hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu

4-maskeler sığmıyor ya da maskeler kırılıyor

Yazar:

hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu - bizâr kitap kapağı
hiçin umuduyla her şeyin umutsuzluğu kitap kapağı

"Hayat, hakikatin dışında çiçeklenir." -cioran • Zamanı duyumsamak yaşamı ağırlaştırır, manasızlaştırır ve böylece hızlandırır. Bir dilemmaya hapsolursunuz. Her saniyeyi hissederek hiçbir şey yapmadan haftalar biriktirirsiniz, aylara katar ve yılları sırtınıza atarsınız. Düşüncelere dalmışken yürünen yolun daha hızlı tükenmesi gibi geçer ömür. Sahi, nasıl geldim ben buraya? Düzenli bir işiniz olmadığında kendinizi bir haftalığına başka yerlere götürmek kolay oluyordu. Bir fuar gördüm, gitmek istedim ve bir otelde yer ayırttım. Bundan ibaretti tüm okuduklarınız. Basit bir istek. Yorulduğum noktaya geldiğimizi fark etmemiştim. Bu kadar durağanlaşmayı beklemiyordum ve de bu kadar olağanlaşmayı. Şehirde dolanıyorum şimdi. Atlas'ı otelde bıraktım, döndüğümde yine göreceğim nasıl olsa. Bugün son günüm olduğunu bilmiyor. Ben de bilmiyordum. Yarın bavulumu toplayıp gideceğim. Yazarlık serüveni buraya kadarmış. Çayları da tükenmiş olmalı zaten. İkimiz için de bir son. Belki de bunun bana nasıl hissettirdiğinden bahsetmeliyim. Duymak isteyebilirsiniz. Belki de bahsetmemeliyim çünkü ne önemi var, değil mi? Onu bir daha görmeyeceksem duygulara kapılmanın ne önemi var. Şehir bugün rüzgârlı, öyle ki kafamın içindekileri de beraberinde üfürmek istercesine şiddetle kulaklarıma doluyor, saçlarımı savuruyor ve gözlerimi yummak zorunda bırakıyor. Ellerim kaban ceplerimde üşüyor, kar yağdı yağacak, kuşlar etrafta görünmüyor. Oysa onları izlemek istemiştim. Pekâlâ. İtiraf vakti. Size bahsettiğim şu arkadaşları hatırlıyor musunuz? Hani sohbetini dinlemediğimi söylediğim? Onların hiçbiri doğru değildi. İnsanlarla uzun süre konuşamıyorum, şaşırmamışsınızdır. Yalanların doğal olması gerektiği doğru ama insanları hayatıma alırsam hepsi ortaya çıkar ve bunu istemeyiz, değil mi? Güvenle yalan söylemek istiyorum. Yalan sizin yanınızdayken kandırılamazsınız. Bir kardeşim de yok ayrıca. Olduğunu söylemiş miydim? Anımsamıyorum ama söylediysem eğer o da yalandı. Bilin isterim. Bir ailem var elbet, herkesin bir ailesi vardır; öyle ya da böyle... Dışarıda savruluyor en sonunda dört duvar arasında yığılıyorum. Uyuyamıyorum çünkü bilinç dinlenmek için kapanırken ben henüz yorulmadım. Kırmızı ışıkta duruyorum şimdi, ben güzergâhı belirsiz birisi olarak ama benimle beraber duranların muhakkak gidecek yerleri vardı. Şu takım elbiseli adam mesela, mühim bir toplantıya gidiyordu aşikâr, saçları sıkıca topuz yapılmış bir kadın da bir iş yerini denetlemeye gidiyor olmalıydı; genç bir kız okula gidiyordu şüphesiz ve ufak oğlanın bile benden daha önemli bir işi vardı, annesiyle buluşacaktı belki de. Hayat ileriye doğru akar çünkü, öyle derler. Zaman doğrusaldır, ilerler dururuz. Hayır, yanlış söyledim: Doğrusu ilerler ve asla durmayız olacaktı. Zamanın dışında duruyorum. Hayatların dışında da olduğu gibi. Dikili bir taş misali, yalnızca bekliyorum. Hep bekledim. Bir gün birisi gelir ve hayatım değişir diye ya da bir cümle duyarım içimdeki boşluk kapanır da harekete geçerim veya hayatım olduğu gibi kalır ama ben huzur duyarım diye ve belki de sevildiğimi en sonunda hissedebilirim ama birilerine güvenebilirim diye. Bekliyorum. Zamanın dışında dikiliyorum. Yerim kaybolmasın, beni bulabilsinler diye hiçbir yere gitmiyorum. Zamanın dışında bekliyorum. Ama çürüyorum. Otelin başından beri geldiğim bir kahvecide oturuyorum. Hiçbir şey yapmadan öylece etrafa bakıyorum ve sonra uzaktan o geliyor. Hani şu sürekli karşıma çıkan adam, üçüncüde ölüm gelir dediğim. Dikkat çekici biri; keskin yüz hatları, güzel bir giyimi var; gözleri etrafı süzüyor, adımları emin ve başı dik; saçlarına kadar her yeri özenilmiş ve gülümsediğinde insana kendini iyi hissettiriyor. İlgisini isteyeceğiniz biri. İçeri giriyor, bana doğru geliyor, hayır, benden tarafa doğru yürüyor ama geçip gidiyor ve arkamdaki masaya oturuyor çünkü biz hiç konuşmadık. Tıpkı balkondaki adam gibi. İmza günleri gibi. Okurlar gibi ya da yanıma başka sebeple gelen otel görevlisinin hevesli bir takipçim olduğunu söylediğim o sohb…

Bölümün tamamını WritePad'de oku