Huzur Bağı

3.BÖLÜM : HUZUR BAĞI

Yazar:

Huzur Bağı – gece kitap kapağı
Huzur Bağı – gece kitap kapağı

Bölüm görselleri

Huzur Bağı - 3.BÖLÜM : HUZUR BAĞI bölüm görseli 1
Huzur Bağı - 3.BÖLÜM : HUZUR BAĞI bölüm görseli 1
Huzur Bağı - 3.BÖLÜM : HUZUR BAĞI bölüm görseli 2
Huzur Bağı - 3.BÖLÜM : HUZUR BAĞI bölüm görseli 2

Sabah gözlerimi güneşin perdelerimin arasından süzülen ışıklarıyla açtım. Bir süre tavana bakarak öylece uzandım. Dün gece yaşananları düşününce yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Tuna abim gerçekten evdeydi. Yıllar boyunca özlediğimiz o ses, o kahkaha yeniden evimizin içindeydi. Başımı yastığa biraz daha gömüp gözlerimi kapattım. Sonra aklıma bugün pazar olduğu geldi. Yataktan kalkıp perdeleri açtım. Bahçeye baktığımda dün akşamdan kalan birkaç sandalye hâlâ yerindeydi. Masanın üzerinde unutulmuş bir bardak bile vardı. Dün gece gözümün önünden geçti. Merve... İçimde garip bir sıkıntı oluştu. Onun yüzündeki kırgınlığı unutamıyordum. Yıllar geçmişti ama belli ki bazı şeyler zaman geçince kendiliğinden iyileşmiyordu. Tam bunları düşünürken kapım çalındı. "Umay, uyandın mı?" Annemin sesini duyunca düşüncelerimden sıyrıldım. "Uyandım anne." "Haydi kızım, kahvaltı hazır." "Geliyorum." Üzerime rahat bir şeyler geçirip saçlarımı hızlıca topladım. Odadan çıktığımda koridorda Tuna abimle karşılaştım. Beni görünce gülümsedi. "Günaydın kızıl cadı." "Günaydın asker bey." Kaşlarını kaldırıp bana baktı. "Asker bey mi?" "Evet. Dün geldin diye hemen havalara girme." Gülerek omzuma hafifçe dokundu. "Sen hiç değişmemişsin." "Sen de." Birlikte mutfağa doğru yürüdük. Annem kahvaltılıkları masaya dizerken babam çoktan yerine oturmuş, çayını içiyordu. Tuna abimin sandalyeye oturmasıyla annem hemen önüne bir tabak koydu. "Sen seviyorsun diye peynir aldım." Tuna abim gülümseyerek anneme baktı. "Anne, ben daha dün geldim. Beni şımartmaya hemen başladın." "Sen benim oğlumsun. İstediğim kadar şımartırım." Babam gülerek araya girdi. "Bir de dün 'artık evde herkes eşit' diyordun." Annem hemen babama baktı. "Ben ne zaman öyle dedim?" Kahkahayı bastım. "Ben biliyorum. Artık benim papucum dama atıldı." Tuna abim kahkaha atarak bana baktı. "Senin papucun yıllardır damda kızıl cadı." "Anne!" Annem gülümseyerek başını salladı. "Oğluma karışma." "Bak yine sattın beni." Kahvaltı boyunca evin içi kahkahalarla doldu. Dün akşamdan beri ilk kez içimdeki ağırlığın biraz olsun hafiflediğini hissettim. Ama aklımın bir köşesinde hâlâ Merve vardı. Kahvaltıdan sonra telefonumu elime aldım. Ekrana baktığımda Merve'nin adını görünce bir an duraksadım. Acaba ona yazsam mıydım? Dün gece eve giderken ne kadar üzgün olduğunu görmüştüm. Parmaklarım ekranda birkaç saniye öylece kaldı. Sonunda mesaj yazmaya başladım. "Uyandın mı?" Gönder tuşuna basarken içimden tek bir şey geçiyordu. Umarım bugün her şey biraz daha güzel olurdu. Annemin söyledikleriyle başımı telefondan kaldırıp ona baktı Pazar günü demek bizim evde biraz dinlenmek, biraz sohbet etmek demekti ama aynı zamanda evin her köşesinin temizlenmesi, mutfağın toparlanması ve gelen giden misafirlerin ağırlanması demekti. Babam ise her zamanki gibi çoktan evden çıkmıştı. Pazar günlerinin vazgeçilmeziydi kahvehanede arkadaşlarıyla buluşmak, çayını içerken tavla oynamak ve saatlerce eski meselelerden konuşmak... Babamın pazar planı hiç değişmezdi. Tuna abim de kahvaltıdan sonra kendi odasına çekilmişti. Dün akşam Merve'yi gördükten sonra onun hâlinde bir değişiklik fark etmemiştim. Gerçi... Fark etmiştim. Hem de fazlasıyla. Sadece bunu kendime itiraf etmek istemiyordum. Merve'nin karşısında durduğu an yüzündeki o ifade hâlâ gözümün önündeydi. Sanki yıllardır içinde tuttuğu bir şey yeniden karşısına çıkmıştı. Tuna abim dışarıdan ne kadar sakin görünmeye çalışsa da gözleri onu ele veriyordu. Merve'ye bakıyordu. Ama neden? Aralarında yıllar önce ne olmuştu? Bunu merak ediyordum ama abime sormaya cesaret edemiyordum. Merve ,sorsamda beni her zaman geçirmişti . Tam düşüncelerimin içinde kaybolmuşken annemin sesiyle irkildim. "Umay kızım, hadi bana yardım et. Şu tabakları mutfağa taşıyalım." "Tamam anne, taşıyorum." Elimdeki tabakları toplamaya başladım. Annem bir anda arkasını dönüp bana baktı. "Sakın Umay, sakın hiçbir şeyi kırma." Şaşkınlıkla anneme baktım. "Anne, ben hiçbir şeyi kırmıyorum ki. Niye öyle diyorsun?" Bunu söyle…

Bölümün tamamını WritePad'de oku