İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18)

CÜDA

Yazar:

İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı
İKİ DAĞ BİR DENİZ-NAZENDE (+18) – Sena kitap kapağı

CÜDA "Çok sevilen bir şeyden ayrı kalmak." "Açılan yaradan süzülen kan gibi sızdın kalbime. Usul usul, acıta acıta." Bugünün sabaha doğrusu, saat beş suları... Yazar anlatımıyla... Uyku uzak bir ihtimaldi şu an onun için. Sırtüstü uzandığı yatakta bir kolunu başının altına koymuş, diğer eliyle de karnının üzerinde ritim tutmuştu. Bakışları tavandaydı ama gördüğü duvar değil, korkularıydı. Her şey tahmininden hızlı ilerlemişti ve bu planlarını bozmuştu. Kurduğu oyun fazla erken dolanmıştı ayaklarına. Şu an diz çökmesi bir şey ifade etmezdi sevdiği kadının karşısında, ona biraz daha zaman lazımdı ve bunu nasıl çözeceğine bir türlü karar veremiyordu. Sabahki konuşmalarında geçen Boray ve Uraz'ın ortaklığı, kurduğu oyuna bir darbe atmıştı. Nazenin, bazı noktaları fark etmeye başlamıştı, bunu bakışlarından ve tavırlarından anlıyordu. Sadece konduramıyordu ve ne yazık ki tam da konduramadığı şeyleri yaşıyordu. Dinçer içinse en önemli kısım sevdiği kadının arabada affetmem demesiydi. Onu kendisine aşık ettikten sonra bir şekilde affedilmeyi başarabileceğini umuyordu fakat Nazenin onu şaşırtmış, ailesiyle ilgili öğrendikleriyle onların üzerini çizmişti... Ailesini bir kalemde silen kadın kendisine neler yapardı? Son düşüncesiyle söverek içli bir nefes çekti içine. Karşı odasında uyuyan kadını düşünürken uzandığı yataktan doğrularak ayaklarını yere koyup oturur pozisyona geldi. Perdesi çekilmemiş camdan dışarıya bakarken içindeki şeytanla pazarlık masasına oturmuştu. Evet mi, hayır mı? Diye sordu kendisine. Evet dedi şeytanı, hayır dedi mantığı. Aşkta mantık olmaz, dedi şeytanı. Sevdada kara olmaz, dedi mantığı. En sonunda verdi kararını. Kara sevda gerçekse, galip gelir tüm oyunlara. Gözleri dalgalarıyla hırçınlığını belli eden denizin üzerinde gezinirken zihninde oyununu baştan yazdı. Kaybetmeye hiç niyeti yoktu. Özellikle Nazenin'le bu kadar yol katetmişken onsuzlukla şimdi sınanamazdı. Hissediyordu, kadının aklını karıştırmıştı. Kendisine karşı yumuşadığını Nazenin fark etmese de, Dinçer fark etmişti. Sözleri bir bıçak gibi keskindi ama tavırları öyle değildi. Kendisini savunmak için kurduğu kalkandı cümleleri. Nazenin, büyük bir güven sorunu vardı ve sebebi aşktan kaynaklı değildi. Bunu tahmin edebiliyordu. Ciddi ilişkisi hiç olmamıştı kadının, aslında ilişkisi olmamıştı. Trabzon'dan İstanbul'a ilk gittiği zamanlarda aralarında bir bağ yoktu. Bilmiyordu o zamanlarını Dinçer fakat onu yıllar sonra ilk gördüğünde her şey değişmişti. Düşmanlıkla beslenmiş saf hisleri daha önce hiç tatmadığı duyguyla çarpışmış, onun kalbine yerleşmişti. O günden sonra Dinçer kadını araştırmış, İstanbul'da yaptığı her şeyi öğrenmişti. Eğlenmeye çıktığı gecelerde takıldığı adamlar olurdu sadece. Bu her ne kadar sinirini bozsa da geri kalmayı bir şekilde başarırdı çünkü biliyordu müdahale etme hakkı yoktu. Şimdi olsa ona bakan gözü kör edebilirdi. Sınırı karısıydı. Nazenin'le ilgili merak ettiği en önemli şey gittiği psikiyatristti. Uzun zamandır bir tedavi altındaydı ve bunun ne için olduğunu bilmiyordu. Gizli tutuluyordu içeriği. Çevresine klasik zenginlerin sunduğu bahaneleri söylediğini duymuş olsa da Dinçer bu yalana inanmayacak kadar deneyimliydi. Nazenin'in başka büyük bir sıkıntısı vardı. İstese ne olduğunu öğrenebilirdi ama bunu yapmayacaktı. Nazenin, kendi isteğiyle gelip onunla konuşacak, derdini kocasına duyduğu güvenle anlatacaktı. Dinçer bunu büyük bir sabırla bekleyecekti. Düşünceleri arasında yatağının yanı başındaki komodinin üzerinde çalmaya başlayan telefona çevirdi bakışlarını. Ekrandaki isim kaşlarının çatılmasına sebep oldu. Bu saatte araması hayra yorulacak bir konu olamazdı. Eli hızla telefonu kavrarken zaman kaybetmeden aramayı cevapladı ve karşı tarafı dinledi. Kaşları duyduğu her cümleyle çatılırken aklından sadece Atilla'nın ne halde olabileceği düşüncesi geçiyordu. "Askeriyeden ayrıldı mı?" diye sordu Dinçer duygudan yoksun bir sesle ve aldığı cevapla başını yana eğerek boynunu çıtlattı. Çıkan ses biraz olsun onu rahatlatırk…

Bölümün tamamını WritePad'de oku