza. Müdire, daha önce Lizge'nin saçlarını çok kez çekmişti. Rüzgar bunu biliyordu ve kocaman gözlerinden dökülen her damla yaşın intikamını almak istiyordu. "Söz veriyorum iskelet çiçeği, saçlarınla artık hep ben ilgileneceğim," dediğinde Lizge kocaman bir gülümseme bahşetmişti. "Yaralarımı da öper misin peki?" diye sorduğunda Rüzgar buruk bir şekilde küçük kıza bakıyordu. "Babam anneme yaralarını öpersem iyileşirsin derdi hep. Belki sen benim yaralarımı öpersen bende iyileşirim," dediğinde Rüzgar kendisinden bir kere daha nefret etmişti. En değerlisinin canı yanarken, hiç bir şey yapamamak, onun için tarifi olmayan bir işkence gibiydi. "Öperim, senin acın geçsin yeter ki. Ben o acıları silebilmek için her şeyi yaparım senin için," dediğinde Lizge her zerresinde ki acıya rağmen gülümsemişti. Lizge, babasından öğrendiği sayılı şeylerden birini yapmaya çalışıyordu. Babası ona, "sevgi iyileştirir kızım," derdi. Şimdi ise Lizge Rüzgar'ı ve iki arkadaşını her şeyden çok severek onların acısını geçirmek istiyordu. Birbirlerine hiç belli etmezlerdi fakat canları hep yanardı. O anlarda hep sessizce birbirlerine sarılıp, yaralarını sevgiyle sarmaya çalışırlardı. Lizge, sevginin gücüne o kadar inanıyordu ki, insanı ölümden bile döndürebileceğine inanıyordu. Babası sevilmediği için ölmüştü. Bu yüzden sevilen insanların ölmediğine inanmayı tüm benliği ile kabul etmişti. Gece ve gündüzün, asla birbirine kavuşamaması gibiydi hayat. Sürekli bir şeylere kavuşmak için kovalamak ve asla yakalayamamak kadar imkansızdı bazı meseleler. Kimine göre imkansız diye bir şey yoktur; kimine göre hayat mucizelerle doludur. Her şey imkansız mıdır bilmiyordum fakat mucizelerin asla gerçekleşmeyeceğini biliyordum. Mucizeler; gerçek olamadıkları için, imkansız oldukları için mucizeydi. İmkansızlıklar ve imkanlar ise gece ve gündüz gibi birbirini kovalıyordu. Gözlerime vuran güneşin ışığıyla gözlerimi açtığımda, koltukta uyuyakaldığımızı fark etmem çok uzun sürmemişti. Ben, Rüzgar'ın dizine uzanmıştım. Rüzgar ise yarı oturur bir şekilde rahatsız bir şekilde uyuyordu. Elleri saçlarımdaydı, en son saçlarımı okşadığını hatırlıyordum. "Rüzgar, kalk hadi sabah olmuş," diyerek onu bu rahatsız pozisyondan kurtarmak istesem de hiç bir tepki vermeden uyumaya devam etmesi sinirimi bozmuştu. "Rüzgar kime diyorum ben!" diye sesimi yükselttiğimde hafifçe yerinden kıpırdandı ve gözlerini yavaşça araladı. "Ne bağırıyorsun sabah sabah ya," diye uykulu bir şekilde söylenirken bu haline güldüm. "Öğlen olmuş Rüzgar sabah mı kaldı." dediğimde gözle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku