HINÇ MEHAN

1.BÖLÜM

Yazar:

HINÇ MEHAN – Zehra kitap kapağı
HINÇ MEHAN – Zehra kitap kapağı

Bölüm görselleri

HINÇ MEHAN - 1.BÖLÜM bölüm görseli 1
HINÇ MEHAN - 1.BÖLÜM bölüm görseli 1

✨💖 1.BÖLÜM 'ANISI KALAN AŞKLAR VE ADI HİÇ SÖYLENMEMİŞ ADAMLAR' Bir gün karşıma çıktığında sarsılacağımı biliyordum ama şimdi bu ansız karşılaşmanın beni böyle yerle bir edeceğinden haberim yoktu. O bana baktı, ben ona... Yıllar geçmişti ve geçen yıllar şimdi acımasızca önüme serilmişti. Geçen yıllarla beraber oturmuş yüz hatları daha belirgindi. Daima karışık olan dalgalı, açık kahverengi saçları şimdi biraz daha kısaydı, giyimi değişmişti, elinde siyah deri bir çantayla beraber pembe kartondan bir dosya tutuyordu. Beni gördüğü ilk anda siyah, parıldayan deri ayakkabısıyla aniden tökezlermişçesine duraksadığında uzun uzun yüzümde gezinen bakışları parmağımdaki alyansa kayarken parmaklarım istemsizce içe doğru büküldü. Aramızda tahminen iki üç metre kadar bir mesafe vardı. Karnıma tekme yemişim gibi bir hisle yutkundum. 'Seni böyle arkasında bırakıp gitti işte! Ne sanıyordun, senin gözünün yaşına kıyamayıp kalacak mıydı? Ne sanıyordun, sen kaldırıma diz çökmüş gitme diye ağlarken kalacak mıydı seninle?' Başını kaldırmasıyla koyu kahve gözleriyle bir kez daha göz göze geldik. Adem elması usulca aşağı indiğinde ne yapacağımı bilemeyerek kalakalmıştım. Onun da benden farkı yoktu. Siyah takım elbisesinin ona verdiği saygın imajla kusursuz görünüyordu. Gözleri gözlerimde o kadar uzun müddet oyalandı ki kalbimi titreten geçmişin sızısı boğazıma tırmanarak bir yumru gibi orada kaldı. Kirpik diplerime dolan öyle bir acı ki gözlerinden başka hiçbir şeye bakamadım. Kırgınlık dudaklardan taşmıyordu. Nefret, öfke...hepsi kalbime aynı anda dolmuştu. 'Bunun gibi korkak adamlara kıyamayıp herkesi karşına alırsan böyle acınacak hâle düşersin, neyin var neyin yok alır elinden...' Sadece birkaç adım gerisinde dikilen "Savcı Bey, bu taraftan," diyen adamla bakışları usulca benden ayrılıp da ona döndüğünde hafifçe başını salladı ve bana bir kez daha göz ucuyla bakarak ağır bir şekilde yutkunup dumura uğramış bir ifadeyle adamın peşine takıldığında elim buz gibi olan alyansıma gitti. O gözden kaybolana dek arkasından bakıp alyansımla oynaya oynaya yürümeye başladığımda kafamın içi doluydu. Bir anda zihnim geçmişin kapısından içeri girmişti, tüm her şey eksiksiz bir şekilde zihnime dolmaya başlamıştı. 'Ah benim kafasız kızım, aptal kızım! Demedim mi sana o adamdan bir şey olmaz diye? Baban öldürecek seni, öldürecek.' 'Eğer şimdi gidersen bizden bir şey olmaz bir daha...' 'Yoruldum. Benim artık seni yanıma almak için tüm dünyayı karşıma alacak hiç gücüm kalmadı. Senin istediğin gibi olsun, onların istediği gibi olsun. Bundan sonrasında karşıma çıkan her şeyi sadece sessizce kabulleneceğim. Herkes bunu bir vazgeçiş sayacak ama bu senin yenilgin. Beni bir daha asla kazanamayacaksın.' Burukça gülümsedim. 'Çünkü ben bir daha asla senin için savaşmayacağım.' Gözümden akan yaşlara inat gülümsemeye devam etmeye çalıştım. 'Hayatımda bir daha asla seni seçmeyeceğim. Eğer olur da bir gün seni seçmem gerekirse...olur da seçersem, o gün kendimden vazgeçeceğimden emin olabilirsin.' 'Evleneceğim...onunla.' Evin önüne geldiğimde anahtarı kilit yerine yerleştirerek kapıyı araladım. İçeride derin bir sessizlik vardı. Kapıyı arkamdan kapatarak yürümeye başladığımda mutfağa doğru ilerliyordum ki, hissettiğim varlığıyla beraber irkilerek kafamı o tarafa çevirdim. "Oo, gelebilmişsin," diye mırıldandı oturduğu yerden, parmağını içki bardağının kenarında gezdiriyordu. Bacağının birini diğer dizini üstüne atmıştı. Gömleğinin düğmeleri sonuna kadar açıktı. "Evin yolunu kaybettin sandım." Ona cevap vermeden mutfağa doğru yürümeye başladığımda yeniden konuştu. "Eski aşığınla karşılaşmak nasıldı?" Sözleriyle irkilerek olduğum yerde durduğumda keskin, delici bakışlarını sırtımda hissediyordum. Cevapsız kalarak yürümeye devam etmemle bardağın yere çarpma sesiyle beraber bir hışımla yerden kalkışını ve buraya doğru gelişini adım adım hissettim. Sertçe kolumdan yakalayarak beni kendine döndürdüğünde öfkeyle soluyordu. "Neredeydin?" Oldukça ciddi bir şekilde çıkan tok sesiyle kolu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku