İCARUS PROJESİ 1: FANUS

BÖLÜM 4 / ANLAŞMA

Yazar:

İCARUS PROJESİ 1: FANUS – Emre Ulcay kitap kapağı
İCARUS PROJESİ 1: FANUS – Emre Ulcay kitap kapağı

Fanus Şehri’nde geceler, Ağaç’ın köklerinden yayılan soluk ışık huzmeleriyle yıkanırdı. Ancak o gece, Ağaç'ın titreşimleri bile havadaki gerilimi dağıtamıyordu. Şehir, görünmez bir huzursuzlukla sarmalanmıştı… Ceylin, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yatağından kalktığında, kaslarının ağrıdığını ve başının arka tarafında zonklayan hafif bir acı hissetti. Gece yaşananlar bir kâbus gibi zihnine geri dönüyordu. Sanki kafasının içinde filler tepişiyor o ise ezilen otlar misali çaresizce kaderine razı oluyordu. Kısa bir süreliğine, her şeyin sadece kötü bir rüya olduğuna inanmak istemişti. Ama odada bıraktığı not hâlâ masanın üzerindeydi. Gerçekti… Üzerini aceleyle giyinirken Ekin’in sözleri kulaklarında çınlıyordu: “Bu kez şanslı olmayabilirsin.” Ama Ceylin kararını vermişti. Cevapları aramak, her türlü korkudan daha ağır basıyordu. Adrese gidecek ve o adamla yüzleşecekti. Kahvaltısını etmek için mutfağa geçti. Kahvaltıyı hazırlarken bilekliğine gerekli talimatları iletip veri merkezine gitmek için en kısa rotayı belleğe kaydetti. Dışarı çıktığında sabah serinliği tenine işledi. Fanus Şehri henüz tam uyanmamıştı. Sokaklar, Ağaç’ın yönlendirdiği enerji akımıyla temizlenmiş, tertemiz bir boşlukla Ceylin’in adımlarına ev sahipliği yapıyordu. Sanki tüm şehir, onun atacağı adımı bekliyordu. Adres şehrin merkezinden biraz uzak bir bölgede yer alıyordu. Veri Merkezi, Fanus'un kalbi sayılırdı. Ağaç’tan gelen veri akışını yöneten, enerji dağılımını kontrol eden, Fanus’un yaşamsal döngüsünü koruyan sistemin merkez üssüydü. Ve sıradan vatandaşların girmesi kati surette yasaktı. Veri Merkezi'ne yaklaşırken, binanın soğuk ve keskin hatları gözlerinin önüne serildi. Binanın cephesindeki dev hologramda Fanus'un sloganı yanıp sönüyordu: “Yaşam. Düzen. Gelecek.” İçeride ne ile karşılaşacağını bilememek onu tedirgin etse de sorularının cevaplanacağı düşüncesi kızı içeri girmesi konusunda ikna ediyordu. Bir süre kaldırımda durup binayı izledi. Sanki bina tecrit edilmiş gibi içeri giren ya da çıkan kimse olmaması dikkatini çekti. Bu durgunluk ruhunun tedirgin kısmını korkutmaya başladığı için kararından vazgeçmek üzereydi. Bir süre daha o kaldırımda beklese yapacağı şey arkasını dönüp hızla eve gitmek olurdu. Bunu yapmak istemeyen cesur tarafının verdiği güçle derin bir nefes aldı ve binanın girişine doğru ilerledi. Ön kapıda bulunan güvenlik noktasına geldiğinde panele yaklaştı ve retina taramasından geçti. Cihaz kimlik bilgilerini aldıktan sonra sol tarafında bulunan cam kapı kızı içeriye davet edercesine iki yana kayarak açıldı. Güvenlik noktasından bu kadar hızlı geçebilmesi ilk şoku yaşattı Ceylin’e. İçeriye adımını attığı an kocaman bir bekleme salonu onu karşıladı. Salonun sağ tarafında büyükçe bir masa vardı, önündeki levhada danışma yazıyordu. Sol tarafta ise birkaç masa ve rahat olduğu duruşlarından belli olan koltuklar vardı. Kapıya yakın olan koltukta bir adam oturmuş elindeki dergiyi okuyordu. Ne yapacağını bilemediğinden sağ tarafta bulunan danışma masasına doğru ilerledi. Masanın başına geldiğinde sandalyesinde oturan, otuzlu yaşlarında olduğunu tahmin ettiği gözlüklü bir kadın önündeki hologramdan başını kaldırıp Ceylin’e baktı. Onu gördüğünde sanki bu anı bekliyormuşçasına hemen ayağa kalkıp yanına gelmek için masanın arka tarafından öne doğru yürümeye başladı. Yanına ulaştığında hafif bir tebessüm belirdi kadının dudaklarında. “Hoş geldiniz, Ceylin Hanım.” Ceylin’in kafası karışmıştı. Kadını ilk defa görüyor olmasına rağmen adını biliyor oluşu onu biraz tedirgin etse de kadının yüzündeki dostane tebessüm insana huzur veriyordu. Verecek bir cevabı olmadığı için susmaya ve kadına bakmaya devam etti. Kadın, Ceylin’in cevap vermeyeceğine kanaat getirdiğinde kolunu kaldırarak danışma masasının sağ çaprazında kalan asansörleri işaret ederek “Benimle gelin lütfen,” dedi ve asansörlere doğru yürümeye başladı. Kadının peşinden gidip gitmemek konusunda karasız kalmıştı Ceylin. Etrafa baktığında; o, kadın ve girişte oturan adamdan başka kimse…

Bölümün tamamını WritePad'de oku