İNCİ - Tehlikeli Kaçış

Katerina Tehlikede!

Yazar:

İNCİ - Tehlikeli Kaçış – Peri1 kitap kapağı
İNCİ - Tehlikeli Kaçış – Peri1 kitap kapağı

"The Black Tsar"ın içindeki hava, o grubun içeri girmesiyle birlikte adeta kurşun gibi ağırlaştı. En önde yürüyen adam, yeraltı dünyasında merhametsizliğiyle nam salmış, kürk yakalı palto giyen Mikhail’di. Yanındaki korumaların bakışları bile salondaki insanları bastırmaya yetiyordu. Garsonlar başlarını öne eğiyor, barmenler bakışlarını kaçırıyordu. İnci, bar tezgahının arkasında elindeki kristal bardağı kurulamayı bırakmış, adımları VIP merdivenlerine doğru süzülen bu tehlikeli kalabalığı izliyordu. Mikhail ve adamları, ikinci kattaki en büyük, buzlu camlarla kaplı özel VIP salonuna geçtiler. Ağır ahşap kapı kapandığında bile dışarıya yayılan o karanlık nüfuz hissedilebiliyordu. Kısa bir süre sonra Alexander, soyunma odasının olduğu koridordan hızla çıktı. Yüzündeki o her zamanki soğukkanlı ifadenin yerini gergin bir dikkat almıştı. Doğrudan sahnenin arkasında hazırlanan Katerina’nın yanına gitti. "Katerina, üst kat seni bekliyor," dedi Alexander, sesi emredici ama kısıktı. "Mikhail Bey özel şov istedi. Yanına iki kız daha al, hemen yukarı çıkın." İnci, deponun kapısından bu konuşmaya şahit oldu. Katerina’nın yüzündeki o anlık donukluğu, gözlerinde beliren o hafif korkuyu gördü. Gün ortasında o odada çay içerken Katerina’nın söyledikleri kulaklarında çınladı: "VIP odaların kapısında, büyük adamların gölgesinde dans ediyorum... Kendi çizgini bir kez esnetirsen, bir daha asla geri dönemezsin." Katerina derin bir nefes alıp makyajını tazeledi, ışıltılı sahne elbisesini düzeltti ve başını dik tutmaya çalışarak merdivenlere doğru yöneldi. İnci ile göz göze geldiklerinde, Katerina hafifçe gülümsedi. O gülümseme "Merak etme, alışkınım" demeye çalışıyordu ama gözlerindeki kırılganlık dürüsttü. Aradan yaklaşık kırk beş dakika geçti. Kulübün alt katında müzik ritmik bir şekilde akmaya devam ediyordu ama yukarıdan, VIP odasının bulunduğu koridordan aniden yükselen sesler tavanı deler gibi aşağı ulaştı. İnci barın arkasında buz kovasını doldururken, VIP merdivenlerinin başındaki korumaların kıpırdandığını gördü. Ardından o odadan çıkan garson kızlardan biri ağlayarak aşağı koştu. İnci hemen kızın önünü kesti. "Ne oluyor yukarıda? Katerina iyi mi?" Kız titreyen elleriyle yüzünü kapattı. "Mikhail Bey çok sarhoş... İçkileri beğenmedi, kızlara bağırıyor. Katerina’ya bardak fırlattı! Onu aşağılıyorlar, insan gibi davranmıyorlar. Alexander içeri girdi ama adamlara söz geçiremiyor!" O an İnci’nin damarlarındaki kan adeta çekildi. Zihni bir anlığına geçmişe, Mardin’deki Haznedan Konağı’na kaydı. Kadınların hiçe sayıldığı, aşağılandığı, bir eşya gibi görüldüğü o taş odalara... Ahmet Seyithan’ın kulağına eğilip "Bu topraklarda senin kanatlarını ben kıracağım" dediği o anı hatırladı. Yıllarca o törenin, o erkek egemen güç hırsının altında ezilmek istenmişti. Kendisi kaçmıştı ama şimdi göz göre göre başka bir kadının, kendisine kucak açan tek arkadaşının gözlerinin önünde ezilmesine, aşağılanmasına izin mi verecekti? İnci’nin içindeki o bastırılmış öfke, korkusunu bir anda yakıp kül etti. Gözleri kontrolden çıkmış bir alevle yandı. Elindeki bezi bar tezgahına fırlattı. "İnci! Ne yapıyorsun? Dur!" dedi barmen Marco arkasından bağırarak. İnci duyuyordu ama dinlemiyordu. Bedenini saran o çaresizlik kabuğu çatlamıştı. Yeraltı dünyasının tehlikesi, Mikhail’in acımasızlığı ya da Alexander’ın kuralları... Hiçbiri o an umurunda değildi. Ağır adımlarla bar tezgahının arkasından çıktı. Girişteki korumaların şaşkın bakışları arasında VIP merdivenlerine doğru tırmanmaya başladı. Her bir basamakta içindeki o Haznedan kızı uyanıyor, gözlerindeki ateş daha da büyüyordu. Kendi hayatını çalmaya çalışanlara karşı o gece kaçmıştı; ama bu gece, arkadaşının gururunu çiğnemeye çalışan o karanlık adamların karşısına dikilmek için VIP odasının kapısına doğru kararlılıkla yürüyordu. İnci, VIP koridorunun halı kaplı zemininde ilerlerken gözleri zifiri bir kararlılıkla parlıyordu. Herkes onu sadece İstanbul aktarmalı New York’a kaçan, namus cenderesinden sıyrılmaya çalışan ü…

Bölümün tamamını WritePad'de oku