2. HER ŞEYE RAĞMEN
Yazar: Bluenoone

Bölüm görselleri

❝Her Şeye Rağmen❞ 𐙚 3 gün sonra. Bazen toz pembe yalanlarda en az büyük yalanlar kadar aldatıcıdır. Toz pembe olarak söylediğimiz yalanlar artık hayatımızın bir parçası haline gelir, üzerinden hiç silinmeyecek bir leke bırakır. Her ne olursa olsun hiçbir zaman yalan söylememeye çalıştım. En ufak toz pembe yalan dahi, lakin hayatımın bir yalandan ibaret olduğunu öğrendiğimde hiçbir önemi kalmadı. Aradan geçen zaman sonucunda ben bir iş bulabilmiştim. Artık sanırsam hayatıma bir düzen verebiliyordum. Şu anda da restorana doğru yol almış ve en sonun da gelmiştim. Oldukça güzel ahşap rengiyle dokore edilmişti. duvarda da buraya uygun şekilde tablolar vardı. Tasarımı gerçekten oldukça iyiydi. Benim en çok dikkatimi çeken şey yukarı katta ki kütüphanesiydi. Tabloların yanında içki şişelerinden oluşmuş bir raf ve önünde ise benim etrafımı sarmış dar bir masa vardı. Masanın hemen yanına koyduklakları uzun sandalyeler vardı. Bu ortamda çalışmak beni biraz zorlasada buna katlanmak zorundaydım. Hafif bir müzik çalıyordu, kafa ağrıtmayacak kadar hafifti. Beraber çalıştığım ve benden muhtemelen iki yaş büyük, sarı saçlı ve mavi gözlü buraya tam uygun biriydi. Adının Mila olduğunu daha yeni öğrenmiştim. Samimi biriydi ancak çok çekingendi. Tam o sırada telefonum çaldı. Cebimden çıkarıp baktığımda bir o kadar şaşırdım. Babam arıyordu. Yan tarafımda kalan koridora gittim sessizlik olabilmesi adına. Hemen açtım, telefonu bekletirsem kızardı çünkü. "Benden habersiz nereye gidiyorsun, Buğlem?" Dedi babam. Aslında babam her şeye kızıyordu. "Baba haber verecektim. Sadece biraz zorlandım burada ondan arayamadım." Dedim, bir nevi doğruları söylüyordum. Belki de gerçekten aramak istememiştim. Bazı anlar babamdan gerçek anlamda nefret ediyordum. "Tabii ki haber vereceksin babanım ben senin bilmem farkında mısın? İstesen arayabilirdin. Kim bilir kimlerin evinde kalıyorsundur şimdi? Tanımadığın birisi olsa gitmezsin tanıyorum seni." Hayır, babam beni hiç tanımadı. Kimsenin evinde kalmıyorum demiyecektim desem bile anlamayacağını biliyordum. Aslında tanımak içinde uğraşmadı zaten. Çünkü gerçekten benim buraya geldiğime inanmıyordu. Çünkü ben bir şeyleri sadece özenerek yaşayabilirdim. Babam için bunlar böyleydi. "Bende senin kızınım bilmem farkında mısın?" Sıkıntıyla nefes verdim. "Tamam baba sen haklısın. Zaten ne zaman senin gözünde bir şeyleri başarabildim ki zaten?" Buraya bile kendi imkanlarımla gelmiştim kimseden yardım almadan beni tebrik etmesi gerekmez mi? Babalar bu tarz konularda böyle yapmaz mıydı? "Fazla uzatmayalım malum senin bakman gereken bir ailen var!" dedim, sesimde ki alaycılıkla. Çünkü babam daha annemin cenazesinde gördüğü bir kadınla evlenmişti. En başından belliydi zaten nasıl biri olduğu. "Ne zırvalıyorsun sen, size de bakmıyor muyum? O kadar para gönderiyorum ben size!" dedi. Zaten sinirliydi iyice sinirlenmişti. Şu an bile çatık kaşlarını görür gibiydim. Görmesem bile bilirdim çünkü babam benimle her konuştuğunda kaşları çatılırdı. Bu da benim çekinmeme sebep olurdu, küçücük bir çocuk babasından korkmamalıydı aslında ama babam bunu çokta önemsemezdi. "Bilmem ben bu zamana kadar göremedim herhalde. Ha pardon! Yine benim suçum değil mi?" "Seninle daha fazla uğraşamam. Şu an gitmem gereken bir yer var ve ben seninle uğraşıyorum. Başıma açtığın şeyleri görüyor musun Buğlem?" Bu sefer bende sinirlendim ne kadar sakin kalmaya çalışsamda. "Uğraşma o zaman, baba." Biraz sesimi yükselttim. Ancak burası bir restorandı ve sesimi kısmazsam iyi şeyler olmazdı. Sonlara doğru bir tık düşürdüm sesimi. "Uğraşmayacağım zaten. Benim bundan sonra ne sen ne Selin, hiç biriniz artık yoksunuz hayatımda, sadece Ukde benim kızım. Ve öyle kalacak." Telefondan gelen dıt dıt sesiyle yüzüme kapattığını anladım. Sanki daha önce biz onun kızlarıydık. Bu saatten sonrada olmak istemezdim zaten. Gerçekten istemez misin, Buğlem? Diye geçirdim içimden. İstiyordum ama istemek bir şey getirmezdi bana. İçimde kalan bu duygu hiçbir zama…