1📃
Yazar: Rabia Kaya

“Sevgili torunum Mehmet, Sen bu mektubu bulduğunda ben çoktan buralardan veda etmiş olacağım. Sen her şeyden önce çok iyi bir evlatsın. Her şeyi araştırarak öğrenmeyi severdin. Ama bilmediğin bazı gerçekler de vardı… Bunları sana yaşarken dile getirebilmek isterdim ama hastalığım gitgide ilerledi, dermanım kalmadı. Annenin senden önce bir oğlan evladı daha vardı. Ondan yana çokça sıkıntılar yaşadık. Hatta annen aldırmaya gittiği vakit anneannen onu bu kararından vazgeçirdi. Şimdi nerede bilmiyorum, kocaman delikanlı da olmuştur. Bazı hastalıkları vardı. Annen onu yetiştirme yurduna bıraksa da uzaktan masraflarını sürekli öder, onu bahçeye her çıkardıklarında izlemeye çalışırdı. Hastane kayıtlarına baktırırsan eğer, ismi Sarp Efe Dalman dersen belki bulabilirsin. Kendine çok iyi bak evladım. Seni çok seven deden, Şevket Faruk Dalman…” ••• MEHMET DALMAN’DAN ••• Mektubu komodinin çekmecesine bırakıp kapattım. Yatağımın sağ tarafı yine boştu. Sevda eve geç döndüğü için evlendiğimde bütün düzenim bozuldu. Normalde ağır uykusu olan adam, kızının ufacık bir nefes sesini mikrofondan duymasa kalkıp bakar oldu. Uykusuzluğumun en güzel heyecanı ona aitti. Yasmin’imdi. Kuruyan boğazıma iyi gelir düşüncesiyle uzandığım yatağımdan kalkıp mutfağa doğru yöneldim. Dolaptan çıkardığım sürahideki suyu tam bardağa dolduracağım esnada gelen çıtırtı sesiyle irkildim. Anlık refleksle önce arkama, sonra sağıma soluma bakındım. Işığı yakıp kontrol ettiğimde bir şey göremedim. Sürgülü kapıyı yavaşça ittirip bahçeye çıktım. Belki de karım işten gelmiştir umuduyla kapının girişine göz attım ama arabası görünürde bile yoktu. Sevda’nın yıldönümümüzde bana hediye olarak sahiplendiği, “Hera” ismini verdiğimiz köpeğimizin kulübesine doğru baktım. Uyuduğunu görünce rahatladım. “Belki de az önce etrafta dolanıp çişini yapmıştır. O yüzden ses duydum.” diyerek içimdeki ihtimalleri sıralayan iç sesime güven vermeye çalıştım. Sürgülü kapıyı ardımdan kapatıp içeri girdiğimde, kendi yatak odama geçmeden evvel Yasmin’e bakmak için odasının önünde durup yavaşça kapıyı araladım. Beşiğinde mışıl mışıl yatıyordu. Yatağı sarsmadan, sallamadan sessizce alnına minik bir öpücük kondururken kokusunu ciğerlerime hapserdercesine içime çektim. Minik ve sessiz adımlarla kapısını açık bırakıp odama geçtim. Komodinin üzerinde duran saate baktığımda Sevda’nın gelişine az kaldığını fark ettim. Tam yatağa geçecekken, ona yemesi için birkaç şey hazırlamak adına mutfağa yöneldim. Karımı aç uyuturken tok karınla yatmak erkek adamlığıma aykırıydı. İkimize yetecek kadar ekmek diliminin arasına sandviç malzemelerini ekledim. Ardından krep sevdiği için dolaptan çıkardığım tüm malzemeleri orta boy bir kaba boşaltıp birkaç dakika çırptım. Bu saatte sesli bir ürün kullanmam pek mantıklı olmayabilirdi. Bileğim yorulduğunda çırpıcıyı lavabonun içine bırakıp tavaya nazikçe dökerek etrafa oval hâlde yaydım. Birkaç dakika sonra tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Üzerimdeki önlüğü kenara bırakıp bahçeden gelen araba sesine doğru yöneldim. Yorgun düşmüş omuzlarıyla bana doğru ilerlerken onu kollarımın arasına alıp sımsıkı sardım. İçeri girdiğimiz an burnunu kıpırdattı ve şaşkın şaşkın masaya baktı. “Yaa hayatım, sen muhteşem bir kocasın.” “Senin kocanda ne cevherler var, bir bilsen!” Dudakları keyifle yana doğru kıvrılırken ona karşı kendimi tutamayıp yanağından bir makas aldım. Hâlâ sıcak olan kreplerimizi ikimizin de servis tabaklarına ekledim. Sevda omlet yaparken bile kalpli şekiller vererek görsel anlam kazandırırdı ama bana öyle bir güncelleme henüz gelmemişti. Tam çaydanlığa uzanacağım esnada benden önce davranarak bardaklarımızı doldurdu. Boynundaki yaka kartını ve ceketini sandalyenin kenarına astı. “Teşekkür ederim, harika olmuş aşkım.” Minik gamzelerinin üzerine bir öpücük kondurup tekrar oturduğum sandalyede geriye doğru yaslandım. Kısa bir atıştırmalıktan sonra masayı toplayıp tezgâhtaki dağınıklığı sildim. Sevda kahvaltılıkları dolaba dizdiğinde her şey tamamlanmıştı. Kolumu beline sararak y…