İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18)

GARAM

Yazar:

İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı
İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı

-Aşk, Sevda, Şiddetli arzu- "Yaşadığım hayatı gözlerinden izlemenin zevki, sadece sana sarıldığımda hissettiklerime eş değerdir gönlümde." 2004 Trabzon... Gözden ırak olan kalpte en derinde olurmuş, bunu zamanla öğreneceklerdi. Şimdi ise en yakınken uzak olmakla hükümlüydü gönülleri, kaderleri ayrı yazılmıştı bir kere. Her ne kadar onlar yan yana gelmek için çabalasalarda attıkları her adım onları geri üç adıma sürüklüyordu. Bu gece bunun en net göstergesiydi... Hülya, düğün için süslenirken aklında sadece sevdiği vardı. Atilla'nın da orada olacağını biliyordu. En son geçen hafta pazarda göz göze gelip birbirlerine gülümsemekle yetinmişlerdi ve bu yeterli gelmemişti sevdalarına. Bazen keşke okul bitmeseydi diyordu, okuldayken her gün görüşebiliyorlardı. Şimdi ise haftada bir bakışma ve köyün çocuklarıyla gizli saklı birbirlerine yolladıkları mektuplarla idare ediyorlardı. Hiç yeterli değildi, hem de hiç. İç çekerek aynadaki görüntüsünden emin şekilde gülümseyip kapıya doğru ilerledi. Dizinin bir parmak altındaki siyah eteği ve üzerine giydiği kırmızı gömleğiyle güzel görünüyordu. Etek belini ince göstermiş, gömlek bedenine tam oturmuştu. Saçlarını dün duş aldıktan sonra örmüş, bugün için güzel dalgalı olacak şekilde açmıştı. Beline uzanan sarı saçları omuzlarından salınıyordu. Siyah eşarbının üzerindeki, gömleği renginde desenleri olan eşarbı omuzlarına atmıştı. Ayağındaki siyah, kısa topuklu ayakkabıların tıkırtısı eşliğinde çantasını omzuna asarak odasından çıkıp bahçeye doğru ilerledi. Babasının söylenmelerini duyabiliyordu. Son dokuz aydır fazlasıyla agresifti. Hülya bunu dedesiyle sürekli kavga etmesine yoruyordu ama bu durumdan da bunalmıştı. Evde fazlasıyla gergin bir ortam vardı. Allah'tan bu aralar ilgisi sadece ders çalışmakta ve Atilla'yla ilgili kurduğu hayallerle doluydu da evdekilerle pek ilgilenmiyordu. İlgilense kafayı yiyebilirdi. Bahçeye çıktığı an derin bir iç çekişte bulundu. Babası, kahya Raşit abisinin başında durmuş arabayı bir bezle sildirtiyor, ona düğünde en güzel parlayan arabanın onun arabasının olması gerektiğine dair nutuk çekiyordu. Aslında araba tertemizdi, sabah Raşit onu hortumla bir güzel yıkamıştı. Bakışları onların üzerinden uzaklaşarak annesini ve teyzesini buldu. Annesi üzüm bağının altındaki bankta oturmuş başını ovuyordu, hastaydı; aslında düğüne gelmesine gerek bile yoktu babasıyla gidip gelebilirdi Hülya ama inat etmişti. Kocasının yanında durması gerektiğini söylüyordu. Adımları onlara doğru ilerlerken biraz ilerisinde fındık kıran Selma'yı gördü. Selma, Raşit'in eşiydi. Belinde fıtık vardı, ağır işlerde çalışmaması gerekirdi. Hülya, kendini tutamadan seslendi ona. "Yeter o kadar Selma Abla, bırak gerisini yarın yaparız." Daha Selma başını kaldırıp Hülya'ya bir nebze gülümsemişti ki annesinin sesini duydu. "Ne iş yaptı ki bugün, bırak biz gelene kadar bitirsin fındıkları. Yarın tatlı açılacak." Selma, hanımının emriyle Hülya'ya buruk bir tebessümle bakıp işine devam etti. Hülya'nın içi sızladı ama annesinin inadını da biliyordu, oflayarak bir an önce iyileşip uzun zamandır dışarıya karşı yansıttığı bu sert tutumdan vazgeçmesini diledi. Annesinin griye çalan siyah gözleri üzerinde gezinirken yüzünde memnuniyetsiz bir ifade vardı. "İşime karışma Hülya, sana ne çalışanlardan. Çok yüz göz olma." dedi uyarırcasına ama Hülya onu umursamadı. "Gelmek zorunda değilsin anne, yat dinlen. Ben giderim babamla." içi hiç rahat değildi. Annesi hastayken fazla huysuzdu, gelmeyip evde dinlenebilirdi fakat Nazenin'in doğumundan sonra kocasına olan düşkünlüğü artmış onu tek başına bir yere göndermemeye ant içmiş gibiydi. Ve onun inadı inat mı inattı. Gülizar Akel, bir şeyi istedi mi onu alır; yapmayı kafasına koyduğu her şeyi yapardı. Rize'nin Laz damarı akan kanında bir lav gibi kaynıyordu. "Çok gonuşma Hülya, babanı tek mi yollayayım? Hemen dedikoduya başlar mendeburlar." eşarbının altına sakladığı siyah saçlarından birkaç tutam şakağından çıktığında Hülya pes ederek annesine yaklaşıp onları güzelce…

Bölümün tamamını WritePad'de oku