1.BÖLÜM: TAKIM KURULUYOR
Yazar: Miray_B.

11.11.2026 “Baba, pastayı da yediğimize göre artık partiyi bitirir misin?” Diye fısıldadım babamın kulağına ancak babam her zamanki gibi beni duymazdan geldi. Her gün özenli olurdu ama bugün kendine daha çok dikkat etmişti. Saçlarına jöle sürmüş ve hizmetçilere kıyafetlerini özenle ütülemelerini söylemişti. Babam müziği kapatınca herkes babama bakmaya başladı. Babam hemen beni yanına çağırdı. İstemeyerek yanına gittiğimde yığınla hediyeyi önüme koydu. “Hediyeleri açma zamanı!” Babam partiyi kendini göstermek için planlamamış gibi sesini neşeli çıkartıyordu. Herkes etrafıma toplandığında hediyeleri açmaya başladım. Babam bu doğum günü partisini yapmasıydı teyzem ve birkaç arkadaşımla küçük bir kutlama yapacaktım. Babamın gündemde olmak için beni kullanmasından nefret ediyordum. Tüm hediyeler bittiğinde önüme mini minnacık bir hediye paketi daha koyuldu. Kafamı kaldırdığımda üvey annem Zümrüt Hanım’ı her zamanki sinsi gülüşüyle gördüm. Bir şeyler karıştırdığı çok açıktı ama hiç sorgulamadan paketi açtım. Paketten bir bilet çıktı. “Bu ne?” üzerinde İblis Oyunları yazan bileti elime aldım ve ne olduğunu anlamaya çalıştığım sırada üvey annem Zümrüt Hanım heyecanla konuşmaya başladı. “Aslında daha güzel hediyelerim vardı ama aptal kargo şirketleri yüzünden henüz hediyelerini veremeyeceğim.” Yalan, sen bana isteyerek günahını bile vermezsin. “Bu bilet ise dün şans eseri elime geçti. İblis Oyunları adında bir program varmış, henüz yeni kurulduğu için bilinen bir program değil. Burada sizlere eğlenceli oyunlar oynatıp sona kalan takıma ise seksen bin dolar veriyorlarmış. Yani altı buçuk milyon lira gibi bir fiyat ediyor.” Ne? Altı buçuk milyon lira mı? Üvey annemin gülümsemesi hiç hayra alamet değildi ama belki de babamın gözüne girebilmek için bu bileti almıştı. Sonuçta yapacağım hiçbir işim yoktu, denemekten zarar gelmezdi. Oyunun tarihine baktığımda gözlerim şaşkınlıkla açıldı. Yarın oyunlar başlayacaktı. Üvey annemin kısa süreliğine de olsa benden kurtulmak için bu oyuna bilet almış olabileceği de aklıma düşmüşken onun planına uyup yarın oyuna katılmaya karar verdim. En kötü ne olabilirdi ki? İki saat gibi bir süre geçtiğinde tüm misafirler gitmişti. Babam boğucu kravatını çıkarıp rastgele atıp yukarı çıkmıştı. Tabii ki yarın gidecek olmamı umursamıyordu, hiçbir zaman umursamamıştı. Hizmetçiler etrafı toplamaya başladığında Rana’yı durdurdum. “Odama vişne suyu getirir misiniz?” Rana önümde eğilmişti. Babam bizim için çalıştıkları için onlara resmen köle muamelesi uyguladığı için bana da babammışım gibi davranıyorlardı. “Hemen getiriyorum, efendim.” Teyzemi aramak için yukarı çıkıp telefonu aldığımda bir arkadaşımı doğum günüm için mesaj attığını görmek beni gülümsetmişti. Ona mesajla teşekkür edip teyzemi aradığımda telefon ilk çalışta açılmıştı. BİR GÜN SONRA Arabamı çalıştırıp ilerlemeye başladım. Babam işte olduğu için evde sadece üvey annem vardı, bu yüzden evden yarışmadan birkaç saat önce çıkmıştım. Tam her şey güzel giderken arabanın ani freniyle koltuğa çarptım. Ne oldu şimdi bu arabaya? Birkaç kez daha çalıştırmayı denediğimde araba homurtular çıkardı. Neyse ki işlek bir caddede değildim ve trafiği kapatmıyordum. Tamirci çağırdığımda her zamanki gibi arabayı ancak yarın alabileceğimi söylemişti. Mecburen bir minibüse binmek zorunda kalmıştım. On beş dakika gibi bir süre bekledikten sonra minibüse binerken arkamdan bir çocuk koşarak minibüse bindi. Tek boş bir koltuk vardı ve hemen oturup cüzdanımdan paramı çıkardım. Şoföre vermek için hemen şoförün yanına gidip parayı verdikten sonra tekrar koltuğa geçmek için arkamı döndüğümde az önce binen çocuğun benim az önce oturduğum koltuğa oturduğunu gördüm. Çocukla bakıştığımızda az önce oraya ben oturmamışım gibi rahat bir şekilde bana bakıyordu. Karamel sarısını andıran dalgalı saçları ensesine geliyordu, fıstık yeşili gözlerini kıvrımlı kirpikleri örtüyordu. Beyaz gömleği ve siyah pantolonu soğuk havaya uygun gözükmüyordu ama bu onun umurunda gibi değildi. “Orada ben oturuyord…