Huzur Bağı

6.BÖLÜM:HUZUR BAĞI

Yazar:

Huzur Bağı – gece kitap kapağı
Huzur Bağı – gece kitap kapağı

Bölüm görselleri

Huzur Bağı - 6.BÖLÜM:HUZUR BAĞI bölüm görseli 1
Huzur Bağı - 6.BÖLÜM:HUZUR BAĞI bölüm görseli 1

Peki onların güzelliği 🌼 Gözlerimi açtığımda ilk fark ettiğim şey, ne kadar susamış olduğumdu. Boğazım kurumuştu. Hemen yatağın kenarındaki suya uzandım. Bardağı doldurup kana kana içtim. Yetmedi, bir bardak daha doldurdum. Sanki günlerdir su içmemiş gibiydim. Bardağı yerine bıraktıktan sonra yavaşça etrafıma baktım. Hava hâlâ karanlıktı ama gecenin koyuluğu yavaş yavaş dağılıyordu. Yeni bir gün doğmak üzereydi. Yataktan kalkıp perdeye doğru ilerledim. Perdeyi açmak için elimi uzattığım sırada dışarıdan gelen bir araba sesiyle duraksadım. Evin önünde siyah, büyük bir araba durmuştu. Bir an olduğum yerde kaldım. Acaba gelen Aras mıydı? Kalbim, bu düşünceyle birlikte hızlanmaya başladı. Perdenin arasından dışarı baktım. Arabanın kapısı açıldı ve içinden biri indi. Asaf Üzerinde siyah bir takım elbise vardı. Siyah saçları, geniş omuzları ve kendinden emin duruşuyla her zamankinden daha farklı görünüyordu. Takım elbise ona fazlasıyla yakışmıştı. Gözlerimi ondan ayıramadım. Arabanın kapısını kapattıktan sonra yavaş adımlarla eve doğru yürümeye başladı. Ben ise pencerenin ardından onu izliyordum. Her adımında kalbim biraz daha hızlı atıyordu. Sanki göğsümün içinde duran kalbim yerinden çıkıp onun yanına koşmak istiyordu. Tam perdeyi kapatıp yatağa doğru gidecektim ki karşımdaki pencerenin ışığının açık olduğunu fark ettim. Asaf ile odalarımız karşılıklıydı. Tıpkı çocukluğumuzdaki gibi... Yıllar geçmişti ama bazı şeyler hiç değişmemişti. Bir süre pencereye baktım. Tam o sırada Asaf'ın odanın içinde dolaştığını gördüm. Birkaç saniye sonra pencerenin önünde durdu. Kalbim bir anda hızlandı. Beni gördüğünü düşündüm. Asaf tam pencereye doğru bakarken ne yapacağımı şaşırdım. İçgüdüsel olarak kendimi bir anda yana attım. Fakat bunu yaparken elim camın kenarına çarptı. Canım acıdı. Hem de fena hâlde. Ama elimden çok, Asaf'ın beni görmüş olma ihtimali canımı yakıyordu. Neden böyle hissettiğimi bilmiyordum. Onu gizlice izlemek istememiştim ki. Sadece... gözlerim kendiliğinden ona takılmıştı. Şimdi ise aklımda tek bir soru vardı: Beni gördü mü? Yoksa görmedi mi? Bir süre olduğum yerde öylece kaldım. Sonra yavaşça eğilip pencereden uzaklaştım. Küçük adımlarla yatağa doğru ilerledim. Sanki evin içinde yaptığım en büyük suçmuş gibi davranıyordum. Yatağa girer girmez yorganı başımın üzerine kadar çektim. Görünmez olmayı diledim. Ama zihnim susmuyordu. Acaba gördü mü? Ya gördüyse? Allah'ım, ne kadar rezil bir durumdu. Yorganın altında kendi kendime söylenmeye başladım. Her insan bu kadar sakar olamazdı. Ben neden her şeyi bir şekilde mahvetmeyi başarıyordum? Önce onu izlerken yakalanacak gibi olmuştum, sonra da elimizi camın kenarına çarpıp canımı acıtmıştım. Yorganı biraz daha üzerime çektim. “Of ya...” diye fısıldadım. Yatakta dönüp duruyordum ama bir türlü uykum geliyordu. En sonunda okula gitmek için hazırlanmaya başladım. Dolabı açıp kurcalamaya başladım ama ne giyeceğime bir türlü karar veremiyordum. Bir yandan şık giyinmek istiyordum, diğer yandan ise daha sade bir şeyler... Ay, bana neler oluyor böyle? Dolabı kurcalarken gözüme bir elbise ilişti. Elime aldığımda uzun ve çiçekli bir elbiseydi. Tam yazlık, yaz elbisesiydi. Okul için de çok güzel olacağını fark ettim. Hemen giyip aynanın karşısına geçtim. Çok beğendim. Tam bugün için bir elbiseydi. Aynanın karşısına geçtim. Her zaman yaptığım makyaj yerine biraz daha fazla yaptım. Bugün çillerimi kapatmak istiyordum. Belki de bunun sebebi Asaf'tı... Ben tam olarak çillerime alışmamışken onun görmesini istemiyordum. Gerçi saklamanın gereği yoktu. Küçükken hep" Yüzüne serpilmiş papatyalar gibi." Ama bu eskidendi... Hem de çok eskiden... Bir an durup düşünmeye başladım. Çok fazla abartıyordum. Belki sevdiği biri vardı, belki nişanlısı bile vardı. Ben ise burada kendi kendime hayaller kuruyordum. Elimdeki eşyaları bıraktım. Derin bir nefes alıp aynadaki yansımama baktım. Birkaç saniye boyunca kendimi izledim. Sanki karşımdaki kişi ben değilmişim gibi... “Abartma Umay.” diye fısıldadım kendi kendi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku