İçimdeki Yankı

6.📜

Yazar:

İçimdeki Yankı – Rabia Kaya kitap kapağı
İçimdeki Yankı – Rabia Kaya kitap kapağı

“Delirdiğimi düşünerek bana bakan gözler, asıl delirenlerin kendileri olduğunu bilmiyordu. İçimde taşıdığım gerçeği kimse bilmiyordu.” İKBAL KARAKAYA - İZMİR Sabah yastıktan kayan başımın boynumda bıraktığı ağrıyla uyandım. Elim istemsizce enseme gitti. Parmak uçlarımla ağrıyan bölgeyi hafifçe ovalayarak kasılan yerleri gevşetmeye çalıştım. Birkaç kez başımı sağa sola yavaşça çevirdim. Sol tarafa döndüğümde, aralık bıraktığım pencerenin önündeki perdenin rüzgârla odanın içine doğru savrulduğunu fark ettim. Yataktan doğrulurken elim önce karnıma gitti. Dikkatlice ayağa kalkıp pencerenin yanına yürüdüm. Perdeyi düzelttikten sonra pencerenin üst kısmını biraz daha kapattım. Ardından yeniden karnıma dokunarak yatağın kenarına döndüm. Sabahın serinliği odaya hâlâ doluyordu. Elimi karnımın üzerinde birkaç saniye daha tuttum. “Günaydın,” diye fısıldadım. Elimi karnımdan çektiğim sırada komodinin üzerinde duran telefonumun ekranı aydınlandı. Yeni bir mesaj gelmişti. Telefonu elime alıp ekrana baktığımda gönderen kişinin Samet Bey olduğunu gördüm. Kaşlarım istemsizce çatıldı. Sabahın bu erken saatinde neden bana mesaj atmış olabilirdi? Mesajı açtığımda birkaç saniye boyunca ekrana öylece baktım. “Dün seni maça gitmek için ikna etmeye çalışırken aslında başka bir şey söylemek istedim. Seninle konuşurken kendimi iyi hissediyorum. Bir gün iş dışında, sadece ikimiz oturup kahve içsek nasıl olur? Bunu yanlış anlama, sadece seni daha yakından tanımak istiyorum.” Kalbim bir anlığına hızlandı. Mesajı bir kez daha okudum. Sonra bir kez daha… Telefonu elimde tutarken yüzümde oluşan şaşkınlığı kendim bile anlayamıyordum. Samet Bey’in bana karşı böyle bir düşüncesi olduğunu hiç fark etmemiştim. Aramızda yalnızca iş arkadaşlığından ibaret, sıradan bir iletişim olduğunu düşünüyordum. Üstelik ben… Ben hâlâ Sezay’ın olduğu yerdeydim. Hayatımın bir köşesinde değil, tam ortasında. Telefonun ekranını kapatıp yatağın üzerine bıraktım. Birkaç saniye sonra yeniden elime aldım. Mesajı silmek istedim, sonra vazgeçtim. Cevap vermeyi düşündüm, parmaklarım klavyenin üzerinde öylece kaldı. Ne yazacağımı bilemedim. “Hayır,” diye fısıldadım sonunda. “Böyle bir şey olmayacak.” Ama bunu Samet’e mi, kendime mi söylediğimi bilmiyordum. Telefonu çantama koyup hazırlanmayı sürdürdüm. Gün boyunca aklımın bir köşesinde o mesaj vardı. Hastaneye vardığımda ise kendime verdiğim tek bir karar vardı: Samet Bey’le karşılaşmayacaktım. Koridorda ilerlerken Onkoloji Servisi’nin bulunduğu tarafa bakmamaya çalıştım. Asansörün kapısı açıldığında içeride birkaç kişi olduğunu görüp beklemek yerine merdivenlere yöneldim. Hemşire bankosunun önünden geçerken uzaktan Samet Bey’in sesini duyduğumu sanıp bir anda yönümü değiştirdim. Bir dosyayı teslim etmek için girdiğim koridordan, onu görebileceğim ihtimalini fark ettiğim anda geri döndüm. Kendi hâlime içten içe şaşırıyordum. Sanki birinden kaçmıyor, yakalanmaktan korkuyordum. Oysa ortada sakladığım hiçbir şey yoktu. Ama Samet’in o mesajı, içimde uzun zamandır kapalı tuttuğum bir kapının koluna dokunmuştu. O kapının ardında ise Sezay’dan başka kimseye yer olmadığını ben çok iyi biliyordum. Bir süre sonra odama girdiğimde kapıyı arkamdan kapattım ve derin bir nefes aldım. Masama geçip çantamı bıraktım. Tam sandalyeye oturacakken koridordan gelen ayak sesleriyle başımı kaldırdım. Kalbim yine hızlandı. Ayak sesleri kapımın önünde durdu. Birkaç saniye sonra kapıya hafifçe vuruldu. Gözlerimi kapatıp içimden geçirdim: “Ne olur Samet olmasın…” Kapının yeniden tıklatılmasıyla düşüncelerimden sıyrıldım. Bir an nefesimi tuttum. Ardından kendimi toparlayıp, “Gir.” dedim. Kapı aralandığında içeriye küçük hastalarımdan biriyle annesi girdi. İçimde tuttuğum nefesi farkında olmadan derin bir şekilde bıraktım. Omuzlarımın gevşediğini hissettim. Az önce kapının arkasında Samet’i görme ihtimaliyle gerilen bedenim, çocuğu görünce yeniden sakinleşmişti. “Hoş geldiniz. Gel bakalım, nasılsın bugün?” Çocuk annesinin elini bırakıp sedyeye doğru ilerledi. Ben de y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku