İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18)

SERENDİPÇE

Yazar:

İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı
İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı

"Aşk, tenlerin konuştuğu değil gözlerin tek bakışla anlaştığı anda çalar kapını." Duygularım en olmadık yerde kontrolü ele alıp zihnimi öfkeme kurban ederken sessizce akan yolu izliyordum. Sadece on beş dakika yirmi yedi saniye önce reddettiğim evlenme teklifini kendime tekrar teklif ettirmiş ve dedemin düşmanının torununa, benim hayallerimi mahveden adama evet demiştim. Evet, bizi birbirimize bağlayacak evliliğe onay vermiştim ve buna sebep olan şey sadece o adamdı. Boray'ın beni tanımamazlıktan gelip beni yok sayması öfkemi perçinlemişti. Özellikle sırf kendi hırsı yüzünden benim tırımı patlatmışken üstelik. Dinçer ve ikisinin arasında başka bir iş vardı bunu anlamamak için aptal olmak gerekirdi ki o ikisinin ortasına benim düşmem de Dinçer'in anlattığı gibi değildi. Bunu biliyordum, yani kadınlık hissiyatı mıydı beni huzursuz eden yoksa yanımdaki adamı varlığımdan beri düşmanım olarak gördüğümden miydi bilemiyordum ama hissediyordum. Dinçer, bana yalan söylüyordu. Bugün Atilla Abi'yle konuştuktan sonra bunu düşünüyordum ve bu gece yaşananlar da bu düşüncemi destekliyordu. Peki, ben niye bana yalan söylediğine emin olduğum adamın evlenme teklifini kabul ediyordum? Salaksın Naz. Annen haklı, olmamışsın sen. Doğumda beynin içerde kalmış, tam çıkamamışsın. İç sesim bana söyleyemediklerimi söylerken iç çekerek kafamı koltuğa yasladım. Şehrin ışıkları birer yıldız gibi parlarken bakışlarım yanımdaki adama kaydı. On altı dakikadır yanımda oturmuş rahat bir tavırla arabayı kullanıyordu. Korumalarının arabaya binmesine izin vermemiş, sarıldığımızda da kulağıma onun arabasına binmemi söylemişti. Boray'ın orada olması ve çevirdiğimiz oyunun anlaşılmaması için o an sessizce dediğini yapmıştım ve şu an en başından beri pişmanlıkla yandığım hatalarıma birini daha eklediğimi fark etmiştim. Ceketini arka koltuğa atmış, bedenine tam oturan gömleğinin üstten üç düğmesini açmış şekilde, sol dirseğini tamamen açık olan cama yaslayarak rahatça arabayı sürüyordu. Diğer eli bacağının üstündeydi, esen rüzgar zaten arabaya dolmuş olan kokusunu daha da burnuma iterken gözlerim onun yüzündeki geçmek bilmeyen gülümsemede takılı kalmıştı. Arabaya bindiğimizden beri yüzünde arsız bir sırıtış vardı. Boray'la bile konuşurken gülümsemişti. Adama baş sağlığı dilerken bile... Çok sinir bozucu bir adamdı, kötü biriydi o ayrı ama gıcık bir yapısı da vardı ve ben bu adamla evlenecektim. Ah! Kendimi şu an arabadan atmak istiyordum! "Gülümsemeyi tahminen ne zaman kesersin? Şu an gözümde bayağı bir düşüştesin de." diye söylenmeden edemedim. Ben burada pişmanlıktan ve yaşadıklarımdan dolayı huzursuzlukla sınanırken o rahatça gülümseyemezdi. Başını hafifçe çevirip bana baktığında gözlerinde gördüğüm parlaklık, benim göğüs kafesimdeki sisi bile aydınlatabilecek kadar yoğun olduğunu görmek kaşlarımın daha da çatılmasına sebep oldu. Sırf düşmanını ters köşe ettiği için bu kadar mutlu olması normal miydi? Gerçekten erkekler tuhaf varlıklardı. "Yüksekteydim yani gözünde, düşecek kadar mesafem varsa?" demesiyle gülerek serçe parmağımı kaldırdım. "Bak." dedim dalga geçercesine. "Şu kadar yüksekteydin bunu da kaybettin. Şimdi ciddi ol da ne halt yiyeceğimizi söyle." Konuşmam bittiği anda bacağının üzerindeki elini kaldırarak serçe parmağını parmağıma doladı. Bana dönerken yüzünde muzip bir ifade vardı. "Ortağız işte. Sana söylediklerimi yapacağız ve ikimizde kazançlı çıkacağız." sakince, sanki sıradan bir sohbetin içindeymişiz gibi konuşmasıyla sinirle parmağımı elinden çektim. "Önce şu konuda anlaşalım o zaman. Temas falan yok. Konuşmak yeterli." diye söylendim hırsla. Eğer bu işe başlayacaksak belli sınırlar olmalıydı çünkü her şey en küçükle başlar ve en büyüğe uzardı. Nefsimiz sınırsız, arzularımız arsızdı. İnkar edemezdim, eğer bu konumda olmasaydık ve öylesine gördüğüm bir adam olsaydı ondan etkilenirdim. Olan olaylar ona bakışımı değiştirmiş olsa da sınırları çizmek en iyisi olacaktı. Söylediklerimle kaşları çatılırken bana tuhaf bir bakış attı. "Nazenin, ortak dana…

Bölümün tamamını WritePad'de oku