0.2
Yazar: Purposeless

EKİP KURALLARI-1 Farkındalık oluşturmak için farklı değil, farkında olmak gerekir. Gözlerini aç, çevreni izle ve fark et! İlahi Bakış Açısı ... Adım sesleri boş koridorda yankılanıyordu. Koridor ne kadar boş olsa da Uruz 'un zihni bir o kadar doluydu. Aylardır yaptığı şeyler kolaydı ama şimdi gitmesi gereken yer kurtlar sofrasından başka bir şey değildi. İçinde ki his ne korkuydu ne de başka bir şey. Sadece iyi hissetmediği biliyordu. Koridorun sonundaki odanın karşısına geldiğinde duraksamadan içeri girdi. Burası Mit' e ait özel bir tesisti. Dışarıya paravan şirket olarak gösterilen bina içeride devlet için çalışıyordu. Uruz içeri girdiğinde BÖRÜ ekibi tamamlandı. BÖRÜLER: Uruz HAN, Anıl BAKIRCI, Azim ÖZTAN, Lila ACAR, Çağın AKBERK'di. Bu ekibi kuran ise Cemil TOYGAR'dı. Odanın kapısını kapatıp ekibe baktı. Çağın oturduğu sandalyeye iyice sinmiş önündeki bilgisayarlarda harıl harıl bir şeyler yapıyordu. Azim ve Lila koltuğa oturmuş önlerindeki Anıl'a bıkkınlıkla bakıyorlardı. Anıl saçlarını düzeltirken çapkınca güldü. Üstündeki takım elbisenin onu ne kadar karimaztik gösterdiğini biliyor ve bu onun egosunu tatmin ediyordu. "Bundan sonra tarzım artık böyle arkadaş. Şu yakışıklıya bakın lan! Ben bile düştüm." Uruz bu adamın kendini beğenmişliğine alışık olduğu için sadece hafifçe güldü. Anıl ceketinin bir düğmesini ilikledi ve taralı olan saçlarını bir kez daha eliyle düzeltti. Lila artık dayanamayıp göz devirmişti. Bu adamın egosu dayanılmaz haldeydi. Bunu gören Anıl durmadı lafı yapıştırdı. "Çekemediğini bu kadar belli etme kız." Eliyle karşısında ona boş bakışlar atan Azim'i gösterdi. "Bak benim gibi yakışıklı olamadığı için üzülüyor ama senin gibi tepki vermiyor." Azim' in dudakları tehlikeli bir yavaşlıkla kıvrıldı. "Senin gibi olmak istemem zaten. Kim her yürüdüğü kızdan red yemek ister ki?" Anıl gözlerini kıstı. Savaş mı istiyordu? Anıl istediğini ona seve seve verirdi. "Hain! Ben en azından red yiyorum sen açılamıyorsun bile." "İyi ya kimileri gibi aldatılmam işte!" "Bende kimileri gibi kadınlar tarafından gay sanılmıyorum!" "En azından yavşak diye anılmıyorum." "Rahip hayatı yaşamak nasıl bir duygu?" "Milli bir şerefsiz olmaktan iyi." "Susmak sizin için daha iyi!" Uruz 'un hafif yüksek sesi ikisini de susturdu. Başka bir zaman keyifle izleyebilirdi bu didişmeyi ama bu gün değil. Anıl ceketini tekrar düzeltip gıcıklık olsun diye Lila ve Azim' in arasına oturdu. Çağın bilgisayarda bilgileri düzenleyip ekibin baktığı televizyona yansıtıyordu. Anıl göz ucu ile televizyona baktı aklına gelen şüpheli soruyu ekibine yöneltti. "Çok tuhaf değil mi? Biz masaya oturmak için yerin açılmasını beklerken aniden bir üye intihar ediyor. Çok şüpheli." Azim yan gözle Anıl'a baktı. Bu adamın herşeye şüpheyle yaklaşması onun için baş ağrısıydı. Olmuştu işte ne sorguluyordu, üzümü yesin bağla ne ilgileniyor? "Neresi şüpheli? Adam zaten psikolojik olarak sağlıklı değil. Gelmişler, oda dayanamayıp vurmuş kendini." Anıl da Azim'in basit düşüncelerinden bıkmıştı. Bu adamı nasıl Mit'e almışlardı ki? Bir ipucu yakalasa tesadüf der geçerdi. Bu sefer yan gözle bakan Anıl oldu. Azim'in koca bedenini şöyle bir süzdü. Kesinlikle, kesinlikle onu almalarının nedeni bu koca cüssesi olmalıydı. Yoksa kuş kadar beyni ne işe yarardı? "Bunu hiç bilemeyeceğiz galiba. Haberlerde bile üstün körü anlatıldı. Belki de düşmanlarından biri onu öldürmüştür," dedi Lila. En mantıklı gelende buydu. "Bitti, genel olarak elimizde olan bilgiler bunlar ama doğruluğu belirsiz. Doğruluğundan emin olacak olanlarda sizsiniz." Çağın bilgisayarı bıraktı ve koltuğunda dönerek yönünü ekibe çevirdi. "Bu kadar yani. Altı adam, hepsinin altındada sadece bir satır, bu kadar çok beklemiyordum. Oğlum sen şaka mısın biz bunların hepsini nasıl doğrulayalım?" Çağın Anıl'ın abartılı tepkisinden dolayı masum masum baktı televizyona. "Çok da değil aslında abi ama..." Lila yanındaki Anıl'ın koluna vurdu. "Uğraşmasana çocukla. Zaten bu bilgileri zor bulmuş. Çok kolaysa gitte sen bul." "Kolaymı d…