İsimsiz: Ölü Çiçek

4. Bölüm: İhanet

Yazar:

İsimsiz: Ölü Çiçek - sena sayılkan kitap kapağı
İsimsiz: Ölü Çiçek kitap kapağı

Neler yaşamıştım bir haftada, ne çok şey olmuştu. Bir yılda yaşamadığım her şey patlak vermişti bir anda. Şimdi gerçek katil kimdi? Milan mıydı? Geldiğim günden beri suçladığım Milan. Beni bu hayatın içine sokan kişinin o olduğunu düşünmüştüm. Bade Asrın’ın katilinin o olduğunu düşünmüştüm. Aras Yaman mıydı? Aras’tı. Beni bu dünyanın içine sokan kişi Milan değil Aras’tı. Bade Asrın’ın katili Aras Yaman’dı. Kimse aksini söyleyemezdi. Ben miydim? Silas’ı öldürmek istemiştim, ben de katil oluyordum bu durumda değil mi? Gerçi ben bu hayata gelerek annemin ölümüne de neden olmuştum. Sanırım en kötü katil bendim. Elimdeki bardak düştüğünde elim yanmıştı. Geri çekilerek bacağıma dökülmesinden kaçabilirim sanmıştım ama olmamıştı. Elimi bacağıma sürttüm birkaç kez. Bardak sertçe düşmüş olsa da kırılmamıştı. “İyi misin? Bekle buz getireyim.” Cevap vermemiştim. Wellington yanımdan kalkıp mutfağa ilerledi, bir buz alıp yeniden yanıma geldi. Bana uzattığı buzu alıp bacağımın üzerine koydum. “Üzerini değiştir istersen, iz kalmasın.” “Önemli değil, devam edelim biz.” Yine aynı ben, soğuk ruhsuz. Dün akşam pekte eğleniyordum oysa. Çorba hazırlarken gerçek dünyadan bir süreliğine kopmuş, eskisi gibi hissetmiştim. Çok uzun sürmemişti. Ayılabilmek için yaptığım kahveyi bile elimde tutamamış üstüme başına döküp yakmıştım kendimi. Yeniden bir kahve almaya gidemeyecek kadar üşengeç, isteyemeyecek kadar da korkaktım. Wellington ile zaten dün yeterince kavga etmiştik. Bana bilgisayarda yapılan şeyleri öğretseler de bu kadar detaylı anlatmamışlardı. Bir süre daha bilgisayarda yapmam gereken işleri öğreteceklerini söylemişlerdi. Hepsi bir şeyler öğretiyorlardı. Hepsi en iyi bildikleri şeylerden bir şeyler öğretiyorlardı. Ama geldiğimden beri Wellington dışında bilgisayar başına oturanı görmemiştim. Belki biliyorlardı ama Welli kadar iyi değillerdi, buna emindim. Bazen bana anlattığını unutup o kadar hızlı hareket ediyordu ki, fark ettiğinde en başından yeniden anlatıyordu. Hemen ezberleyemeyeceğimi biliyor olacak ki bana lazım olacak her şeyi bir bilgisayar dosyası haline getirip şifrelemişti. Bu şifre olurda başkası açarsa bilgisayarı bilgileri göremezsin diyeydi. Riskliydi yaptığı ama yapmıştı. Şifreyi ne kadar süre aklımda tutardım bilmiyordum. Yemek yeme isteğim yine kaybolmuştu, dünkü çorba ve birkaç gün önce yediğim tavuk dışında uzun zamandır kendi isteğimle bir şey yemiyordum zaten. Bilgisayarda öğreteceği şeyler bugünlük bittiğinde üçüncü katta her zaman kaldığım odaya çıkıp duş aldım. Üzerimi giyindikten sonra yatağa oturdum. Aşağıya inmek istememiştim. Yalnız kalmak istiyordum. Oturduğum yerde, koyu kahve döşenmiş ahşap zemini seyrettim. Sonra ayağa kalktım, masaya ilerleyip çekmeceleri kurcaladım. Bir kâğıt ve kalem buldum sonra, tam da istediğim gibi. Sandalyeyi biraz geriye çekip oturdum. Boş sayfalardan birisini açıp çizim yaptım. Eskiden olduğu gibi. Kapım aniden açıldığında bütün vücudum titremişti. Çizim yapmaya o kadar çok dalmıştı ki dıştan gelen bir uyaran beni etkilemekte zorlanmıyordu. Kapıya baktığımda Rex’i gördüm. Yüzündeki ifadesizliği koruyordu ama gözlerinde tedirginlik vardı. “Ne oluyor Rex?” “Ee, ne yapıyorsun?” kaşlarımı çattım. “Odadasın değil mi? Odadan çıkma.” Benim cevap vermemi beklemiyordu bile. “Rex ne oluyor?” “Silas burada, odadan çıkmıyorsun Vel. O gittiğinde haber vereceğim sana.” “Neden çıkmıyormuşum?” “Vel, yapma. Silas’ın neden geldiğini bilmiyoruz. Ben çıktığımda içeriden kapıyı kilitle ve burada kal, lütfen.” Belinden çıkarttığı silahı takip etti gözlerim. Önce silahı kurdu, kontrol etti sonra yeniden emniyete aldı. Masamın üstüne bıraktıktan sonra odadan çıkıp kapımı kapattı. Ayağa kalkıp kapıyı kilitledikten sonra masada duran silaha takıldı gözlerim. Ne çabuk dönmüştüm gerçek hayata? Oysa çizim yapıp biraz uzaklaşmak istemiştim bu yaşananlardan. Silah kullanmayı öğretmişlerdi, biliyordum. Ama hiç kendi isteğimle almamıştım o silahı. Pencereye doğru ilerledim. Siyah tül perdelerin ardından bahçeye bakt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku