4.BÖLÜM: ALMANYA'YA HOŞ GELDİNİZ
Yazar: Miray_B.

Masaya büyük bir sessizlik hâkim oldu. Herkes birbirine bakıyordu. Tedirgin bakışlarımı Bora’nın gergin yeşil gözlerine kilitledim. O da teselli vermek amacıyla bana buruk bir tebessüm gönderdi. Masadaki sessizliği ilk bozan Görkem oldu. “Peki, ne yapacağız? Nasıl kurtulacağız?” ardından Aziz lafa atladı. “Arkadaşlar, şu an ben hiçbir şeyi anlamıyorum. Mala anlatır gibi anlatır mısınız şu olayı?” Bora sıkıntıyla yüzünü ovaladı ve cevapladı. “Ne yapacağımızı ve nasıl kurtulacağımızı konuşmak için toplandık. Artık hepimiz tehlikedeyiz.” Ardından Aziz’e döndü. “Şöyle düşün, bu oyun şirketi yani ‘GAME OF DEMONS’ biz o adadan kaçtığımız için bizim ödül olan binlerce doları çaldığımızı ve o parayla kaçtığımızı söylemiş. Sonra da bizim yurtdışında olduğumuzu söylemişler. O yüzden kırmızı bülten şu an peşimizde.” Aziz anladığını belirten mırıltılar çıkarırken Bora bir diz üstü bilgisayar çıkardı ve birkaç yere girdikten sonra yanına gelmemizi işaret etti. Ben sandalyemi ona yaklaştırdığımda diğerleri arkamıza geçtiler. Bora bilgisayarını bize gösterdi. “Bu bize oyunlar oynatan şirketin adı GAME OF DEMONS. Ve bu şirket uluslar arası bir şirket ama herkes bu şirketin masum olduğunu sanıyor. Türkiye’de henüz ün almamış bu yüzden herkes bu oyuna katıldı ama birçok ülkede şirketleri var. Şu an bizim yapmamız gereken eğer hapse girmek ve ya başımıza daha fazla dert almak istemiyorsak kaçmak ve bu şirketin gerçek yüzünü ortaya çıkarmak.” Bora eliyle alnını ovuştururken, “Kırmızı bültenden nasıl kurtulacağız? Bu çok düşük bir ihtimal.”Dediğimde sesim hafifçe titremişti. Bora bana dönerek konuştu. “Gerçekler, ihtimallerden doğar. Düşük bir ihtimal bile gerçek olabilir.” “Nereye kaçacağız?” diye en sonunda konuştu Gülizar. “Yurtdışına. Birçok ülke var. Bunlardan en kolay kaçabileceğimiz ve yaşayabileceğimiz bir ülke. Ama bu şirketin olduğu bir ülke. Mesela İstanbul’da da Sarıyer’e kurulmuş bir bina var.” Ardından bilgisayarını gösterdi. GAME OF DEMONS’un bulunduğu ülke ve şehirler: · Rusya, Yakutsk (çok soğuk) · Sırbistan, Macvanski · Arjantin, La Pampa Eyaleti · Tayland, Bangkok (çok sıcak) · Almanya, Frankfurt · Polonya, Kielce · Makedonya, Üsküp “Bu ülkelerden birine gitmemiz gerekiyor.” Bora’nın cümlesinden sonra herkes birkaç saniye sessizleşti. “Nasıl gideceğiz?” Dedi Derya. “Araba kiralamak en mantıklı seçenek gibi.” Dedi Görkem. “Çocuklar…” Diyen Aslı’nın lafını bölüp Aziz konuşmaya daldı. “Arabayı neyle kiralayacağız biz? Böbreğimizi falan mı satacağız?” “Çocuklar…” Dedi Aslı yeniden ama kimse duymadı. “Haklısın, para bulmamız lazım. Ama az bir miktar değil milyonlara ihtiyacımız var.” Dedi Bora sıkıntıyla. “Bu kadar parayı nasıl bulabileceğimizi bilen var mı?” “Bana bakın…” Dedi Aslı. “Aslında benim riskli ve saçma bir fikrim var gibi…” Diye mırıldandığımda Bora merakla gözlerini bana çevirdi. “Şu an düştüğümüz durumdan kötü olamaz. Ne var aklında?” “Aslında benim babam şu ünlü Emerald şirketinin sahibi…” Aziz hemen atladı. “Ne? Ciddi misin? Oha! E kızım sen zenginsin!” Aziz’in cümlesi bitince ben devam ettim. “Emerald şirketi, bu şirketin alt şirketleri ve anlaşma yapılan şirketlerin hepsi benimde yaşadığım evin bodrumunda korunuyor. Yani, belki evimdeki o kasaya ulaşabiliriz.” Bora merakla baktı. “Çoğul konuştun.” Dedi. “Evet, çünkü kendim bunu yapamam eğer böyle bir şey yapacaksak bana yardım etmelisiniz.” “Hayda…” dedi Aziz. “Kasa senin evinde değil mi? Git, al işte.” Dedi. “O kadar kolay değil. Ya yakalanırsam? Zümrüt Hanım’ın bile giremediği yere benim elimi kolumu sallayarak giymem imkânsız.” Diye cevapladım. “Zümrüt Hanım kim?” Diye sordu Görkem. Kafası karışmıştı. “Üvey annem.” Kimse beklemediği için birkaç saniye sustu. Ardından Bora iç çekip konuştu. “Pekâlâ, para mevzusunu konuşuruz. Önce nereye gideceğimizi konuşalım” “Arkadaşlar…” Dedi Aslı biraz öncekinden yüksek sesle. “Bence Tayland’a gidelim, hep oraya gitmek istemiştim.” Dedi Deniz. Görkem ve Derya Deniz’in fikrine cevap olarak elini alnına vurup başını salladı ve…