İkilem

Kırıldığımız Yerden

Yazar:

İkilem – E.T. kitap kapağı
İkilem – E.T. kitap kapağı

Gözlerimi açtığımda ilk birkaç saniye hiçbir şey anlamadım. Tavana baktım. Beyazdı. Sonra gözlerimi hafifçe yana çevirdim. Perde, komodin, yatağın yanındaki koltuk... Odamdaydım. Kendi odamda. Bunu fark edince rahatlamam gerektiğini düşündüm. Ama rahatlamadım. Çünkü nerede olduğumu hatırlamam, hemen ardından neden burada yattığımı da hatırlattı. Nefes alamamıştım. Ellerimi hissedememiştim. Odanın içindeki bütün sesler birbirine girmişti. Doruk’un korkuyla bana bakışı... Beliz’in sesi... Birilerinin bir şeyler söylemesi... Ve... Barış. Gözlerimi kapattım. Hayır. Daha uyanır uyanmaz bunu düşünmeyecektim. Düşünmek yooook... Dün gece kendime bunu kaç kere söylemiştim? Sabah da söylemiştim. Ne kadar komik. Düşünmek yokmuş. Sanki beynim beni dinliyormuş gibi. Sanki yıllardır neyi düşünmemesi gerektiğini çok güzel biliyormuş gibi. Tam tersine... Ben neyi unutmak istersem onu daha sıkı tutuyordu. Yavaşça nefes aldım. Bu kez hava gerçekten ciğerlerime ulaştı. Göğsüm hâlâ ağrıyordu ama az önceki gibi değildi. Biraz daha nefes aldım. Sonra verdim. İyi. Nefes alabiliyordum. Demek gerçekten ölmemiştim. Bu düşünce aklımdan geçince boğazım düğümlendi. Biraz önce gerçekten öleceğimi düşünmüştüm. İnsan paniklediğinde mantığı ne kadar kolay kayboluyordu. Bir yanın bunun geçeceğini biliyor, diğer yanın birkaç saniye sonra her şeyin biteceğine inanıyordu. Ben ikinci tarafa inanmıştım. Ama beni asıl korkutan bu değildi. Doruk’un yüzüydü. Gözlerimi yeniden açtım. Onu düşündüğüm an içimde ağır bir sızı oluştu. Doruk... Ben onu daha önce korkmuş görmüştüm. Küçükken karanlıktan korkardı. Belli etmezdi gerçi. “Ben korkmuyorum.” deyip yanıma gelirdi. Sonra yatağımın kenarına oturup, “Biraz burada duracağım.” derdi. Sanki beni yalnız bırakmamak için gelmiş gibi. O zamanlar bile gururluydu. Ama bugün... Bugün gözlerinin içindeki korku başkaydı. Bana bakıyordu ama ne yapacağını bilmiyordu. Elini uzatmıştı. Ben de ona... “Dokunma!” diye bağırmıştım. Gözlerimi sımsıkı kapattım. Allah’ım... Keşke o anı silebilseydim. Doruk’un havada kalan eli... Yüzündeki şaşkınlık... Sonra hemen geri çekilişi... “Tamam. Dokunmuyorum.” Sesindeki o kırgınlığı nasıl unutacaktım? İstemeden olmuştu. Biliyordum. Ama bu, içimdeki suçluluğu azaltmıyordu. O benim kardeşimdi. Canımdı. Benim en kötü hâlimi görse bile yanımdan gitmeyecek birkaç insandan biriydi. Ve ben ona bağırmıştım. Bir damla yaş gözümün kenarından kaydı. Hemen sildim. Hayır. Ağlamayacaktım. Yeter. Daha ne kadar ağlayabilirdi insan? Bir yerde gözyaşının bitmesi gerekmiyor muydu? Benimkiler niye bitmiyordu? Başımı yastığın diğer tarafına çevirdim. Ama gözüm duvardaki küçük çerçeveye takıldı. Doruk’la yıllar önce çekildiğimiz bir fotoğraf vardı. Ben kameraya gülümsüyordum. Doruk arkamdan kafama iki parmağıyla kulak yapmıştı. İstemeden dudaklarım kıvrıldı. Sonra gülümsemem kayboldu. O fotoğraftaki kıza baktım. Ne kadar rahat görünüyordu. Sanki hayatta hiçbir şey onu kıramazmış gibi. Şimdi karşısına geçsem ne derdi bana? Belki... “Ne oldu sana?” derdi. Ben de cevap veremezdim. Çünkü ben de bilmiyordum. Yıllardır kendime ne yaptığımı bilmiyordum. Güçlü olduğumu sanmıştım. Gerçekten. Kendimle gurur duyduğum zamanlar bile olmuştu. Bak... Atlatmıştın. Unutmuştun. Hayatına devam etmiştin. Kimseye muhtaç olmamıştın. Ne güzel. Meğer hiçbirini yapmamışım. Sadece konuşmamışım. Bu kadar. İnsan konuşmadığı şeyin geçtiğini sanıyormuş. Bir ismi söylemeyince o insan hayatından çıkmış olmuyormuş. Bir hatırayı düşünmeyince yaşanmamış olmuyormuş. Ben yalnızca kapıyı kapatmışım. Arkasında ne varsa orada bırakmışım. Sonra yıllar sonra biri gelip o kapıyı açmıştı. Hem de hiçbir şey yapmadan. Sadece karşıma çıkarak. Barış... Adını içimden geçirdiğim an kalbim hızlandı. Kendime öfkelendim. İşte. Yine. Bütün sorun buydu. Neden? Neden hâlâ? Bu kadar zaman geçmişken insanın kalbi neden eski sahibini tanır gibi davranırdı? Eski sahibi... Kaşlarımı çattım. Ne saçma düşüncelerdi bunlar. Ben kimsenin değildim. Kalbim de kimsenin değildi. Hele onun…

Bölümün tamamını WritePad'de oku