1. Bölüm | Başlangıç
Yazar: rabia

Bugün çok yoğun bir gündü hem çok, son siparişleri de götürüp sonunda dükkana gelmiştim şu an tek istediğim eve gidip dinlenmekti. Dükkanda işlerimi halletmiştim saat akşam yedi buçuk' a geliyordu. İşler bittiği için içim rahattı; dur dur bir dakika ben daha kendimi tanıtmadım, Ben Efsun Kaya 21 yaşında çiçekçi dükkanı olan uyumayı seven babasını çok seven sıradışı bir kızım. Annemi çok Küçük yaşlarda bir trafik kazası sonucu kaybettim Sadece ben ve dağ gibi arkamda duran babam ile İzmir'de yaşıyorduk. Hayatım güzel gidiyordu, hayatımdaki herşey bana yetiyordu; en güzeli de tek kelime ile ŞAHANE bir çiçekçi dükkanım vardı. Sonunda dükkanın kapanma saati gelmişti dükkanı kapatıp eve doğru yürümeye başladım; eve geldiğimde kapıyı açıp aynı sessizlik... Aynı yalnızlık ile karşılaştım. Babam polis memuru Tarık Kaya idi; ve son iki aydır önemli bir görevdeydi ara sıra beni ara hâlimi hatırımı sorardı. { Telefon çalma sesi } Telefonum çalıyordu çantamdan telefonumu alıp açtım babam arıyordu iyi insan lafın üstüne gelirmiş; telefonu açıp "Alo baba nasılsın" diyecekken direk konuştu: — Efsun şimdi dediklerimi sorgulamadan yap! Demişti, sesinde bir telaş, bir endişe vardı; + dinliyorum Baba ama ne ol- Dediğim de lâfımı kesip tekrar konuştu: — Kapıyı kitle, sakın açma, biri yazarsa okuma, arada da açma sakın efsun! Dedi. Korkmaya başlıyordum babamın bu ses tonunu hiç duymamıştım. + Tamam bana ama nold- Dediğimde sözümü bile bitirmeden telefonu yüzüme kapattı. Gerçekten de ne oluyordu be, mutfağa gittim telefonu tezgaha koyup buzdolabını kurcaladım sonra geri kapattım canım hiçbir şey çekmiyordu uykum vardı, saat gece dokuz olmuştu. Ve ben daha uyumaya hazırlanmamıştım. Odama gidip günlük aynı rutinimi yapmıştım üstünü çıkart, pijamalarını giy, makyajını sil, bakımını yap, dişini fırçala ve İyi Geceler Efsun. Bu kadardı zaten daha ne olabilirdi ki çok yorgundum koşarak yatağa atladım ve bir an yüzümde tebessüm oluştu. Eğer babam burda olsaydı diyeceği lâf 'madem yorgunsun nasıl koşuyorsun' olurdu. Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapattım. { Kapı kırılma sesi } Yataktan fırlamıştım içerden gürültülü bir ses gelmişti babamın dedikleri aklıma gelmişti, mal Efsun niye kapıyı kitlemezsin ki; Ayak sesleri geliyordu her saniye sesi daha fazla geliyor yakınımdaymış gibi hissediyordum. Kapının önüne geçip kulağımı dayadım ayak sesleri hemen kapının ardındaydı ve durdu sesler kesildi. Kapı kolu aşağıya doğru iniyordu ve açılıyordu kapı yavaş yavaş... Âni bir refleks ile kapıyı hızla kapatıp kitledim. Ellerim titriyordu, tüylerim diken diken olmuştu; neydi bu şimdi, babamın dedikleri ile bir bağlantısı var mıydı? Bir ân ses gelmedi kapıyı tekrar açmadı yada kırmadı, ama nefes alışını iliklerime kadar hissediyordum. Ve tekrar ayak seslerini duydum bu sefer ayak sesleri gittikçe alçalılıyordu. { Kapı kapanma sesi } Kapının kapanma sesini duydum. Odadan çıksa mıydım yoksa burda öylece beklemelimiydim, sonunda korkumu yenip kapıyı açtım. Kimse yoktu, odadan çıkıp koridora yürürken ayağıma bir şey takıldı. Bir kutu? Mor bir kutu. O korku tekrar içimde başlamıştı; kutuyu alıp salona geçip koltuğa oturdum. Kutuyu açtım... açtığımda kanım dondu, göz bebeklerim büyüdü, tüylerim diken diken oldu. Kutuda benim çekilmiş bir kaç fotoğrafım vardı. Tarihlere bakılırsa bu Fotoğraflar 1 ay önceye aitti. biri bana şaka yapıyordu ama komik olmayan bir şakaydı yani artık böyle düşüneceğim cunkutkim niye benim fotoğrafımı çeker fotoğrafların altında bir kağıt parçası vardı kısacası bir not. Alıp okumaya başladım; - EA - Bu fotoğrafları gördüğün için Belki şuan sinirlisin yada korkmuş bir şekilde bu notu okuyorsun, ama mecburdum. Bu notu fotoğrafları kimseye göstermeyeceksin sanki bu olay yaşanmamış gibi, şimdi yakın bir zamanda seninle sözleşme imzalayacağız istesen de istemesen de ya o gün geldiğinde attığım konuma gelir sözleşmeyi imzalarsın ya da ben hem seni hemde imzanı alırım. Zamanın daralıyor Efsun Kaya tik tak tik tak tik tak... Saat gece yarısına geliyord…