İçimdeki Yankı

8.🪖🩸

Yazar:

İçimdeki Yankı – Rabia Kaya kitap kapağı
İçimdeki Yankı – Rabia Kaya kitap kapağı

"Düşmanın zincirindeki her kırık halka, bizim zafere attığımız bir adımdır.” SEZAY KARAKAYA - KIRIK HALKA OPERASYONU Sabah olduğunda gözlerimi doğru dürüst uyuyamadan açtım. Birkaç saat önce üzerimize çöken gecenin ağırlığı hâlâ bedenimdeydi. Gözlerimi tavana dikmiş, birliğin koridorlarından gelen ayak seslerini dinliyordum. Dinlenmemiz gerektiği söylenmişti ama askerlikte bazı geceler insan bedenini yatağa bırakıp zihnini orada tutmasına izin vermiyordu. Elimi cebime attığımda ultrason fotoğrafı hâlâ oradaydı. Parmaklarım fotoğrafın kenarına dokunduğunda yüzümde belli belirsiz bir tebessüm oluştu. İkbal’in yüzü gözlerimin önüne geldi. Beni uğurlarkenki hâli, sesindeki titrek heyecan ve bana uzattığı o küçücük fotoğraf… “Döneceğim,” diye fısıldadım. Tam o sırada kapım çalındı. “Komutanım?” Başımı kaldırdım. “Gir.” Kapı açıldı. Sefa odaya tam girmeden kafasını hafifçe içeri uzattı. “Toplanıyoruz. Yeni emir geldi.” Birkaç saniye ona baktım. “Ne kadar süremiz var?” "On beş dakika.” Yataktan doğruldum ve harekete geçmek üzere ayaklandım. “Tamam. Hazırlanın.” Sefa başını sallayıp çıktı. Fotoğrafı dikkatlice yeniden cebime yerleştirdim. Üzerime üniformamı geçirirken bedenimdeki yorgunluğu görmezden gelmeye çalıştım. Daha dün gece DFH operasyonunu tamamlamıştık. Devrân Fikret Hancı’nın yapılanmasına indirilen darbenin ardından örgütün sınır hattındaki bağlantılarının bir kısmının açığa çıktığını biliyorduk. Fakat bu, işin bittiği anlamına gelmiyordu. Tam tersine… Yeni bilgiler, örgütün birbirine bağlı halkalarından birinin kırılmaya başladığını gösteriyordu. Ve şimdi sıra o halkanın peşine düşmekteydi. Bu nedenle yeni görevin adı çoktan belirlenmişti: Kırık Halka Operasyonu. Amacımız, örgütün sınır hattındaki bağlantılarından birini ortaya çıkarmak, kaçış güzergâhını tespit etmek ve geride bıraktıkları yapıyı tamamen dağıtmaktı. Kısa süre sonra Barut Timi olarak araçların bulunduğu alanda toplandık. Sefa, Deniz, Celal, Güray, Fuat, Hakan ve Gülay yerlerini almıştı. Hepsinin yüzünde dün gecenin yorgunluğu vardı ama kimse bundan söz etmiyordu. Bir görev bitmişti. Ama şimdi sırada bir yenisi başlamıştı. Tam araçlara geçeceğimiz sırada, beraber çalışacağımız diğer ekipten birkaç asker yanımıza geldi. Aralarında daha önce görmediğim biri vardı. Diğerlerinden biraz geride duruyor, çevresini sessizce inceliyordu. Üzerindeki teçhizat düzenliydi. Yüzündeki ifade sakindi. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyordu. Yanımıza geldiğinde selam verdi. “Yüzbaşı Sezay Karakaya?” İfademi bozmadan dik duruşumla karşısında dikildim. "Benim.” “Teğmen Sarp Efe Dalman.” Elini uzattı. Elini sıktım. “Memnun oldum.” “Ben de komutanım.” Soyadını duyduğum anda zihnimde çok kısa bir duraksama oldu. Dalman. Nedense tanıdık gelmişti. "Mehmet'in bir tanıdığı olabilme ihtimali var mıdır acaba?" Diyerek içimden düşünceler geçirdim. Kaşlarım belli belirsiz çatıldı. Sarp’ın yüzüne birkaç saniye daha baktım. Nereden tanıdığımı da pek çıkaramadım. Mehmet'in tanıdığı olsa illaki bilirdim. Dalman… Sonra kendi kendime geçiştirdim. " Ne olacak? Sadece onlarda yoktur bu soyad." Üzerinde durmadım. “Görev hakkında bilgin var mı?” “Genel hatlarıyla, komutanım.” “Kırık Halka’nın detaylarını araçta konuşuruz.” “Emredersiniz.” Sarp birkaç adım önümden yürüyüp araca yöneldi. Ben de arkasından baktım. O soyadı bir kez daha zihnimde yankılandı. Dalman. Başımı hafifçe iki yana salladım. Şu an bunun sırası değildi. Önümüzde uzun ve zorlu bir operasyon vardı. Üstelik bu kez yalnızca düşmanın peşinde değildik. Onların kırdığı halkayı bulup zincirin tamamına ulaşmaya çalışacaktık. Araçların motorları aynı anda çalıştı. Kapıyı kapatmadan önce son kez gökyüzüne baktım. Güneş yeni yükseliyordu. Elim istemsizce cebimdeki ultrason fotoğrafına gitti. Parmaklarım fotoğrafın üzerinde birkaç saniye durdu. Sonra dikkatimi şuana verip aracın kapısını kapattım. Araç hareket etti. Hafif aralıklarla sarsıntı yaşarken bedenimdeki dik duruşu bozmamaya gayret gösterdim. Ben önümde uzanan yola bakarken, Kırık Hal…

Bölümün tamamını WritePad'de oku