15. 🪖🍰🩺
Yazar: Rabia Kaya

"Bazı yaralar elbet geçer, ama bazıları vardır; zihindedir. Geçmez, kalır. " İKBAL KARAKAYA/ SÜPRİZLER Bahçede kendi dolanan köpeğimi gördüğümde yarı uykulu halimle gülümsedim. "Bal'ım, hadi gel yürüyüş yapalım senle," diyerek tasmasını taktım. Üzerimde eşofman takımım ve crocs terliklerimle bahçeden Bal'la birlikte çıktım. Evimizin ilerisindeki parka doğru yürüyüşe çıktığımız esnada, istemsiz etrafı kontrol edip karnıma dokundum. Onun var oluşuna, tekmelerini attığı anlara öyle alışmıştım ki unutamıyordum. Acısı geçmiyordu. Ameliyat günü, bir mucize olur da ikimizde sağ kurtuluruz diye dualar etmiştim. Ama bazen, hayatındaki yaşanacak olan kaderi insan değiştiremiyordu. Olması gerekiyorsa, olur ve yaşanırdı. Taburcu olduğumdan bir süre sonra, ameliyata dair yaralarım az da olsa geçmişti. Ama zihnimi kemiren o kötü anılar ve acıların yarası geçmiyordu. Geçemeyecekti. Derin düşüncelere dalarken bir an, elimdeki tasmayı o kadar çok sıktığımı fark ettim. Olumsuz düşünceleri kenara bırakıp kendime geldiğimde avcumdaki tasmayı gevşettim. Sağa doğru bakarak havlayan Bal'ı sessizce uyardım. "Hayır, o sadece minik bir kedi. Hayır! İlerle hadi!" Verdiğim komuta uyarak, bakışlarını kediden ayırdı ve ilerlemeye devam etti. Yanıma anahtarı koymak için aldığım cüzdanımın fermuarını ittirip açtım. Kartım içindeydi. Hazır dışardayken hem Bal'ın ihtiyaçlarını hem de süpriz için alınacak eşyaların ihtiyacını karşıladım. Karşımdaki caddede bulunan dükkandan birkaç tane süs malzemesi ve konfeti kutularından aldım. Bir elimde poşetler diğerinde Bal'ı tutmaya çalıştığım tasmayla eve dönüş yoluna doğru yöneldim. Uzun bir yürüyüş turumuzu tamamlayıp, eve geçtiğimde küçük çantamdan telefonumu alıp Sevda'nın numarasını tuşladım. Kısa bir bekleyişimden sonra tatlı sesi duyuldu. "Alo, İkbalciğim?" diyerek seslendi Sevda. Ardında duyulan çocuk sesleri, hastaneyle alakalı konuşmaları duyunca işte olduğuna şaşırmadım. Haftasonumuz, hafta içinden daha beter oluyordu. "Kim bilir ne kadar yoğunsun. Bende senden yardım isteyecektim," derken duraksadım. Her zaman ki gibi yine işi varken bile yardıma koşuşturan Sevda... "Ne oldu ki? Söyle sen hallederim ben, çok geç olmadan işten çıkmaya çalışırım," diyerek yanımda olduğunu hissettirdi Sevda. Konu Nazan olunca yine gülümsedim ve "canım bugün Nazan'ın doğum günü, ona süpriz hazırlayacağım. İş çıkışında uğrar mısın?" diye sordum. "Birlikte halletsek..." derken duraksadım. Sevda, memnuniyetle yardımcı olacağını söylediğinde derin bir oh çektim. Güneş batarken, ağaç aralıklarına astığım süsleri düzelttim. Masadaki eksikleri tamamladım. İşaret parmağımı şakağıma koydum ve düşünerek masaya göz gezdirdim. Tam bu esnada çalan kapı ziliyle dikkatimi o yöne çevirdim. Gelen Sevda'ydı. Yasmin'in elini tutarak kapıda bekliyorlardı. Elimle içeriye doğru yön göstererek "Hoş geldiniz" dedim. Üzerindeki çantasını ve ince askılı bluzunun üzerine giydiği minik hırkasını çıkarıp vestiyere astı. Yasmin'in sırtına taktığı minik çantasını almak istedi ama vermemekte inatçıydı. "Boşver ya sıkıldığı zaman kendisi çıkartır. Takmak istediyse taksın güzel fıstığım," dedim. "Bugün hava epey sıcak ya!" diyerek isyan eden bir ruh haliyle ön kısımdaki saçlarını geriye doğru savurdu Sevda. Elimle kendime elpaze yapar gibi salladım. "Evet valla öyle ya!" Bahçe alanına geldiğimizde kurduğum masa düzenine ve ağaçlardaki süslemeleri inceledi Sevda. Yasmin hemen Bal'ın etrafında paytak paytak adımlarıyla koşturmaya başlamıştı. İkisinin anlaşıyor oluşunu izlerken gülümsedim. "Baya iyi olmuş kızım! Bu harika valla, Nazan çok mutlu olacak!," dedi Sevda. "Teşekkür ederim. Olduğu kadar artık ya!," diyerek elimi havaya doğru hafifçe savurdum. Bakışlarımı Sevda'ya çevirdim "Mutfakta kalan tatlıları da en son getiririz," dedim. Boğa burcu bir kadın olarak, şuan Sevda'nın iştahla yemeklere dokunma isteğini gözlerinde görebiliyordum. "Al hadi al bir tane ye, tadına bak," dedim. İlk ısırığı tam alacağı esnada Bal nasıl olduysa bir anda Yasmin'i bırakıp yanımı…