İntikamın Gölgesi

2. Bölüm - Henüz Değil

Yazar:

İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı
İntikamın Gölgesi – Rainy kitap kapağı

Sabah uyandığımda, düşüncelerin arasında uyuyakaldığımı fark ettim. Saat yediydi. Ama kafamdaki sorular hâlâ yerindeydi. O kadın kimdi? Arabayı süren adam beni görmesine rağmen neden durmadı? Ve eğer o kız suçluysa… Neden beni kurtardı? Kapı açıldı. Ağabeyim içeri girdi. Beni uyandırmaya gelmişti ama zaten ayaktaydım. Yüzüme baktı, bir an duraksadı. “Vay, erkencisin. Okulu bu kadar sevdiğini bilseydim…” dedi. Göz devirdim. Okul için uyanmamıştım. O kadının hâlâ tam olarak kim olduğunu merak ediyordum. Bunları düşünürken bir yandan da okul için hazırlandım ve ağabeyimle beraber evden çıktık. Ağabeyim kafeye, bende okula gittim. Okul her zamanki gibiydi: gürültülü, sıkıcı ve gereksiz uzun. Tek iyi tarafı Nisa’ydı. Onu bahçede görünce içim biraz olsun hafifledi. Yanına gidip boş muhabbet açtım. Dersler zaten bitmiş sayılırdı. Herkesin aklı sınavdaydı. Benimki de… Sözde. “Az kaldı Gece,” dedim içimden. “Az daha dayan.” Okul çıkışı Nisa’yla birlikte kafeye gittik. Kapıdan girer girmez seslendim: “Garson bey, bakar mısınız?” Ağabeyim refleksle döndü. “Hemen geliyorum hanımefendi-” Sonra yüzü değişti. “Gece.” Nisa’yla birlikte güldük. Ama o an kapı açıldı. Ve ortamın havası değişti. İçeri giren adamlar… Yanlıştı. Sadece görünüş olarak değil. His olarak. Takım elbiseleri düzgündü ama duruşları değildi. Biri sandalyesine yayıldı. “Beş americano,” dedi. “Hızlı.” Nisa’ya baktı. Sonra sırıttı. “Ne bakıyorsun?” Devamını getirmedi. Getirmesine gerek kalmadı. Elindeki kahveyi Nisa’nın yüzüne fırlattı. Ağabeyim o an o kadar kızgındı ki, bakışları daha da sertleşti. Ağabeyim Nisa’yı lavaboya götürdü. Orada bir şey koptu. Düşünmedim. Sadece hareket ettim. Adamı tekmelediğimde sandalyesiyle birlikte devrildi. Elindeki diğer kahveyi alıp yüzüne boşalttım. “Bu da benden,” dedim. İçimdeki ses alkış tutuyordu. Nihayet biri hak ettiğini almıştı. Arkamdan ses duyup döndüğümde patronun aşağı indiğini gördüm. Bu adam da ne zaman kavga dövüş olsa aşağı iniyor? Tıpkı dizinin en heyecanlı yerinde reklam girmesi gibi sinir bozucu! ‘’Ne oluyor Gece! Canın kovulmak istiyor herhâlde!’’ deyince, hafifçe sırıttım. ‘’Ben şu anda çalışmıyorum. Ne o artık müşterilere de mi karışmaya başladınız?’’ dedim. Patron utancından bir şey diyemedi ve tekrar yukarı çıktı. Diğer adamlar bana garipçe bakıyorlardı. Hiç mi dövüşmeyi bilen bir kız görmediler? Sanki hiç görülmemiş bir uzay mekiğine bakıyorlar. Tam o sırada içeri uzun boylu, yakışıklı ve takım elbiseli bir adam girdi. ‘’Ee? Americano nerede kaldı? Neredeyse bir saattir bekliyorum.’’ dedi. Sonra da yerde üzerine americano kahve döktüğüm adama baktı. ‘’Ne oldu burada, buna ne oldu?’’ deyince bütün adamlar bana döndü. Bu yüzden bu uzun boylu adam da bana baktı. ‘’Ne yani? Hepsini sadece bu kız mı yaptı? Hah cidden mi? Hiç güleceğim yoktu, koskoca adamı yere düşürüp, üzerine americano mu fırlatacak?’’ Resmen benimle dalga geçiyordu, ona da aynısını yapayım da görsün o gününü, ayrıca artık ona yakışıklı demeyeceğim. Demek Nisa’nın yüzüne americano fırlatan adamın patronu ha? O zaman benim de düşmanımdır. Sonra da adamlardan biri konuşmaya başladı. ‘’Gerçekten patron, biz de inanmak istemezdik ama o yaptı.’’ ‘’Gerçekten o mu yaptı?’’ ‘’Gerçekten patron, o yaptı.’’ Şaşkın bir suratı vardı ama hemen sanki imajını korumak için suratını değiştirmeye çalıştı. “Ah.” dedi. Sanki olanlar onu zerre ilgilendirmiyordu. “Americanomu verin. Geç kalmayı sevmem.” dedi. Kollarını sıvayıp saatine baktığı esnada orada bir kılıç dövmesi gördüm. Aklıma Bora ağabeyin beni kurtaran kıza şu dediği geldi. ‘’Ha ayrıca mafya olduğunu da biliyorum. O kılıç dövmen kollarını sıvadığında gözükmüyor mu zannediyorsun?’’ Ne! O zaman bu adam da bir mafyaydı. Ağabeyimle Nisa da lavabodan geldiler. Ağabeyimin yanına gittim. ‘’Ağabey!’’ ‘’Efendim Gece? Çabuk ol Nisa’nın yüzüne buz koymam lazım.’’ ‘’Ağabey! Bu adam bir mafya! Kolunda kılıç dövmesi var.’’ deyince Nisa’nın yüzüne koymak için getirdiği buz elinden düştü. Kılıç dövmesi mafyaların imzasıydı. Ağab…

Bölümün tamamını WritePad'de oku