6. Yürekte İsyan
Yazar: Su

Can Ozan— Sar Bu Şehri Sanma ki ölümsüzüm, bu şehrin duvarları dar. 6.Bölüm/ yürekte İsyan Her anın bir başlangıcı yoktur. Belki de her şey, dünyaya ilk gelişimiz ve duyduğumuz o ilk seslerle başlar. Derler ki, insan yaşayacağı hayatı kendisi seçermiş. Peki öyleyse, acıyla sınanan, sürekli şikâyet eden insanlar neden böyle bir hayatı seçmiştir? Belki de o acıların arasında, her şeye değecek tek bir güzel anın varlığına inanmışlardır. O an gelmişti aradan saatler geçti, kuzgun lacivertli tişörtüyle en arkada oturmuş öğrencilerin arasında bulunuyordu. Bir kaç saniye sonra adı anılacak ve salona giriş yapacak olan kişiyi bekliyordu. Yaman Durkan'ı. İçinden geriye doğru saydı. Karanlığın içinde, sahneden yükselen ışık öylesine keskindi ki gölgesi bile seçilmiyordu. Birkaç öğrencinin telefon ekranı aynı anda parladı; sahneye çağrılan kişiyi kaydetmeye başladılar. Alkış sesleri salonun duvarlarında yankılanırken, o kollarını göğsünde birleştirmiş, şapkasını alnına kadar indirmiş hâlde, kısık gözlerle sahnedeki adamı izliyordu. Sahnedeki kişi birçokları için örnek alınacak biri olabilirdi. Ancak onun gözünde, ardında yıkılmış hayatlar bırakan, gücünü başkalarının korkusundan besleyen biriydi. Bu gece alkışların odağında duran adam, onun için yalnızca tek bir isimdi: Yaman Durkan. Yaman'ın çehresinde insanlara derin gelen bir gülümseme vardı, elini göğsüne atıp alkışlar karşısında hafifçe eğilmişti. Yaman gür saçlarına düşen akları geriye doğru savurdu, yanağı yaşının büyüklüğünden akmış gibiydi, ama hâlâ dinç ve herkese hoş gelen bir daddy görünümüne sahipti. Geniş omuzları orta boylu olmasını kapatıyordu, onu daha uzun gösteriyordu. Oturup bacak bacak üstüne atıp parmaklarını birbirine geçirip sunucuya yani okulun önde gelen hocalarından olan kadına baktı. İnsanlar üzerindeki etkisi nasıl bu kadar güçlüydü? İnsanları nasıl bu kadar hipnotize edebilmişti? Akılda dereden akan su kadar sorular vardı ama odak sorular değil hedefti. "Burada bulunduğum için size ve öğrencilerimizi çok teşekkür ederiz. Geleceğimiz olan öğrenciler ve siz yetiştirmenlere Türkiye olarak minnettarlarımı dile getirmek isterim." Hoca bu sözler karşısında gülümseyip, "Asıl biz sizin gibi birini burada ağırladığımız için çok mutluyuz. Burada bulunup bize katıldığınız için teşekkürler Yaman Bey." Yaman'ın yüzünde bir kahkaha belirdi, öğrencilere dönüp parmağı ile, "Soruyu öğrenciler seçiyor galiba." "Evet burada öğrencilerimiz soruları bulunuyor. Buradaki kağıtlardan seçip cevaplarsanız çok mumnun oluruz." demişti kadın saçlarını geriye atıp, parmak ucuyla boynunu kaşıdı, yüzünde memnuniyetin izlerini taşıyordu. Kuzgun, çatık kaşlar ve kısık gözlerle Yaman'a sabitçe bakıyordu. Etraftaki açık telefonlar yavaş yavaş kapanıyordu, öğrenciler bir kaç fotoğraf ve video çektikten sonra telefonlarını indirmişti. "Başarımı tabii ki de anneme ve azmime veriyorum. Ben hiç bir zaman pes etmedim, geceyi gündüz ettim yinede hayatın yükünü asla sırtıma almamak için bir saniye bile göz kırpmadım." demişti yüzünde kendisiyle gurur duyan bir ifade vardı. Kelimeleri ağır ve netti. Kuzgun'un ifadesi yine aynıydı değişen bir şey yoktu. İçinde ki yangında aynıydı o yangına hâlâ odun atılmamış benzin serpilmemişti. Yeni bir düşman edinmek üzereydi ve bu düşman kendini zirvede görmeye alışmış biriydi. Ama düşmanın da bilmediği bir şey vardı, zirvede duran aşağıdan geleni küçümser. Oysa en tehlikeli darbe tepede bulunup dipte görünmeyen güçlülüktür. Bazı insanlar zirvedekini yıkmak için doğar doğar. "İlham aldığım tek biri var oda kendim, hiç bir zaman diğer insanlara odak olarak görmedim, kimsenin hayatını oturupta araştırmadım. Oturup kendi geleceğimin notunu aldım." Kuzgun'un gözleri daha da kısıldı. Karşısında yalan dolu sözleri izlemeye devam etti. Gözleri etrafta dolanırken tanıdığı bir çehre ile kısık olan gözleri normal hâlini aldı. Bu o çocuktu, ön tarafta etrafın videosunu çekmek için başını kaldırdı ama karanlıkta kimsenin net çıkacağını düşünmüyordu Kuzgun. Çocuğun yüzündeki e…