İntikamın Gölgesi

3. Bölüm - Sessiz Tanık

Yazar:

İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı
İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı

Bugün çok mutluyum. Çünkü sınıfça kampa gideceğiz. Bu nasıl düzenlendi hiçbir fikrim yok, çünkü bizim çok katıdır. Şu ana kadar hiç gezi düzenlenmemişti. Kafasına taş mı düştü ne? Çadırlarda kalacakmışız, umarım içeri böcek girmek. Çadırlarda ikili kalınacakmış, ben Nisa ile kalmayı düşünüyorum. Çünkü erkeklerin ne yapacağı belli olmaz. Gerçekten şu anda ağabeyimden ayrı tek gideceğim gezi bu olacak. Ağabeyim izin verecek mi? Neyse bana kıyamaz verir herhâlde. Okuldan eve geldiğimde hemen ağabeyimin yanına koşup şirinlik yapmaya çalıştım. ‘’Ağabey! Sen dünyanın en iyi ağabeyisin ve en tatlı, en yakışıklı, en havalı, en i-’’derken ağabeyim beni hemen susturdu. ‘’Ne söyleyeceksen söyle, şirinlik daha doğrusu yalakalık yapmaya çalışma.’’ Saçını savurup kendi beğenmiş bir tavırla, ‘’Ayrıca saydığın bütün enlerin kendimde olduğunu… Biliyorum.’’ diyerek güldü. Bende hemen heyecanla anlatmaya başladım. ‘’Okulun İLK KEZ düzenlediği bir kamp var. Bu yüzden bana şu kâğıdı imzalar mısın?’’ ‘’Hm ben de gelirsem imzalarım.’’ dedi. Ağabeyim sanki o olmazsa bir adam tarafından kaçırılıp işkence görecekmişim gibi davranıyor! ‘’Ağabey şey bu kâğıt tek kişilik, ayrıca kendimi koruyabiliyorum değil mi? Nisa’yla ve sınıfla gezeceğim zaten başka bir şey yapmayacağım ki.’’ ‘’Senin başına her şey gelebilir Gece! Bir adam seni kaçırabilir mesela. Tamam, imzalıyorum ama yediklerine ve içtiklerine dikkat et, tamam mı?’’ dedi. Şaşırdım, çünkü ağabeyim bana ilk defa izin verdi. Yarın her şeyin ilkini yaşayacağım vay canına! Hemen eve gidip eşyalarımı hazırlamaya başladım. Dört günlük bir kamp olsa da baya heyecanlıydım ama ağabeyim bana bir şart koydu. O da her gece onu görüntülü aramam. Beni görmeden duramıyor, çıldıracağım! Neyse sonuçta tek başına bir geziye gidecektim. Eşyalarımı hazırlayıp hemen yatağıma uzandım. İlk defa kampa gideceğim için çok heyecanlıydım ve dört gün sürecekti. Çok ama çok heyecanlıydım. O akşam zar zor uyumuştum. Sabah olunca okulun bahçesinde buluştuk. Servise bindik ve kamp alanına doğru gitmeye başladık. Yaklaşık otuz ya da kırk dakika sonra kamp alanına geldik. Nisa’yla birlikte bakınıyorduk. Kamp yapacağımız yer bir ormanlık alandı doğal olarak şehrin ortasında olacak değildi ya. Sanırım sadece tek kötü yanı ormanın biraz korkunç görünmesiydi. Olsun sonuçta ilk kez kamp yapacaktık, yemekleri ve çadırları onların vereceklerini söylediler, oh ne güzel. O sırada bu yerin sahibi geldi, yani öyle duydum. Bize açıklama yapacakmış. Nasıl bir adam desem, uzun siyah saçlı, siyah şapkası ve siyah maskesi vardı. İlk önce isimlerimizi öğrenecekmiş. ‘’Ona ne ki bizim adımızdan? Adımızı öğrenip çadırların üzerine yazacak değil ya, herkes kendi çadırını bilir.’’ dedi Nisa. Aslında haklıydı. Ama adam bu konuda ısrarcıydı. Herkese tek tek ismini soruyordu. Sıra Nisa ile bana gelince ilk Nisa ya sordu. ‘’Senin adın ne?’’ ‘’Şunu söylerseniz cevaplayacağım. Sizin adınız ne? İsimlerimizi ne yapacaksınız ve neden şapka ve maske takıyorsunuz?’’ Adam şaşkın bir ifadeyle, “Neden ki şimdi bunu sordun?’’ dedi ama sonra ciddileşti. ‘’Madem merak ediyorsun, söyleyeyim. Adım Furkan, isimlerinizi hiçbir şey yapmayacağım, ben her insanla samimi olmak isterim. Neden maske takıyorum? Çünkü gribim. Ve neden şapka takıyorum? Güneş gözüme gelmesin diye, gözlük takınca camlar buğulandığı için şapka takıyorum. Ve bu yüzden yemekleri size yardımcılarım verecek. Evet, şimdi adın?’’ dedi. ‘’Nisa.’’ Şimdi isim söyleme sırası bendeydi. ‘’İsmin ne?’’ ‘’Gece.’’ Sonra adamın yüzünde değişik ve garip bir şekilde gülümseme belirdi, gözlerinden anlayabiliyordum. Bu ne ya sapık mı bu adam? Neyse, yapacak bir şey yok adım elden gitti. Herkes acıktığı için yemek saatinde masalara oturduk. Evet, bir de yemek saati var! Kendimi tekrar ilkokula başlamış gibi hissediyordum. Yemekte, mercimek çorbası, ekmek, patates kızartması, köfte ve portakal suyu vardı. Yani… Kamp yerinde çokta bir şey bekleyemem ama mercimek çorbası yerine başka bir şey de olabilirdi. Nisa şanslıydı çünkü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku