İNKİSAR

Giriş

Yazar:

İNKİSAR - eylüllella kitap kapağı
İNKİSAR kitap kapağı

Hafif esintili havada ellerindeki çiçeklerle cadde boyunca uzun açık kahve hatta güneşte sarıya dönen saçlarını savurarak yürüyordu. Ellerindeki çiçekleri sevgilisine verecekti, onun hiç çiçek almadığını biliyordu ve buna son vermek için almıştı bu çiçekleri. Üzerinde çiçeklere uygun pembe çiçekli elbisesi vardı. Fakat altına giydiği postaları ve üstünde ki deri ceketinin kıyafeti bozduğunu düşünüyordu. Ama sonbaharın habercisi olan yağışların ne zaman başlayacağı belli olmazdı. Bu ilk buluşma sayılmazdı fakat yakın zaman da üniversite tercihlerini yapmışlardı ve bu son liseli buluşmaları sayılırdı. Havanın durumu, kıyafeti çokta umurunda değildi. Zaten gözü kördü bu aşk için. Kendini hiçbir zaman arkadaş canlısı ya da sevecen bulamazdı. Okul da hiç yakın arkadaşı yoktu tekti hep. Sonra hayatına o girmişti Melih Mehmet Ulusoy. Onun hayatında önemli bir yere sahip olacağını hissetmişti fakat kabullenememişti. Buluşacakları kafeye geldiğinde kafenin camından kendine baktı. Gayet şık olduğunu düşünüyordu. Zaten kombin yapmaktan fazla anlamaz, takı takmayı sevmez hatta kulağında delik bile bulundurmazdı. Günlük kıyafetleri daha çok eşofman- atlet ikilisinden oluşurdu. İçeri girdiğinde gözleri hemen telefonuyla uğraşan Melih'i buldu. Yüzünde ki sırıtmaya engel olamadı. Melih kafasını kaldırdığında göz göze geldiler Melihte gülümsedi. Beyaz tenli kara gözlü kara saçlı bi' çocuktu Melih. Ona yaklaşarak boynuna atladı Zümra. Melih onu sımsıkı sardı, burnunu boynuna gömüp kocaman bir nefes çekti. "Aşkım, aşkım çiçekler," diyerek ondan uzaklaştı Zümra. " Bana mı?" diye sordu anlamayarak. Gülümsedi tekrardan. "Senin tabi kii, başka vereceğim biri yok," şaşırmıştı Melih ama yine de teşekkür etmeyi ihmal etmedi. Zümra Melih'in karşısına geçip oturdu. Zümra tam bir şey söyleyecekti ki Melih ellerini masanın üzerinde birleştirip konuşmaya başladı. "Zümra aslında benim bugün uçağım var?" kaşlarını çattı Zümra fakat negatif bir şey söylememek için düzeldi "Nereye yakışıklı?" dedi göz kırparak. Sesinde hafif muziplik vardı. Melihin teyzesi ve annesinden başka kimsesi yoktu onlarda İstanbul'da yaşıyorlardı zaten. "Yurt dışında bi üniversiteden kabul aldım," dediğinde omuzlarını dikleştirdi Zümra. Bunu şimdi mi söylüyorsun? Bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun? Benim neden haberim yok? Diyebilirdi demedi. " Neresi," diyebildi sadece. "Almanya," dedi kafasını eğerek. Daha da dikleşti Zümra. " Ben gelirim yanına yakın zaten üç-dört saatlik yol uçakla istersem özel uçakla falanda gelirim. Hem oranın birası çok iyi diyorlar denerim bend-" "Zümra ben bu ilişkiyi uzak mesafe olarak yürütebileceğimizi düşünmüyorum," dedi Melih. Melih'i her gördüğünde midesinde oluşan kelebekler uçmayı kesti, aydınlık dünyası bir anda karamaya başladı Zümra'nın. "Sen zaten illaki birilerini bulursun, çok güzel bir kızsın, zenginsin başarılısın boş kalmasın yani" diyerek devam ettim Melih. Hiddetle ayağa kalktı Zümra. "Sen ne ima ettiğinin farkında mısın? Benim seni aldatacağımı nasıl düşünebilirsin ya bunu bana nasıl yakıştırabilirsin." dedi Zümra. Melihte ayağa kalktığında bütün kafe onları izliyordu. "Bak Zümra öyle demek istemedim bi dinle," Melih bir adım ileri Zümra bir adım geriledi. "Bence sen beni beklemezsin biliyor musun? Bu konuşmayı da o yüzden yapıyorsun kendine güvenemediğin için." Melih omuzlarını düşürdü Zümra'nın ceylan kahvesi gözlerine baktığında "Umarım ilerleyen hayatında aşık olursun ve beni unutursun Zümra," dedi. Zümra açtığı adımı kapattı parmağını sallayarak "Seni hiç bir zaman unutmayacağım çünkü sen bana geri döneceksin, Unutmama rağmen affetmeyeceğim de," dedi. Masanın üzerinde duran çiçekleri alıp hızla çıktı mekandan Zümra. Artık dayanamıyordu ağlaması gerekiyordu fakat bunu Melihin yanında yapamazdı çünkü artık onunda diğer zorbalardan farkı kalmamıştı. Ellerindeki çiçekleri en yakın çöp kutusuna atarak uzaklaştı Zümra.

Bölümün tamamını WritePad'de oku