HIZ VE TUTKU

Bölüm 1:Küller ve Karar

Yazar:

HIZ VE TUTKU – anka kitap kapağı
HIZ VE TUTKU – anka kitap kapağı

Alanya Kalesi'nin heybetli ve zamana meydan okuyan tarihi surları, yaz akşamının yaklaşmasıyla birlikte gökyüzünü kaplayan o büyüleyici turuncu, mor ve kızıl tonlarıyla adeta boyanmıştı. Akdeniz'in engin sularına yansıyan bu renk cümbüşü, şehre mistik ve masalsı bir hava katarken, hafif esen akşam rüzgarı denizin tuzlu ve ferahlatıcı kokusunu sahil boyunca uzağa taşıyordu. Kerem, otuzlu yaşlarının başında, yüzündeki sert hatlar ve kararlı bakışlarla sahilin nemli kumları üzerine motosikletini durdurdu. Motorun sıcak motor bloğundan yükselen hafif buğu havada dalgalanırken, kaskını kafasından yavaşça çıkardı. Rüzgarda darmadağın olan siyah saçlarını geriye doğru iterken yüzünde okunması zor, derin bir ifade vardı; geçmişin acı dolu hatıraları ile geleceğe yürümek zorunda olduğu o sarsılmaz irade aynı anda yüzünden okunuyordu. Ufuk çizgisinde kızıl bir ateş topu gibi parlayan güneş, denizin sularına yavaşça gömülmek üzereydi. Kerem’in bakışları, bu muazzam manzaranın ortasında yükselen antik kale surlarına kilitlendi. Burası sadece onun büyüdüğü topraklar değil, aynı zamanda hayatının en büyük travmalarını yaşadığı, en tutkulu anlarına şahitlik etmiş bir mekandı. Ancak geride bıraktığı onca yıkımdan sonra, burası onun için artık sadece bir anılar mezarlığı gibi duruyordu. Fakat insan, köklerinden ve kaderinden asla tamamen kaçamayacağını çok iyi biliyordu. Yıllar önce bu sokaklarda atılan adımlar, dökülen terler ve verilen sözler, bugün onu yeniden bu noktaya getirmişti. Hayatın ona sunduğu bu ikinci şans, ellerinin arasında kum taneleri gibi kayıp gidebilirdi ya da demirden bir kaleye dönüşebilirdi. Tam o sırada, sahil yolunun sessizliğini yırtan güçlü ve tanıdık bir motor egzoz sesi gecenin serinliğine karıştı. Siyah, aerodinamik tasarımıyla göz kamaştıran güçlü bir motosiklet hızla yaklaştı ve Kerem’in birkaç adım ötesinde durdu. Üzerindeki deri ceketiyle Zeynep, kaskını başından çıkardı. Yirmili yaşlarının sonundaki genç kadının asi duruşu, rüzgarda dalgalanan sarı-kahverengi saçları ve gözlerindeki o derin, hüzünlü parıltı her zamankinden çok daha etkileyiciydi. Zeynep, motorun üzerindeyken bile etrafa saldığı o özgüven yayan duruşuyla Kerem’in içindeki fırtınaları dindirmeyi başarıyordu. Zeynep, motorundan çevik bir hareketle inip adımlarını Kerem’e doğru yöneltti. Yüzünde buruk ama bir o kadar da meydan okuyan hafif bir tebessüm vardı. Sesindeki o hafif titremeyi saklamaya çalışarak, "Yine buradayız," dedi, sesinde hem bir sitem hem de derin bir kabulleniş barındırarak. "Her şeyi arkada bıraktığımızı sandığımız bu yerde, her şeyin başladığı o lanetli noktadayız. Küllerin tam ortasında. İnsan geçmişinden kaçabileceğini sanıyor Kerem, ama gölgemiz hep arkamızdan geliyor." Kerem, kadının gözlerinin içine derinlemesine baktı. İçindeki fırtınaları bastırmak istercesine yutkundu ve hafifçe gülümsedi. "Küller, bazen sadece bir sonu değil, Zeynep," dedi pürüzlü ve derin bir sesle. "Aynı zamanda küllerinden yeniden doğmak zorunda olan ruhların tek sığınağıdır. Sence bu kez, o küllerin arasından birlikte doğabilir miyiz? Yoksa bu rüya da başladığı gibi acı bir şekilde uyanışla mı bitecek?" Zeynep, Akdeniz'in serin ve dalgalı sularına doğru kısa bir an baktıktan sonra tekrar Kerem’e döndü. Gözlerindeki o belirsizlik bulutu yavaş yavaş dağılıyor, yerini demir gibi bir kararlılığa bırakıyordu. Derin bir nefes alarak içindeki tüm korkuları dışarı üfledi. "Bilmiyorum, Kerem," diye fısıldadı rüzgarın uğultusuna karşı. "Gerçekten bilmiyorum. Hayat bize bugüne kadar adil davranmadı, bunu ikimiz de çok iyi biliyoruz. Ama bildiğim tek bir şey var; bu hikaye yarım kalmayı hak etmiyor. Ve bunu öğrenmek için ne pahasına olursa olsun denemeye değer." Sessizlik, sahilin tek hakimi olan dalgaların kıyıya çarpma ritmiyle bir süre daha aralarında asılı kaldı. Sonra Kerem, kararlı adımlarla motosikletine geri döndü. Kaskını kafasına geçirip vizörünü kapattı. Motorun marş düğmesine basarken çıkardığı o tok homurtu, ikisinin de damarlarındaki adrenali…

Bölümün tamamını WritePad'de oku