HESAP

1. MOR ÇİÇEK

Yazar:

HESAP - Bluenoone kitap kapağı
HESAP kitap kapağı

Bölüm görselleri

HESAP - 1. MOR ÇİÇEK bölüm görseli 1
HESAP - 1. MOR ÇİÇEK bölüm görseli 1

❝Mor Çiçek❞ 𐙚 Derler ki; ​Herkesin yaşamasının bir anlamı vardır. Kimisi artık kendi benliğinden çıkar tek bir kişi için yaşar. Kimisi sadece kendini düşünür bencillik ederdi. Kimisi ise arada kalır ve hiçbir zaman mutluluğu bulamayan kişi olurdu. Bencil olan kişi bendim. Ama kendime. Benim yaşamak için uzun zamandır bir umudum yoktu. Fakat o hariçti, kardeşim. Kabul etmek istemesemde tüm benliğimi ona adamıştım. ​ Buraya geliş amacım ne kadar kendim için olduğunu söylesemde, onun içindi. Daha güzel bir geleceği olsun diye, yine kendim için değildi. Artık tek ailem oydu beni ben yapanda oydu. Kısacası hayatım oydu. ​ Amerika'ya ilk adımlarımı atmış hem kendime hem de kardeşime güzel bir geleceğin temelini atıyordum. ​ Belki geleceğim belki de geçmişim, ne içindi bilmem ama geliş amacım gelecek içindi. ​ Uçakta alamadığım derin nefesleri aynada kendime bakarak alıyordum. İnsan bir günde çökermiydi bilmiyorum ama vücut bulmuş hâli ben olabilirdim. Kahverengi ve uzun saçlarımı ellerimle düzeltirken yine düşüncelere dalmıştım. Bu süreçte bu kadar yorulacağımı hiç düşünmemiştim. ​ Hızla daldığım bu duyguları bir kenara attım. İstemesemde artık büyümüş ve mecbur olduğum bazı sorumlulukları alacaktım. ​ Hâlâ havaalanında olduğumdan taksi çağırdım. Ama ben nereye gideceğimi bilmiyordum. Burada hiçbir tanıdığım yoktu fakat otelde kalacaktım. Sabah ise iş aramaya başlayacaktım. Babamın kardeşimle bana gönderdiği paraları az çok biriktirmiştim buraya gelebilmek için. ​ Taksi bir on veya on beş dakika sonunda gelmişti. Taksiye bindim ve taksiciye gideceğim yeri söyledim. Navigasyondan gördüğüm kadarıyla otelin bir arka sokağının yakınlarında bir park vardı. ​ Araba haraket etmeye başlamış ben ise hayallerimdeki ülkeyi biraz daha incelemeye başlamıştım. Sırayla dizilmiş evleri ve karşılarındaki ormanlık alanlar vardı. Bunlar sadece görünen kısımları. ​ Şu anlık Amerika'nın merkezindeydim. Sonrasında bir iş bulmayı ve para kazanmayı düşünüyordum. Daha sonra tekrar Türkiye'ye dönmek istiyordum. Geride bırakmış olduğum kardeşim yani, Selin'in yanına geri dönmek ve hayalim olan bir Terzici Dükkanı açmak istiyordum. Onu tek bırakmaya içim rahat etmediği için arkadaşım Gamze'yle kalıyorlardı. ​ Gamze, kocasından boşanması üzerine küçük kızı Melek'le beraber kalıyorlardı. O da çok yalnızdı bu konuda. En azından kardeşimle birbirlerine destek olurlardı, yalnızlık konusunda. ​ Prefabrik evleri sırayla dizilmiş geniş bir sokağı vardı. Havası biraz donuktu lakin kendimi huzurlu hissediyordum. En sonunda park ucundan görünmüştü. Taksi durmuş ve inmem için kapıları açmıştı. ​ Parasını ödeyip taksiden indim ve elimde tuttuğum çantayı daha da kendime çektim. Bir yabancılık hissettim her şeye karşı. Bu yabancılık hissi olunca da kendimi huzursuz hissetmeye başıyordum. Bu böyle olunca ağlayasım geliyordu. Ancak yapacak hiçbir şeyim yoktu. ​Bir bankta oturdum ve yaşadığım şeyleri tek tek sorguladım. Buraya saat kaçta geldim hatırlamıyordum ancak şu an saat daha sabahın 9.05'iydi ve buna rağmen parkta bir kaç çocuk vardı. Temmuz ayında olmamızdan dolayı okullar kapalıydı sanırım. ​ Çocuklara dalmış bir şekilde bakarken en sonunda bir yürüyüş yapma fikrine karar verdim. Uçakta uyuduğum için uykumda yoktu biraz dolaşır öyle gelirdim tekrar buraya. Daha sonrasında otele gidecektim. ​ Yollardaki gördüğüm her şeyi en ince ayrıntısına bakıyor, telefonumu çıkarmış ve çekiyordum. Bunlardan koleksiyon yapacaktım. Her türden koleksiyonlar. Çiçek, örgü bebekler ve güzel renge sahip taşlar. Fotoğraflarıda koyacaktım yanlarına. ​ Yol kenarında gördüğüm mor çiçekler dikkatimi çekmişti sadece onlara bakıyordum. Mor çiçek yani menekşelerdi. Elimdeki telefona sarılmış ona doğru yürüken çarptığım şeyle hafifi duraksadım. ​ Dudaklarımdan çarpmanın etkisiyle ufak bir çığlık çıkmıştı. Kafamı kaldırdığımda gördüğüm adamla istemsiz uzun uzun bakıştım. İçimde garip hisler oluşmaya başladı o an. Kaşlarımı olabildiğince çatmış ve uzun uzun inceliyordum. ​ Bu saatte koşuya mı çıktı?…

Bölümün tamamını WritePad'de oku