İntikamın Gölgesi

5. Bölüm - Bir Kurşunluk Mesafe

Yazar:

İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı
İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı

-Ateş- Belimdeki boşluğu hissettiğim an birkaç saniyelik sessizlik kafamın içinde yankılandı. Parmağımın her zaman soğuk metalin kabzasına değdiği yerde şimdi yalnızca ceketimin sert kumaşı vardı. O küçücük eksiklik bile etrafımdaki havayı değiştirmişti. Karşımda yarım daire oluşturmuş on adamın yüzündeki ifade bunu fark ettiğimi anlamış gibiydi. Sanki hepsi aynı anda biraz daha rahat nefes almıştı. Sokak dar, taş duvarlar rutubet kokuyordu; yukarıdaki sarı sokak lambası bozuktu, arada bir titreyip hepimizin yüzünü parçalı bir gölgeye bölüyordu. Uzaktan geçen arabaların uğultusu buraya kadar boğuk geliyordu ama bu çıkmaz sokağın içinde dünyanın geri kalanı kesilmiş gibiydi. Kravatlı adamlardan biri dudaklarının kenarında küçümseyen bir gülümsemeyle bana baktı. “Silahını mı arıyorsun?” dedi ağır bir Rus aksanıyla. Elinde benim tabancam vardı. İki parmağının arasında oyuncakmış gibi çeviriyordu. “Senin gibi adamların en büyük hatası,” dedim omzumu hafifçe silkerek, “Her şeyi silahtan ibaret sanmanız.” Sözüm bitince içlerinden ikisi aynı anda üzerime yürüdü. Biri doğrudan çeneme vurmayı denedi. Yumruğu daha havadayken bile nereye ineceğini görmüştüm. Kafamı hafif yana eğdim, yumruk kulağımın yanından geçti, adamın bileğini yakalayıp bütün ağırlığıyla öne çekerek dizimi karnına sapladım. Adamın nefesi bir anda kesildi, yüzü buruştu. Onu bırakmadan omzunun üzerinden savurup arkamdaki diğerinin dizlerine çarptırdım. İkisi birlikte yere devrildi. Üçüncü adam hiç vakit kaybetmeden cebinden bıçak çıkardı. Sokak lambasının altında bıçağın kenarı bir an parladı. “İşte bu biraz daha ilginç,” dedim. Adam bıçağı sağdan savurdu, geri çekildim. Sol omzuma doğru ikinci hamleyi yaptı, bu kez bileğini yakalayıp duvara çarptım. Taş duvara çarpan kemik sesi kuru bir yankı bıraktı. Bıçağı elinden düştü ama adam pes etmedi; alnını yüzüme doğru savurdu. Son anda geri çekilmesem burnumu kırabilirdi. Gülümsedim. “Aferin,” dedim alçak sesle. “Diğerlerinden farklısın.” Sonra alnımı onun yüzüne sertçe çarpıp sendelemesini sağladım, ceketinin yakasından tutup diz çökene kadar aşağı bastırdım. Geri kalanlar artık bunun kısa sürmeyeceğini anlamıştı. Kravatlı olan eliyle işaret verdi. Bu sefer hepsi aynı anda saldırdı. Böyle anlarda düşünmem. Sayarım. Mesafe. Ağırlık. Nefes. Korku. İnsan korktuğu an yavaşlar. İlk adam soldan geldi; yumruğunu engelleyip dirseğini ters yöne bükerek yolundan çektim. İkincinin tekmesini dizimle karşıladım. Üçüncünün boğazıma uzanan eli daha bana değmeden bileğini kıvırıp onu öndeki adamın üzerine ittirdim. Birinin ceketi yırtıldı, birinin saati yere düşüp taş zeminde kırıldı. İçlerinden biri arkamdan boynuma sarıldı. Nefesimi kesmeye çalışıyordu. Kolları güçlüydü. Çenesini omzuma dayamıştı. “Yakalandın.” diye fısıldadı. “Hayır,” dedim sakin bir sesle. “Sadece fazla yaklaştın.” Topuğumu ayağının üstüne bastırıp kafamı geriye savurdum. Burnuna denk gelmiş olacak ki kavrayışı bir anda gevşedi. Dirseğimi kaburgalarına geçirip onu sırtımdan aldım ve öne savurdum. Adam yere kapaklanırken diğerinin yumruğu yanağıma çarptı. Başım hafifçe döndü. Dilimin kenarında metalik bir tat hissettim. Elimi dudak kenarıma götürdüm; kan. Bir an parmaklarımdaki kırmızılığa baktım. Sonra yavaşça başımı kaldırdım. Karşımdaki adam az önce ne yaptığını anlayınca yüzündeki ifade değişti. Çünkü bazı insanlar vardır, vurduğunuzda geri çekilir. Bazılarıysa yalnızca size gerçekten başlamanız için sebep verir. “Şimdi sıra bana geldi.” dedim. Üzerine yürüdüm. Geri çekilmeye çalıştı ama geç kalmıştı. Midesine sert bir yumruk attım, nefesi kesildi. Yakadan tutup duvara çarptım. “Beni alman için kimin seni gönderdiğini söyle.” “Söylemem.” dedi dişlerinin arasından. “Yanlış cevap.” Omzuna baskı yapıp dengesini bozarak yere indirdim. Tam o sırada arkamdan gelen ayak sesini duydum. Eğildim. Demir çubuk başımın üstünden geçip duvara çarptı. Kıvılcım sesi gibi sert bir yankı oldu. Çubuğu tutan adam tekrar kaldırmadan bileğini tekmeyle savurdum. Çubuk elinden fırladı. Ha…

Bölümün tamamını WritePad'de oku