24.Bölüm
Yazar: UykuluHatun

Hırçın'ın kulakları tıkandı, uğultuların sesi yükseldi. Bunu tahmin ediyordu ama olmaması için dua etmişti. Telefonu ne zaman düşürmüştü ne zamandır donuk bir şekilde kalıyordu bilmiyordu. Yumruklanan kapı ile kendine geldi, delikten baktığında Arif'in geldiğini görünce sevinmişti, içinde ki Laçin.. Onun birine sarılıp ağlaması gerekiyordu kapıyı açar açmaz Arif'e sarıldı. Arif korkuyla kapıyı yumrukladığında Melek'in dağılmış haliyle karşılaşacağını bilmiyordu. Kanlanmış dolu dolu gözler kırmızı burun ile karşısındaydı. Onu görmek derin nefes almak gibiydi diye düşünürken Melek'in ona sarılmasıyla şok geçirdi. Boynuna o kadar sıkı sarılmıştı ki bütün vücudu ona değiyordu. Arif kalbinin sesini duymasın diye dua ederken ikisi de yalnız olduğunu bilmiyordu. Şahin karşısında ki Melek olduğunu idrak etmesi uzun sürmüştü, saçları davranışları kıyafetleri ona ait değildi. " Melek Ha-hanım " diyebildi. Hırçın kendine gelip Arif'ten uzaklaştı, " Şahin!" Melek onu gördüğüne çok sevinmişti. Melek birden kendini Şahin'e sarılırken buldu, Arif'in yapamadığını yapmış o da sarılmıştı. " İyisiniz, sizi gördüğüme çok sevindim. " dedi mutlukla. " Bende öyle içeri girin." Şu an mesele kardeşleri ve annesiydi. " Ne zaman döndünüz ?." " Bir hafta olacak." " Bende bir haftadır Canan'dan haber alamadım." " O seninle konuşmadığını söylemişti. Telefonunda sana dair bir kanıt yoktu.?" "Şey şey başka telefon var, biz onunla konuşuyorduk, yemin ediyorum sizin yerinizi tespit edecek bir telefon değil tuşlu telefondu. Ara da bir sesini duymak iyiyim yazısını görmek içindi." baştan aşağı Şahin'i süzdü. Melek yaptıklarını düşündüğünde yerin dibine girmişti. zihni çarşamba pazarı gibiydi. Ağrıyan başını tutunca kendine gelmesi gerektiğini fark etti. Arif ise dünyadan uzaklaşmıştı hala o kısacık an da kalmıştı. " Kimin kaçırdığını biliyor musunuz söylemiş mi?" " Evet, Nihat uğursuzu." " Onu öldürmeliydim." diyerek dudağını ısırdı. " Onlara bir şey yapacak değil onun derdi benim. Ben Akrep Ali diyeceksin sandım. O geldi sadece aklıma.. eğer o olsaydı onu asla affetmezdim ve ölümü elimden olurdu. " Hala onu affetmek için çaban olması güzel diye hayıflandı Hırçın.. Hırçın şu an kan ve kavga istiyordu. Laçin ailesini güvenliğini istiyordu ve Melek o Akrep Ali'yi affetmek istiyordu. " Şimdi ne yapacağız?" " Gizli konuşmanızı onları kurtardıktan sonra ele alacağım. Şimdi gidip kardeşlerimi ve annemi kurtarma zamanı. " ayağa kalkıp odasına yöneldi. üzerine crop atletini giyip üzerine hırkasını aldı, altına bol paça bir eşofman giydi. Kesinlikle Hırçın'ın kombini değildi.. Laçin rahatına düşkün olduğu için böyle giyinme alışmış genellikle bu tarz almaya başlamıştı. kesinlikle tekrardan terapiye gitmesi gerekiyordu. Kendini çok yorgun hissediyordu içindeki kişileri n savaşı yüzünden. Dört gözü üstünde hissedince onlara dik dik baktı, "Melek Hanım baya farklı biri olmuşsunuz." Gözlerini kısarak alayca gülümsedi. " Hadi gidiyoruz ilk önce sizin silah deponuza sonra Nihat'ın mekanını basmaya." Melek Hanım çok sakin değil misiniz?" dedi Şahin. " Şahin kardeşimi baya eğittim onlara bir şey olmaz." Kapıdan çıkarken, " Çok nazlanmışsınız bensiz, geri geldim siz de eski halinize hadi." diye sesini yükseltince ikisi de hızlıca kapıdan çıktı. " Esenyurt'ta ki depoda malzemeler var. Çatalca'da ki depo patladı, yakalandık." " Amaaaa.. " diye cilveli bir ses çıkardı. "orayı çok seviyordum, ana merkez duruyor mu?" Arif ve Şahin birbirilerine baktı, bildikleri bir şey vardı Melek kesinlikle iyi değildi. Cilveli konuştuğunun farkında olmaması güzeldi. " Hayır, siz gittikten sonra her yeri kapattı yani patlamadan sonra.." " Akrep Ali'yle de görüşme zamanım geldi ama sırası var." " Siz arabada bekleyin biz evden bir şeyler alayım geliyorum. " " Abi bende geliyorum, " " Tamam çabuk olun." " Ben arabadayım." diyerek arabanın yerini kilide basarak öğrendi. " Arabayı değiştirmiş sevdim güzel araba." diyerek sürücü koltuğuna oturdu. Bir anda boynundaki kol ile kalakaldı. Nefesini bir anda…