1.0
Yazar: Purposeless

ARTIK YAZILI OLAN KURALLAR-1 Asla kimseye güvenme! Issız depoda yankılanan tek ses makinelerin cızırtısıydı. Birkaç ampulün yaydığı loş ışıkta sigara dumanları havada süzülüyor ve tüm depoyu kaplıyordu. Servet elindeki sigaradan zehirli bir duman daha çekti içine. Birazdan olacaklardan habersiz basılan sıcak paralara aşkla bakıyordu. Elindeki kolilerle ilerleyen adamlarına döndü. Biri serzenişte bulunup düşecek gibi olduğun da kaşları istemsizce çatıldı. "Lan it! O kolidekiler senden değerli birinin ucu kıvrıldı gebertirim seni!" Azarını işiten adam koliye daha sıkı sarıldı. Böyle bir şeyin gerçekten olabileceğini bildiği için ruhunu endişe sarıp sarmalamıştı. Servet oturduğu sandalyeden masaya uzandı. Eline bir deste para aldı ve o sıcak kağıt kokusunu içine çekti. Onun için yaşam işte şimdi ciğerlerinde dolaşıyordu. Bu konu onun için uğruna kan dökülecek tek şeydi. Elindeki desteyi bir kere daha burnuna yaklaştırdığında deponun girişinden bir el ateş sesi duyuldu. Bir tane daha. Servet'e doğru koşan adamsa onun ölümün habercisiydi. Herkes işini bırakıp gelen adama odaklandı. Makineler susmuş depoya sessizlik çökmüştü. Adam, Servet'e ulaştığında soluklanmadan konuştu. "Baskın! Basıldık! Çevremizi! Sarmışlar çevremizi!" Servet kan ter içinde kalmış adama baktı. Sinirin artık beynine hükmetmeye başladığı yüz ifadesinden de anlaşılıyordu. Elindeki sigarayı bıraktı ve ayağa kalktı. "Ne baskını lan?! Ne anlatıyorsun sen?" Adam ciğerlerine derin bir nefes çekti. Son olduğunu bilmeden. Ağzını açtı ve bir el ateş sesi daha duyuldu. Bacakları titredi ve bedeni yere yığıldı. Servet karşısında dağ gibi devrilen adama baktı. Kafasının arkasından akan kan cansız bedenini hemen çevrelemişti. Bu görüntü Servet'in beyninde ki mantık halatlarını kopardı. İçinde kaynayan öfke ile depoya giren ikiliye döndü. Gözlerinin değdiği asi kahveler onun aksine fazla sakindi. Her adımında ölümü taşıyarak ona doğru ilerleyen kişi Cemre'di hemen yanında ise Yekta vardı. Cemre elindeki silâhı kaldırıp ucuna üfledi. "Gerçekten kovboy gibi hissettiriyor. Değil mi Servet?" Servetin içindeki sinire birde endişe eklenmişti. Boğazına batan tüm duyguları yuttu ve başını dikleştirdi. Sorun yokmuş gibi. Halbuki çok iyi biliyordu sorun olmasaydı Cemre'de olmazdı. "Ne istiyorsun?" Sesi haddinden fazla cesur çıkmıştı ve Cemre bundan hiç hoşlanmadı. 'Herkes yerini bilmeli.' Dedi zihninde ki hiç susturamadığı karanlık. "Direk konuya mı gireyim yani? Bilmene rağmen." Birkaç adım atıp deponun tam ortasında durdu. Gözüne ilişen paralar zihnindeki karanlığın hoşuna gitmişti. "Burası Servet kısmı olmalı." Yanında duran Yekta şaşkınlığını her zamanki gibi gizlemedi. "Başka hangi kısım var ki?" "Hakkı. O da gerçek olan kısmı." Geldiğinden beri yüzünde duran alaylı bakışları ile tekrar Servet'e döndü. "Yanlışım varsa düzelt beni Serrvveeet." Servet ona dar geldiğini bilmesine rağmen derin bir nefes daha çekti. Boğuluyordu. Hatasının ve bedelinin ağırlı altında şimdiden eziliyordu. "Yanlış yok. Doğrudur." "Ama senin var." Cemre sakin adımlarla Servet'e doğru ilerledi. "Duydum ki birlik kurmuşsun. Bu yanlış mı?" Servet soğukkanlı durmaya çalışsa da içindeki yangın onu kavuruyordu. "Değil." Cemre her adımında bir soru daha yöneltiyordu. "Peki. Bu birlikte bir çok çete var. Bu doğru mu?" "Doğru," Servet soğukkanlı durmayı bırakıp bir adım öne atıldı. "Doğru ama ben değildim. Konuşa-" "Sakin ol. Son bir sorum daha var. Sonra zaten konuşmayı sana devredicem." İkinci bir cesaret dalgası daha vurdu Servet'e. Şansını denemek istedi. "Çok yanlış ilerliyorsun Cemre. Çete kuralları farklıdır. Sizin o süslü mafya dünyanıza benzemez. Seni sağ bırakmazlar." Bu sözler Cemre'nin bir kulağından girip diğerinden çıkmıştı. Sessizlik tüm depoya hakim olurken Cemre bir adım daha attı. Yüzündeki alaylı ifade silinmiş yerini dingiliğe bırakmıştı. Kahvelerinde ki ışık gitmiş karanlık gelmişti. Bu bir çölün fırtına öncesi sessizliğiydi. "Bu çetelerden biri benim adamlarımı öldürüp mallarıma kondu." "Düş…