hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu

1-onun duvarları ve benim uçsuz bucaksızlığım

Yazar:

hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu - bizâr kitap kapağı
hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu kitap kapağı

"Başıma gelen en iyi şey, acı çekmeye alışmaya başlamam." -kafka • Her şey her zaman olağandı. Tabii otuz iki numaranın sürekli kaybolan çocuğu, yirmi yedi numaradan geldiği iddia edilen tavuk sesleri, on beş numarada, neden burada kaldığını asla bilmediğimiz Cenk Bey, iki numaradaki her an izlendiğine inanan paranoyak kamera avcısı Sabri amca ve haftanın her çarşambasında kapıdan girerek otele dadanan Safiye teyzeyi saymazsak kesinlikle her şey her zaman olağandı. Güne genellikle Sabri amcanın odasından gelen matkap sesleri ile başlardım. "Atlas, iki numaradan yine ses geliyor!" derlerdi çünkü bilinir ki sabırlı ve tatlı dilliyimdir. Üstelik Sabri amca ben hariç herkesin gizli ajan olduğuna inanıyordu. İlk başta onu otelden kovmuşlardı ama gelmeye devam etti. Başka odalara da zarar vermeye başlayınca ve parasını da yüklü miktarda ödediğinden ki bu herkesi şaşırtan bir etkendi, pes ettik ve iki numara artık onun evi oldu. Duvarların bir kısmı delik, aynalar kırık ve tavandaki lamba artık çalışmıyor ama bunları dert etmiyor. Böyle daha güvende hissediyormuş. Kapıyı tıklatmamın ardından "Kim o? Parola!" diyen Sabri amcanın telaşlı sesini sabırla bekler, ardından "Bulvardaki simitler, onlara atılan martıları yer," diyerek tüm otelin bildiği ama onun bundan bihaber olduğu pek gizli şifreyi söylerdim. "Atlas, gel gel. Geç içeri, sanırım bir kamera buldum." "Sabri amca, insanlar şikâyetçi oluyor, ses yapmasan olur mu?" Bunu, odaya girdiğimi gördükleri an dibimde biten temizlik görevlileri, ayrılmaz ikili, takım Mürtice izlerdi. Aslında isimleri Mürvet ile Hatice ama o kadar bir saniye dahi birbirlerini bırakmıyorlar ki tek isimle seslenir olduk, ikisi de birbirleri yerine aynı anda yanıt veriyordu zaten. "Atlas, oğlum, söyle şu Sabri Bey'e de odasını bir temizleyelim, lütfen. Bak, kokacak orası artık. Mikrop kapacak, böcekler etini kemirecek. O kadar uzun zaman oldu ki iki numaraya girmeyeli... Ah iki numara, seni ve takılıp duran pencere menteşelerini çok özlüyoruz..." Hangisi konuşuyordu bilmiyorum tabii, ikisi de cümleyi aralarında bölüşmüşlerdi. Birbirlerinin alt ve üst komşusu olduklarını duymuştum. Genç yaşta evlendikleri günden beri beraberlermiş. Bir başkası da anneleri onları komşu yataklarda doğurdu diyor. Bir başkası da birinden birinin kuma geldiğini ve eşin de ortadan kalktığını— Ama hangisi doğru, hiçbirimiz bilmiyoruz çünkü her seferinde biz ne dersek onu onaylıyorlar. Sanırım kendileri de artık hatırlamıyorlar. Devam edelim. Bir kere mutlaka ayakaltında dolanan Ali'ye birkaç kez takılırdım. O kadar sessiz ve kısa ve küçüktü ki onu görmek imkânsızdı. Her yerde ansızın belirmesine yarayan bir gücü olduğundan şüpheleniyordum. Sabahın bu erken vakitlerinde, henüz kahvaltısını yapmadan nereden bulduğunu keşfedemediğim şekerini yalayarak ruhuma bakardı. "Merhaba Aliciğim," derdim ondan biraz ürkerek. Bakın, size söylüyorum, bu çocuk normal değildi. Belki de Sabri amcanın endişelenmesi gereken varlık tam olarak Ali'ydi. "Annenler nerede senin?" Cevap vermezdi. Sonra arkamı döndüğüm kısa bir anda kaybolurdu. Tuhaf doğrusu. "Atlas! Ali'yi bulamıyorum yine, gördün mü?" Otuz iki numaradaki ebeveynlerin sesi bu, asla şaşmaz. Kahvaltı ve oda servisleri ardından gün durulurdu. Pek gelenimiz olmuyor, anlamışsınızdır bunu. Bu tuhaf, kalıcı müşterilerle otelden ziyade daha çok bir ev gibiyiz ama yine de oteliz tabii. Bunu söylediğimi patronuma çıtlatmayın, olur mu? O, pekâlâ harikulade bir ciddiyete sahip otel işlettiğine inanıyor da— tekrar azar işitmesem iyi olur. Korkut amca da aynı şekilde, oteli fazla ciddiye alıyordu. O uzun, ince, tam bir uşak edasına sahip yüz ifadesi ve hamaratlığıyla her an her yerde sessizce arkamda bir yerlerde belirerek beni korkutuyor (ama bunu inkâr edip duruyordu) ve bana işler buyuruyordu. Öyle çok yapılacaklar listesi vardı ki kendimi işten kaytaran, tembel biri gibi hissetmeme sebep oluyordu doğruyu söylemek gerekirse. Tamam, belki etrafta dolanarak insanların öykülerini dinlemeyi tercih ediyor ol…

Bölümün tamamını WritePad'de oku