İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18)

SENSEDİM

Yazar:

İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı
İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı

"Bir evde kaybolan iki yabancıyız, bulunmak istiyoruz ama birbirimizi göremiyoruz." İki Gün Önce... Bir hata peşinden bin doğru getirebilirdi. Dinçer'in adamlarının yaptığı bir hata ona hayatının bin doğrusunu getirmişti. Dinçer, bunun farkındaydı. Nazenin Akel, onun hayatının bin doğrusuydu ve o, doğrularından şaşmayan bir adamdı. Netti. Evet veya hayır. Başka bir seçenek söz konusu olamazdı çünkü buna izin vermezdi. Hayat kısaydı ona göre, bu kısalığa iki seçenek yeterdi. O, öyle düşünürdü. Ta ki karşısındaki kadına kalbindeki tüm hisleri bağlayana kadar... Kördüğümü kendi parmaklarıyla atmıştı kalbine ve çözmeyi bir an bile düşünmemişti. Pişmanda değildi bunun için. Nazenin, onun bu hayattaki belkisiydi. Onun için tüm seçenekler ihtimal dahiline alınıp onun istediği şekilde kabul görülebilirdi. Onun istemesi yeterli olurdu. Evet, biliyordu bu delilikti. Bir insanın bir insana bu kadar bağlı olması doğru değildi ama kendine de engel olamıyordu. En son gözlerinin içine baktığı o gün, zihninden bir saniye bile silinmezken göğüs kafesindeki ruhundan parçaya nasıl söz geçirebilirdi ki? Zihnine söz geçiremeyen kalbine dil dökse ne faydaydı? Ne dil dökmüştü kalbine... yapma oğlum o kız sana haram demişti. O kız, onlardan yapma etme demişti kendine ama tüm Karadeniz'e söz geçiren adam kendine söz geçirememişti. Bir çift kehribar göze köle olmuş, bir Nazende'nin önünde diz çökmüştü. Bundan asla gocunmuyordu, sevdalık etmek adamlığın şanındandı ona göre. Sevmek her yüreğin harcı değildi. Bunu başarabilen 'adamdı' onun gözünde. Dedesi onu öyle yetiştirmişti. "Sev, Alpar." demişti dedesi, bir elinde işlemeli bıçağı bir elinde de kendi bahçelerindeki ağaçtan kopardığı kırmızı elmasıyla otururken. "Sevmek bir adamın en üst rütbesidir. Seven adamın gözü kara olur çünkü sevdiğini korumak için yapabileceklerinin sınırı ancak sevgisi kadardır. Ne kadar çok seversen o kadar çok gözün kara olur." Bu sözlerle büyümüştü ve kalbi de gereğini yapmıştı. Yanlış kişiyi seçmiş olsa da... Dinçer'in gözleri ondan uzaklaşmak için attığı adımları hızlandıran kadının arkasından bakarken dudaklarında hoş bir tebessüm vardı. Kalbinden göğüs kafesine süzülen hissin zevkiyle sırtını koltuğa yasladı ve dilini tokat yediği yanağının içinde gezdirdi. Kadının eli ağırdı. Tenine değen ten canını acıtmamış aksine şaşkınlık yaratmıştı onda ama bu şaşkınlığı bile sevmişti. Nazenin'ni onu sevmemiş olsa da... Kadının ondan hoşlanmadığının farkındaydı. Hele ki bu olayla onu uzun bir süre sevmeyecek, ondan nefret edecekti ama bu duygu bile kabuldü Dinçer için. Nazenin, arabanın kapısını bir hışımla açıp tam bineceği anda ona döndüğünde başını eğip selam verdi Dinçer yüzündeki tebessümü bozmadan ve bu gülümseme, karşısında öfkeyle çenesini sıkıp gözlerini devirerek arabaya binen kadının ardından kısık bir kahkaha çevrildi dudakları tarafından. İki adamının arabaya binmesiyle limandan ayrılan arabayı görebildiği kadar izledi. O sıra ise içinden kendini yüreklendirmek için söylendi. "İkimizde Karadenizliyiz, unutma oğlum bunu. İkimizinde öfkesinden sonra inadı gelir ama benim ondan farkım inadımın yanında sevdamın olması. Benim sevdamın karşısında hiç şansı yok. O yüzük takılacak, o imza atılacak. Hazır böyle bir fırsatı bulmuşken sikseler onu almadan bu işi bitirmem." Bu sözleri kendine yemin bellemişti. Zaten uzun zamandır bekliyordu, dedesinin isteğini yaptıktan sonra harekete geçecekti. Bu gece dedesinin verdiği görevi halletmişti şimdi ise sanki bu işin ödülü gibi kader onu Nazenin'e bağlamıştı. Bu bir işaretti. O gün... on sene önce en son bu kadar yakından gördüğü gözler bu gece ona tekrardan hayatı tattırmıştı. Bugün bir günahı omzuna bağlamışken ona sanki ödül gibi verilen sevdiği kadın yüreğini hafifletmişti. Ne zaman onu sevdi bilmiyordu. Sanki doğduğu an Nazenin, onun yüreğinde filizlenmeye başlamıştı da Dinçer, bunu fark etmemişti. Gerçi bunun sebebi her karşılaşmalarında kavga etmelerinden de olabilirdi... Bu farkındalık canını sıkıyordu, o zamanlar aileleri y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku