İki Tanıdık İki Düşman
Yazar: Fahriye

Ambulans sirenleri sustuğu an içimde bir şey de sustu.Kapılar sert bir sesle açıldı. Hemşireler babamı indirmek için sedyeyi çekerken ben çoktan yanlarına koşmuştum. Bir tarafına tutundum, ellerim hâlâ kanlıydı... Babamın gözleri yarı açıktı. Beni görüyordu ama bakışları net değildi; acıdan kızarmış gözleri sanki bir noktaya takılı kalmıştı. “Baba.” Sesim düşündüğümden daha umut dolu çıkmıştı.Koridor boyunca sedyeyle birlikte koştum. Tekerleklerin zeminde çıkardığı metalik ses kulaklarımı tırmalıyordu. Beyaz ışıklar bir yanıp bir sönüyor gibiydi. Her şey fazla parlak, fazla soğuktu. Babamın elini tuttum. Parmakları gevşekti. “Baba.” Bu sefer daha yakından, daha çaresiz seslendim beni bırakmasını istemiyordum. Göz kapakları ağırlaştı,nefesi düzensizleşti. Bir şey söylemeye çalıştı mı, yoksa ben mi öyle sandım bilmiyorum. Dudakları kıpırdadı ama sesi çıkmadı.Ameliyathaneye giden o koridor hiç bitmeyecek sandım. “Baba, bırakma beni lütfen “ Kapıya birkaç adım kala elini biraz daha sıktım. Sıcaklığını hissetmek istedim. Ama parmakları bir anda gevşedi. Elinin ağırlığı avuçlarımdan kaydı o an dünya sessizleşti. “Baba!” Cevap gelmedi sadece önümde ilerleyen sedye vardı ve avuçlarımda kalan o boşluk. Ameliyathane kapısının önünde yere çöküp sırtımı duvara yasladım. Babam için intikam almam gerekirken kendimi o kadar çok kaptırdım ki sonunda elime onun kanı bulaşmıştı. Ellerindeki kanı üstümdeki gelinliğe sürterek silmeye çalışırken biri bileklerimden tuttu. Faris cebinden beyaz bir mendil çıkarıp avuçlarımdaki kanı silmeye başladı. Ben neden geldiğini ve ne yaptığını anlamaya çalışırken tehlikeli bir sakinlikle bir elini yanağıma koyarak gözyaşlarımı sildi. “Bunu neden yaptın Melda” Farisin bu kadar sakin olması beni korkutuyordu o kurnaz aklından neler geçtiğini bilememek beni daha da tedirgin ederken ona sadece çaresizce bakabildim artık kaçacak yerim yoktu. Biz birbirini çok iyi tanıyan iki düşmandık ve bu savaş bundan sonra daha da kanlı olacaktı.