Kore'de ilk olaylı günüm
Yazar: Yina

Selamlarr, nasılsınız? Kitabımın ilk bölümü geldi. Umarım eğlenerek okursunuz. Kitabın ana konusu olan olaya daha gelmedik. ( Taslakta bile gelmedim. Bir azıcık uzatmak istiyorum ama o zamana kadar eğlenceli olaylar olacak.) Okuduğunuz saati bura yazmayı unutmayın Eğer kelime hatası bulursanız yorumlarda lütfen söyleyin düzektiyim. Türk değilim, o yüzden diyorum. İyi okumalar ________ Ağaçlar sırayla, hızlı şekilde yanımdan geçip giderken kulağımda ı kulaklıktan şarkı dinliyordum. Aynı zamanda da meraklı şekilde etrafı gözetliyor nasıl bir yer olduğunu merak ediyordum. Bu gün özellikle seçtiğim ' l can do it' şarkısı tam da ortamı anlatıyordu. Gerçekten de başarmış Kore'de bir üniversite kabul olmuştum. Şimdiyse öğrenci yurduna doğru gidiyordum. Derslerin başlamasına daha çok vardı, ama yakında idolumün konseri olacağından bir az çabuk gitmek istemiştim. Araba durduğunda, parayı verip indim. Karşımda Korece öğrenci yurdu yazınısı gördüğümde gülümsedim. Daha fazla beklemeden bavulumu, çantamı alıp içeri geçtim. 58 numaralı odaya vardığımda şifreyi yazıp içeri girdim. Tek kişilik, sade, küçük bir öğrenci odası seçmiştim. Kapının hemen sağ yanında banyo vardı. Düz gitdikten sonra sağ tarafta giysi dolabı, karşısında yatağım vardı. Dolabla paralel olan yazı masam ve büyük bir pencere onun yan tarafında küçük bir makyaj masam vardı. Yan tarafta bir tane daha oda vardı. İçeri girdiğinde iki yere ayrılıyordu. Minik mutfak sağındaysa küçük beş teras. Terasta giysileri kurutmak için asılgan vardı. Mutfakla teras arasında çamaşır makinesi, ütü ve masası, yemek masası,birde küçük koltuk vardı. Terastaysa küçük bir dolab vardı. Odaya geri döndüğümde yatağımla paralel bir tane televizyonu sonradan fark etmiştim. Kapıda duran vazileri alıp sırayla boşaltdım. Evin tozunu alıp yerleştikden sonra kendimi yatağa fırlatdım. Yorğun halimle Internetden tanıştığım Koreli arkadaşlarıma yerleştiğime dair bilgiler verdikten sonra karnımın guruldama sesi bütün odada yankılandı. Öğlen olduğundan yemekten sonra lightstick ve albüm almayı planlaşdırdıktan sonra hazırlanmak için ayağa kalktım. Sade old money tarzında outfit giydikten sonra bana en yakın bakkalı telefondan buldum. Yurtdan çıkıp oraya gitdim. Hep kdramalarda gördüğüm yemeği bu səhər ben yapacaktım. Bir tane noodle , bardakta buzlu kap, südlü banan, son olarakta hazır kahve aldım. Buzlu bardaka kahveni ve südlü bananı karıştırıp tadına baktım. Gerçeği söylemek gerekirse hoşuma gitmişti. Noodle mi de hazırlayıp yemek yerken bir yandan da telefonda geziniyordum. Karşıma çıkan haber kanallarında idollerimden birisinin ismini görünce tedirgin şekilde yazılan yazıları okumaya başladım. Bir kaç saat önce Park Ji-hoon şirketinin yakınlığında, alkollü şekilde sukutur sürerken kaza yaptı. İşte o kazadan video görüntüler Haber başlığıyla kahkahalara boğulmuştum. "Görende araba kazası sanar. Lan şirketin yanında diyor bide. Ayh nasıl tatlı düşmüş öyle" Videoda normal sukuturu sürerken döndürdüğünde dengesini kayb edip yere düşmüştü. Haraket etmeden olayı idrak etmiş sonraysa kalkıp üstünü temizlerken ayağı skuture tekrar takılıp düşmüştü. Alkollü olduğundan dolayı 2 ci düşüş net o yüzdendi. "Sakar yaa. Ne zaman büyüycen sen he?" Gözlerimi bereldip az önce ne dedim ben diye düşündüm. Tekrar bir cümle kurup eski cümleyi düzeltdim."Büyüme Allah korusun, sen minnak kal bence:) " Fan hesabımda bu paylaşımı yaptıktan sonra bir azıcık internetde gezindim. Bazı fanlar bunu çok ciddi şeymiş gibi yorum yaptıpını gördüğümde"şakamısınız ya altı üstü sukuterden düştü. Arabadan düşmedi ki." Yemeğim bitdikten sonra kdramalarda hep gördüğüm o çikolatadan alıp bakkaldan çıktım. Telefonumdan açtığım haritada en yakın kpop eşyaları satılan yeri aratdıktan sonra ilk en yakın olana gitdim. 20 dakikalık yol olmasına rağmen gezerek gitmiştim. Oraya ulaşanadek sürekli etraflara bakmış, bir kaç fotograf çekmiştim. Tabi aldığım çikolatayıda unutmayıp, ara sıra bir tane ağzıma atıyordum. Geriye çöpü kaldığında derin bir iç çekti…