GİRİŞ
Yazar: Emre Ulcay

Bölüm görselleri

İnsan, hayatı hakkında düşünmeye başladığı zaman bir bilinmeze sürükleyebilir kendisini. Düşünceler çoğaldıkça ve araştırma isteği arttıkça hayattan zevk alma duygusu azalmaya başlar. Farkına bile varmadan mutsuzluğun, o karanlık dehlizlerine sürükler ruhunu. Bazen verilenler ile yetinmesi gerekir insanın ama bazı ruhlar her zaman daha fazlasını ister. Durup ruhunu dinlemesi gerekir insanın bazı anlarda. Ruhunuza neyin iyi geldiğini yalnızca siz bilir ve ona göre hareket etmeye başlarsınız. Kimi ruhlar yetinmeyi seçerken, kimleri durmaz, daha fazlasını arar. Onlara savaşçı deriz ya da doyumsuz… Ama isimleri her ne olursa olsun, ortak bir gerçek vardır. Sorgulayan ruhlar he zaman bu dünyada bir iz bırakır. Ceylin de o ruhlardan biriydi. Hayatının amacını ararken, içinden gelen çağrılara sırt çevirmedi. Ruhunun arzularını görmezden gelmediği için dışlandı, susturulmak istendi. Fanus’ un güvenli sessizliğinde birçokları kurallara uymayı, sistemin bir dişlisi olmayı seçerken; o, kendi yolunu çizmeyi tercih etti. Sorgulamayanlar arasında bir sorgulayıcıydı. Korkmadı ama zamanında konforun tuzağına düştüğünü de kabul etti kendi içinde. Eğer gerekli adımları atmamış olsaydı, bir yalanı yaşamaya devam edeceğini biliyordu. Bu yüzden geçmişine dönüp baktığında pişmanlık değil, sadece geç kalmışlık hissediyordu. Neden daha önce başlamamıştı bu yürüyüşe? Neden kendisine sunulanları sorgulamadan kabul etmişti? Belki de herkes gibi, o da korkmuştu. Değişmekten, yalnız kalmaktan, reddedilmekten… Ancak insan bazen en karanlık köşelerinde kendi gerçeğini bulur. Ve o ilk adım atıldığında, Ceylin’in içindeki çocuk uyandı. Her insanın içinde bir yerlerde gizlenen o korkusuz çocuk… Cesur, meraklı ve inatçı olan… Geçmişin tozlu raflarından sızan anılarla birlikte, onun gözleri de yeniden parlamaya başladı. İşte o an, dönüşümün kıvılcımı çaktı. Fanus, dışarıya kapalı bir düzenin içinde, kendine ait yasalarıyla yaşayan bir şehirdi. Burada herkesin rolü belliydi. Kurallar, sistem, Ağaç’ın gölgesi… Her şey kontrol altındaydı. Ancak bazen bir kıvılcım, en katı yapıları bile yerle bir etmeye yeter. Ceylin’in sorgulamaları, yalnızca onun değil, içinde bulunduğu toplumun da kaderini değiştirdi. Bu bir başkaldırıydı. Sessizce büyüyen, kök salan, Ağaç’ın gölgesinde filizlenen bir başkaldırı. Değişim başlamıştı. Ve artık durdurulamazdı. Bu satırları okuyan herkes bilmeli ki, anlatılanlar yalnızca geçmişin hatıraları değil. Bunlar bir çağrıdır. Kim olduğunuz, nerede yaşadığınız, geçmişinizin size neler sunduğu fark etmez. İçinizdeki çocuğu hatırladığınızda, değişim kapınızı çalacaktır. Hatırlamak sancılı olabilir. Ama her sancı, bir doğumun habercisidir. Ceylin’in adımları, bir şehri sarstı. Yakılan ateş, yalnızca geçmişi değil; geleceği de aydınlatmaya başladı. Gerçekler bir bir ortaya dökülürken, o ve onun gibiler bir gün tüm duvarların yıkılacağını biliyorlardı. Henüz nerede olduklarını tam kestiremiyor olabilirler; ama emin oldukları bir şey vardı. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Ve bu, yalnızca bir başlangıçtı.