1.Bölüm( Eve dönüş, Hasret,Özlem)
Yazar: Nisanur Demirci

Bölüm görselleri


Sabahın beşi, İzmir için bile fazlasıyla erkendi. Havaalanından çıktığımda yüzüme çarpan serin havayla derin bir nefes aldım. Üç aydır ilk kez bu havayı soluyordum. Ne kadar farklı şehirlerde bulunursam bulunayım, insanın memleketinin havasını başka hiçbir yerde bulamadığını söyleyenleri abartılı bulurdum. Galiba haklılardı. Uçaktan indikten sonra Kendimi yere atıp ‘Memleketim!’ diye toprağı öpmemek için zor tuttum. Memleketimin, İzmir'in havasında başka bir şey vardı. Belki denizin kokusuydu, belki sabahın o kendine özgü serinliği... Belki de insanın çocukluğundan beri bildiği bu tanıdık kokunun, yıllar sonra bile burnuna aynı şekilde gelmesiydi. Gözlerimi birkaç saniyeliğine kapattım. "Memleket gibisi yokmuş be."Bunu söylerken kendi kendime gülümsedim. Amerika'da üç ay boyunca her sabah başka bir havaya uyanmıştım. Kalabalık sokaklar, yabancı yüzler, farklı bir dil... Hepsi çok güzeldi.Ama burası başkaydı işte. Burası evimdi. Havaalanının önüne çıktığımda birkaç taksi sıralanmıştı. Valizimi arkamdan çekerek ilk gördüğüm taksiye doğru ilerledim. "Kolay gelsin." Şoför dikiz aynasından bana bakıp gülümsedi. Orta yaşlarını geçmiş bir amcaydı."Sağ ol kızım. Nereye?" Adresi söyledim. Adam gelip valizimi bagaja yerleştirdirirken arabaya bindim. Adam kısa sürede tekrar şoför koltuğuna oturdu. "Bu saatte trafik de yok. Çabuk varırız." Arka koltuğa oturup sırt çantamı yanıma çektim. "Çok iyi. Evime daha hızlı ulaşırız. Çok özledim evimi, ailemi." dedim sesimde ki özlemi bastıramadan. Taksici amca gülümseyip dikiz aynasından bana bakmayı kesti. Taksi hareket ettiğinde başımı cama yasladım.İzmir henüz uyanmamıştı. Sokaklar sakindi. Bazı dükkânların kepenkleri kapalıydı. Yol kenarındaki birkaç ağacın yaprakları hafif rüzgârla hareket ediyor, sokak lambalarının altında uzun gölgeler oluşturuyordu. Şehrin gündüz hâlini yüzlerce kez görmüştüm.Ama sabahın beşindeki İzmir başka görünüyordu. Sessiz.Sakin.Ve nedense daha tanıdık. Telefonumu çıkarıp saate baktım. 05.17. Aileme hâlâ haber vermemiştim. Aslında dönüşümü yalnızca ikizime söylemiştim. O da sırrımı koruyacağına söz vermişti. En azından ben öyle sanıyordum. Telefon ekranına baktığımda ondan gelen son mesajı gördüm. Yarım porsiyon:Eve vardığında haber ver.Kaşlarımı çatıp ekrana baktım. "Umarım anneme söylememişsindir." Telefonu kapatıp tekrar cama döndüm. İçimde garip bir heyecan vardı.Üç aydır ailemi görmemiştim. Onlara haber vermeden gelmek çocukça bir fikir gibi görünüyordu ama annemin beni havaalanında karşılayıp saatlerce sarılmasını istemiyordum. Eve sessizce girip onları uyandırmadan odama geçecek, birkaç saat uyuyacak ve kahvaltıda karşılarına çıkacaktım. En azından planım buydu. Taksi apartmanın önünde durduğunda şoföre ücretini ödeyip valizimi aldım. "İyi geceler... Gerçi günaydın demek daha doğru." Şoför amca güldü."İzmir'e hoş geldin kızım." "Hoş buldum." Taksinin uzaklaşmasını birkaç saniye izledim.Ardından apartmana doğru döndüm. Bütün pencereler karanlıktı.İçimden rahat bir nefes verdim.Herkes uyuyordu. Sessizce valizimi çekerek apartmana girdim. Merdivenlerde çıkan her seste irkiliyor, tekerleklerin çıkardığı sesi azaltmak için valizi elimde taşıyordum. Beş kat.Üç ay sonra eve dönmenin bedeli bu kadardı. Sonunda kapının önüne geldiğimde cebimden anahtarımı çıkardım.Kilide yerleştirdim.Yavaşça çevirdim.Kapı açıldı. İçeri bir adım attım. Tam arkamdan kapıyı kapatacakken koridorun ışığı yandı. "Hoş geldin kızım!" "Anne!" Annem üzerime öyle bir atıldı ki valizimi bırakmaya bile fırsat bulamadım. Kollarının arasında nefes almaya çalışırken yalnızca tek bir şey düşünebildim. Planım daha ilk saniyede çökmüştü. Alacağın olsun yarım porsiyon, ben sana bunun hesabını sorarım. Sürpriz yapayım derken sürprizle karşılaşan bendim. Elim hâlâ valizimin sapındayken, şaşkınlıkla bir kez daha anneme baktım. “Anne?” Ben bu korkuyla ölmezsem daha da ölmezdim. Bu neydi böyle? Sevimli hayalet Casper gibi bir anda karşıma çıkmış, ardından da boğazlarcasına üzerime atılmıştı. “Oy kuzum! Nasıl ö…