1.Hüsrana Karşı
Yazar: Su

İns:zemheridenx 1. Bölüm Uykuydu onu ele geçiren, ama bilmiyordu ki; zamanla uyku elden gidecek ve acı onu ele geçirecekti. Küçük bir bedende çığlık sessizce akardı, büyük bir bedende ise çığlık hissizlik içinde yok olurdu. Acı sessizleşir, yürekte kuru bir toprak olur kalırdı. Elindeki sigaranın izmaritini yere atarken, yanına yaklaşan adama göz ucuyla baktı. Başındaki şapkayı çıkarıp saygıda da olsa dikleşti. "Tekrar düşün." dedi adam. Gür sesinin yanı sıra babacan bir his veriyordu. "Seni seçtim, çünkü kaybedecek bir ailen olduğu için değil; varlığını hissettiğin bir ailen olduğu için seçtim." Adam sessizleşti, ela gözleri boş masalarda dolaştı. Karşısındaki yaşlı adama dikkatlice bakıp derin bir nefes verdi. Çenesindeki yara izine dokunurken gözleri etrafta dolanmaya başladı. "Bana son görevim olduğunu söyledin. Bunu da bittir dahası yok dedin, Zafer baba." dedi gözleri sadece yaşlı ama güçlü bir duruşu olan adamda dolaşırken sessizce içindeki sözleri yutmaya çalıştı. "Kuzgun..." adam başını iki yana salladı. "Bu görev benim yıllarca beklediğim bir görev. Burada senin yanında bende olacağım. Çünkü görevde benimde geçmişim yer alıyor... senin evinde olan kırmızı kurdeleli bir toka vardı, onun sahibini hâlâ hatırlıyor musun?" Kuzgun istemsizce kaşlarını çattı, Zafer'in ona bu kadar ısrarcı gelmesi tuhafına gitmişti. Onu hiç bu kadar dil dönerken görmemişti. O toka, onu hatırlıyordu küçük bir kız çocuğuna aitti, Kuzgun çocukken Zafer'le beraber kalmıştı o gün sokakta olan bir düğüne denk gelmişlerde. Zafer Kuzgun'a kız çocuğunu emanet ederken küçük kız düğüne yakından şahitlik etmek için koşuşturuyordu ve Kuzgun'a dil döküyordu. Kuzgun sonunda kabul ettiğinde küçük kız ona tokasını hediye etmişti. "Fazla hatırlamıyorum." dedi önündeki demli çaydan içerken gözleri sadece Zafer'deydi. "Yüzü aklımda değil." Zafer başını sertçe salladı ve işaret parmağını Kuzgun'a sallayıp, "İşte bu görevde o kızı bulacaksın, ona geçmişini vereceksin. O küçük kız şuan avukat. Elzem Yıldırım, benim soy ismimle büyüdü, çünkü beni öz amcası olarak biliyor. Bunu kendi öz dedesi istedi, çünkü onu ölümden uzak tutalım diye bunu istedi. O kızın geçmişi kanla dolu Kuzgun, ona abisini geri vermeliyiz, ona soyadını geri vermeliyiz." "Sadece bu mu? O kızımı bulucam?" Geriye çekildi Kuzgun, kaşları havalanırken dili dudağının içinde merakla oynamaya başladı. Her şeyi bu kadar kolay zannediyordu Kuzgun. Ama geçmiş kanla doluyken gelecek ve neden kansız oldun ki? Kanla kapanan bir geçmiş kanla açılırdı. "Hayır, senin görevin bu kızın amcasını yıkmak." Zafer'in gözleri karardı, ses tonu değişti, bu adam Zafer'i de kana boğmuş olacak ki bu adamı andığı an çehresindeki tüm ifadeler yerle bir oldu. Öfke yerine oturdu ve karanlık tekrardan Kuzgun'un gözlerine sindi. Bekledi Kuzgun, küçük kız çocuğu gözlerinin önüne gelmişti. Yüzünü hatırlamıyor ama uzun kumral saçlarını hatırlıyordu, rüzgardan dolayı yüzüne değen uzun saçları bir anda yüzünde hissetti Kuzgun. Sessizce dinlemeye devam etti. "Bu adam herkese ölüm sunar. O kızı bulursa ölüm sunar. O adam küçük kızın ailesini öldürdü. Ve soyadlarını yerle bir edip kendi soyadıyla o koltuğa oturdu. O kız bulman lazım, o kızı bulduktan sonra abisini de bulman lazım. O adamı yıkmak için onlara ihtiyacın olacak." "Görevi kabul etmedim daha." "Hayır... kabul ettin Kuzgun. Kelimelerine değil gözlerine bakıyorum senin." "İşler çok karmaşık. Daha derini var mı?" Zafer başını salladı ve konuşmaya devam etti. "Bu adamın koruduğu biri var. Meksikalı bir adam. Onu bulup Meksika'da ki yetkililere teslim etmemiz lazım. Adamın terörle bağlantısı var. Senin görevin onu bulmak ve sağlam bir şekilde bize teslim etmek, sen onu bulduğunda onu almak için yanına gelecekler." Kuzgun bakışlarını ileride bulunan ahşaptan kapıya çevirdi, boğazında ki düğümü çözmek istedi ama sessizce bekledi. Zafer onun bu sessizliğine karşı sadece küçük bir gülüş atmıştı. Kuzgun ona bakarken o: "Kabul ettin. Senden başkasını alamam. Çünkü sana bir şey olsa de…