İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18)

RAYİHA

Yazar:

İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı
İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı

“Bazen veda edemez insan. Bir virgül bırakır nokta yerine çünkü umudu olmazsa devam edemez hayata...” Bir an gelir değiştirir seni. Bir adam gelir kalbinin üzerine atar pençesini, kıvrılır kalırsın kurduğun hayatının yıkıntıları altında çaresizce. Bir fısıltı takılır zihninin derinliklerinde hatırlarsın kim olduğunu. Hatırla kim olduğunu, unutma yaşadıklarını ve asla duygularının esiri olma. Esir olan bir kalbi sadece özgürlüğü tatmış bir beyin kurtarabilir. Sen hiç özgür olmadın Naz... bilmiyorsun özgürlüğün tadını, o yüzden sakın esir olma. Topla kendini çünkü kimse seni toplamayacak. Karanlığın aydınlığa yenilmeye yüz tuttuğu vakitte her şey durmuştu. Rüzgar tenimi okşamaya devam ederken zihnim zamanın çarklarına inat yavaşlamış, dakikaların gerisinde kalmıştı. Bu gece neler oluyordu ve olacaktı diye düşünecek halim bile kalmamıştı. Karşımdaki adam tüm dengemi kendi ağırlığıyla değiştirmiş, benden fazlasıyla hayatıma etki etmişti. Hem de sadece bir cümlesiyle... “Şimdi bir karar vermen gerekiyor, Nazenin. Ya benim sunduğum anlaşmayla bu işten kazanarak sıyrılırsın ya da tek başına batmayı göze alırsın.” Sesiyle süslediği cümleler nefesimde ağır bir sınava denk düştüğünde bakışlarım yüzünde asılı kaldı. Trabzon'dayken liseye giderken gördüğüm çocuktan çok farklıydı karşımdaki adam. Arada bazı davetlerde varlığını hissettiğim ama dikkatimi ona kaydırmadığım için pişmanlık duyacağım kadar da dikkat isteyen biri olduğunu şimdi fark ediyordum. Trabzon’dan çıktığım andan beri bana orayı hatırlatan her şeyden uzak durmuştum. Buna Çakırlar da dahildi. Ve şimdi en uzak durduğum en yakınımdaydı. En ortak paydada olmak istemeyeceğim adamla aynı dilimde karşı karşıyaydım. Mavinin laciverte çalan tonunda, ela harelerle lekelenmiş göz bebeklerinde hafif gri sisler vardı. Çenesi keskindi. Şu anki ciddi ifadesine rağmen iki yanağında gamze belliydi. Derin bir yüzü vardı. Siyah saçları ne uzun ne de kısaydı, ortaydı. Parmaklarımı aralarından geçirip öfkemi kendimden uzaklaştırmak istersem, tek tek yolabileceğim kadar gürdü. Yüzü kemikliydi ama zayıfta değildi. Zaten kendisi de zayıf bir adam değildi, boyu uzundu, gövdesi genişti. Yapılıydı. Tüm sülalesi de böyleydi. Şaşırılacak bir şey değildi bu. Tüm şehir bilirdi Çakırları. Büyük büyük babası zamanında çok korkulan biriymiş. Adama hatta deli derlermiş. İki metreyi aşan boyuyla eski zamanın evlerine girerken hep sıkıntı yaşar, bileğinin gücü de çoğu şeyi kırmasına sebep olurmuş. O yüzden ona iş vermezlermiş. Yaptığı iş hayırdan çok zarar getirirmiş. Karşımdaki adam da kesin dedesine çekmişti. Yoksa şu an burada olmamızın başka açıklaması olamazdı. Sakin ol, Naz... adamı süzmeyi kes ve ne saçmaladığını sor. Başında büyük bir bela var, farkında mısın? Farkındayım ama fark etmemek için uğraşıyorum çünkü nasıl çözeceğimi bilmiyorum. Sus o yüzden. Kendimi kendi içimde sustururken kaşlarımı çatarak etrafa kısa bir bakış attım. Tüm adamlar merakla bize bakıyordu. Onun adamlarından ikisi ise bize bakmak şöyle dursun, tırın kafa tarafında hâlâ tutuşmuş şekilde yanan kısmın başında ellerini ısıtıyordu. İçimin tekrar yandığını hissettim. Tır patladı, Naz. Törene çok az kaldı, Naz. Fabrikayı gece gündüz çalıştırsan bile yetişmez Naz. Ortadaki sözleşmede kaç sıfırlı rakamlar vardı Naz?... “Ne saçmalıyorsun sen? Ne anlaşması? Ne düşmanı?” diye sorarken alışılmışlığımın dışında sesli konuştum. Normalde sesimi hiç yükseltmezdim. “Bunları burada konuşmayalım istersen. Üşüyorsun. Arabaya geçebiliriz.” Gözleri samimi bir süzmeyle soğuktan kızardığına emin olduğum burnumun ucunda ve hafifçe titreyen çenemde gezindi. Çenemin titreyişinin bir nedeni de öfkemdi ama bunu bilip bilmediğinden şüpheliydim. Ayrıca arabaya geçelim de ne demekti öyle? Olmadı gel bize geçelim, kahve içeriz? Ne diyor bu adam ya? “Ne arabası be adam? Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?” işaret parmağımla ısınan iki adamı işaret ettim. “Siz ısınmak için benim sevkiyatımı mı patlattınız?” Ona doğru iki adım atıp karşısına dikildim. O tepkis…

Bölümün tamamını WritePad'de oku