4.Bolum
Yazar: E.T.

Kapının önündeki kişinin yüzü koridorun solgun ışığında belirginleştiği anda Beliz’in yüzündeki ifade birkaç derece daha soğudu. Ben ise birkaç saniye boyunca yalnızca karşımdaki adama baktım. Gözlerimi kırptım; sanki bir kez daha bakarsam gördüğüm kişinin değişeceğini umuyormuşum gibi. Değişmedi. — Ayaz? Ayaz kapının önünde, bu saatte burada bulunması dünyanın en doğal şeyiymiş gibi duruyordu. Bir elinde birkaç dosya, diğerinde ince, siyah bir tablet vardı. Üzerindeki kıyafetler bile bulunduğu ortama fazla düzenli görünüyordu. Gece yarısına yaklaşırken eski bir arkadaşının evine uğramış gibi değil de birkaç dakika sonra başlayacak bir yönetim toplantısına katılacakmış gibiydi. Bakışları ilk olarak bana geldi. Bir saniye kadar üzerimde durdu. Sonra Barış’a kaydı. Orada biraz daha uzun kaldı. Ardından yeniden bana döndü. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme belirdi. — Demek gerçekten buradaymışsın, Dinçer. Barış kollarını göğsünde birleştirdi. Yüzündeki ifade sakindi. Fazlasıyla sakin. — Senin de burada olacağını tahmin etmemiştim. Yalandı. Üstelik bunu yalnızca ben anlamamıştım. Ayaz da anlamıştı. Barış da Ayaz’ın anladığını biliyordu. Ayaz’ın gülümsemesi bir parça genişledi ama yorum yapmadı. Bunun yerine omuz silkerek elindeki dosyaları hafifçe kaldırdı. — Kenan Bey birkaç şeyi size ulaştırmamı istedi. Beliz kapının yanında beklemeye devam ediyordu. Ayaz’ın içeri girmesine izin vermekle kapıyı yüzüne kapatmak arasında hâlâ karar verememiş gibiydi. Ayaz dosyalardan birini hafifçe öne çıkardı. — Çalışma kartları, ulaşım düzenlemeleri, araç bilgileri, bina giriş izinleri… Kısa bir an durdu. — Bir de ihtiyaç duyabileceğiniz şeyleri daha hızlı hazırlayabilmek için birkaç ayrıntıyı öğrenmem gerekiyor. Bakışları yeniden bana döndü. Bu sefer daha kısa sürdü. Ama yeterince kısa değildi. — Sonuçta sizinle ilgilenen kişi benim. Cümlenin son kısmı kulağıma gereğinden fazla vurgulu gelmişti. Belki gerçekten öyle söylemişti. Belki de son birkaç gündür yaşanan her şey yüzünden insanların kelimelerinde olmayan anlamlar aramaya başlamıştım. Yine de Barış’ın gözlerinin Ayaz’ın yüzünde kısa bir süre durması, bunu yalnızca benim hissetmediğimi düşündürdü. Yüzünde hiçbir şey değişmemişti. Ama Barış’ı tanıyorsanız yüzündeki ifadeden çok, ne kadar uzun süre sessiz kaldığına dikkat etmeniz gerekirdi. Beliz sonunda isteksizce yana çekildi. — Gir bari. Bu, Beliz’in misafirperverlik anlayışının en alt sınırıydı. Ayaz bunu sorun etmedi. İçeri adım attıktan sonra salonun içine doğru baktı ve o ana kadar görüş alanının dışında kalan Kaan’ı fark etti. Kaşlarından biri hafifçe kalktı. — Sen yeni model misin? Kaan birkaç saniye boyunca yüzüne baktı. Gerçekten baktı. Sanki karşısındaki kişinin nasıl çalıştığını anlamak için yüz hatlarını tarıyordu. — Bu açılış cümleni önceden mi hazırladın? Ayaz sırıttı. — Acil durumlar için birkaç tane taşıyorum. Kaan ayağa kalktı. — Kaan. Ayaz elini uzattı. — Ayaz. Tokalaştılar. Kaan elini çektiğinde bakışlarını Ayaz’dan ayırmadı. Önce yüzüne, sonra elindeki tablete, ardından tekrar yüzüne baktı. Birkaç saniyelik sessizliğin ardından hiçbir hazırlık yapmadan konuştu. — Seni sevmedim. Salona öyle ani bir sessizlik çöktü ki dışarıdaki araçların uğultusu bile daha belirgin hâle geldi. Beliz gözlerini kapattı. Ben gözlerimi büyüttüm. Barış başını hafifçe yana eğdi. Ayaz’ın yüzündeki gülümseme ise bozulmadı. Yalnızca birkaç saniye boyunca Kaan’a baktı. — Oldukça hızlı karar veriyorsun. Kaan hiç tereddüt etmedi. — Evet. — Sebebi? Kaan düşündü. Gerçekten düşündü. Sonra omuz silkti. — Bilmiyorum. Kısa bir sessizlik oldu. — İçgüdü. Beliz anında araya girdi. — Kaan. — Efendim? — Sus. Kaan ona döndü. Birkaç saniye yüzüne baktıktan sonra oldukça ciddi bir ifadeyle başını salladı. — Tamam. Ayaz kaşını kaldırdı. — Gerçekten sustu. Beliz kollarını göğsünde birleştirdi. — Çünkü ben söyledim. Kaan başını onaylar gibi salladı. — Mantıklı bir otorite yapımız var. Ayaz istemeden güldü. Ama gülümserken bile gözlerinin birkaç sa…