İsimsiz: Ölü Çiçek

7. Bölüm: Geçmişi Hisset

Yazar:

İsimsiz: Ölü Çiçek – Sena Sayılkan kitap kapağı
İsimsiz: Ölü Çiçek – Sena Sayılkan kitap kapağı

Güç nedir? Etki edebilme kapasitesidir. Fizikte, bir cismi hareket ettirebilme ya da mevcut hareketini değiştirebilme yeteneği. Hayatta ise bir insanın, bir fikrin ya da bir kurumun başka şeyler üzerinde iz bırakabilme kabiliyeti. Para bir güçtür. Bilgi bir güçtür. Karizma bir güçtür. Kimi zaman sessizlik bile güçtür. Satrançta vezir güçlüdür çünkü hareket alanı geniştir. Ama bazen oyunu kazandıran bir piyon olur. Demek ki güç sadece kapasite değil, doğru yerde kullanma zekâsıdır. Güç her zaman iyi değildir. Kontrolsüz güç yıkıcıdır. Tarih bunun örnekleriyle dolu. O yüzden güçle birlikte sorumluluk gelmezse ortaya zorbalık çıkar. Gerçek güç, bir şeyi yapabilmek değil, yapmamayı seçebilmektir. İşte orada irade devreye girer ve insan ham enerjiden bilinçli kuvvete dönüşür. Küçük, yavaş adımlarım Rexan’ı takip ediyordu. Benim için özellikle yavaş yürüyordu, çantamı bile almıştı. Kapıya vardığında durup arkasına baktı. Gelmemi bekledi. Yanına vardığımda havalimanının son kapısından da çıktık. Ben taksiyle gideceğimizi düşünsem de en ileride bekleyen siyah arabaya doğru ilerledi. Arabanın sağ koltuğundan birisi inip yanımıza geldi. Rexan’ın elindeki iki çantayı da alıp arabanın bagajına koydu. Rexan bana arka kapıyı açtığında yavaşça arabaya bindim. Kapıyı kapatıp diğer tarafa döndü, kendi de bindi. Arabadan inen kişi yine öne geçmişti. Hiçbir şey konuşulmamıştı ama onlar sanki ne yapmaları gerektiğini biliyor gibiydiler. Bir zamanlar hayalini kurduğum kentteydim ama hiç ilgimi çekmiyordu. Bu güneşli yaz gününde insanlar oldukça enerjik görünüyordu. Birlikte eğlenen arkadaş grupları, sevgililer yada yalnız başına gezen kişiler... Şehir merkezinden geçerken yabancı bir tanıdıklık hissettim. Yabancı tanıdıklık nedir bilir misiniz? Kimileri, ev gibi ama ev değil, tanıdık ama huzur verici değil der. Çoğu kalbin hafızası der. Kimisi, çok iyi bildiğin şeyin yabancılaşması, kimisi de ilk kez gördüğün şeyin yıllardır tanıdık geliyor olması, der. Benim için neydi, ilk kez gördüğün bir yerin tanıdık ama huzursuz hissettirmesi. İlk kez geçtiğim bu Roma sokakları nasıl tanıdık gelebilirdi ki bana. Bir yerlerden geçtik, renkli sokaklardan, geçmişini anlatan mimarilerin önünden, hepsinde tanıdıklık hissi vardı içimde ama huzursuzdum. Araba taştan bir binanın önünde durduğunda önce etrafa sonra Rexan’a baktım. Arabadan indiğimde bende inmiştim. Önünde durduğumuz altı katlı taş binaya bakıyordum, geçmişin sırlarını ve yüklerini taşıyor gibiydi. Belki yaşlı bir ağaç gibiydi ama bükülmeden dimdik duruyordu. Rexan’in bana baktığını hissettiğimde başımı ona çevirdim. Beni bekliyordu ama seslenmemişti. Yanına ilerledim, çantaları almıştı bile. “İyi misin?” yavaşça başımı salladım. Son birkaç günde en sık duyduğum cümleydi. Cevabım hiç değişmemişti, başımı sallıyordum yalnızca. Binanın kapısını açıp içeriye bir adım attı ve benim geçmem için kapıyı tuttu. Sanki o buraya hiç yabancı değildi. O kadar rahat hareket ediyordu ki, her şeyi avucunun içi gibi biliyordu sanki. Asansörü olmayan eski bina her adımda küçük sırlar fısıldıyordu. 4. Kata geldiğimizde bir kapının önünde durduk. Önce kapıya baktı bir süre, sonra elindeki anahtarlarla kapıyı açtı yavaşça. Sanki içeride birileri yaşıyordu, o kadar özenli ve toparlıydı içerisi. Bir toz tanesi bile görünmüyordu. Eğer birisi yaşıyorduysa biz neden buraya gelmiştik? İçeri girdi, arkasından ilerledim, kapıyı kapattım. “Evde kimse yok.” Sanki aklımı okuyordu, Rexan’a baktım. İtalyanca konuşmuştu, anlayacağımı biliyordu. “Rahat olabilirsin. Benim evim burası, kimse yok başka. Yorgun musun? Yolculuk çok uzun sürdü. Uyuyabilirsin.” Başımı iki yana sallamıştım sadece. Seslice nefes verdi, elindeki çantaları yavaşça yere bıraktı. “Velina, lütfen konuş artık. Ne kadar süre daha konuşmadan anlaşmaya çalışacaksın. Ben sesini unutmamak için çabalıyorum günlerdir. Sen unutmadın mı sesini? Bazen konuşmayı hatırladığından şüpheleniyorum, bir şey söyle artık günler geçti lütfen.” Yavaşça yutkundum. Bana bakan gözlerde acı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku