Hercai filizler

Bölüm 1

Yazar:

Hercai filizler - Alexsa kitap kapağı
Hercai filizler kitap kapağı

1.BÖLÜM "Bazen bir tokat, binlerce yalanın sessizliğini bozar. Ve bazen bir sarılış, paramparça olmuş bir ruhun tek tutunacak dalı olur." YAZ DAĞHAN; Pazar sabahı... Masada sadece çatal bıçak sesleri vardı. Babam Yavuz, her zamanki otoriter tavrıyla kahvaltısını yaparken telefonunun ekranı aydınlandı. "Okul Müdürü" yazısını gördüğünde bakışları anında buz kesti. Telefonu açtı, kulağına götürdü ama bir saniye bile gözlerini üzerimden ayırmadı. "Evet hocam... İki haftadır gelmiyor mu? Anlıyorum... İyi günler." Babam konuşurken gözlerini bir saniye bile üzerimden ayırmadı. O bakışlarda öyle bir öfke birikiyordu ki, telefon kapandığında odadaki tüm camların patlayacağını sandım. Telefonu yavaşça masaya bıraktı. O anki sessizlik, en büyük kükreyişten daha ağır gelmişti üzerime. Handan, sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi sahte bir endişeyle babama döndü: "Ne oldu Yavuz? Hoca ne diyor, bir sorun mu var?" Babam telefonu masaya bıraktıktan sonra odada oluşan o ağır sessizlik, bizzat infazımı bekliyormuşum gibi hissettiriyordu. Bakışlarını ağır ağır bana çevirdi. Sesi, az önceki kükreyişinin aksine ürkütücü derecede sakindi. "Neden okula gitmedin Yaz?" diye sordu babam. "İki haftadır neredeydin?" Kafam önüme eğikti, tabağımdaki yarım kalmış ekmek parçalarıyla oynuyordum. Verecek bir cevabım yoktu, daha doğrusu vereceğim cevabın bu masada hiçbir şeyi düzeltmeyeceğini biliyordum. Abim, masanın altından elimi sıkarak babama döndü. "Baba sakin ol," dedi sesi titreyerek. "Mutlaka bir açıklaması vardır, önce bir dinleyelim." Ama babamın o sahte sakinliği abimin sözleriyle bir anda dağıldı. Masaya öyle bir vurdu ki porselenler titredi. "Sen karışma!" diye bağırdı abime dönerek. "Ben sana sormadım, ona sordum! Cevap ver Yaz, iki haftadır ne haltlar karıştırıyorsun?, nerde sürtüyorsun?" "Konuşsana yaz, dilini mi yuttun?" Handan ve Melis'in kenardan bizi bir tiyatro izler gibi izlediklerini, Melis'in o sinsi zafer gülümsemesini saklamaya bile gerek duymadığını görebiliyordum. İçimdeki o hırçın dalgalar yavaş yavaş yükseliyordu. Babamın "Sen karışma!" diye kükremesi yemek odasının duvarlarında yankılanırken, abim Deniz Sarp'ın masanın altındaki elimi bıraktığını hissettim. Bakışlarımı tabağımdan kaldırdım; o yedi yaşındaki korkak çocuk değildim artık. Gözlerimi doğrudan babamın öfkeden parlayan gözlerine diktim. "Bir sebebi yok," dedim, sesimdeki o dik kafalı ve meydan okuyan tınıyı gizleme gereği duymadan. "İstemedim ve gitmedim." Bu kadardı. Hiçbir yalanın arkasına sığınmadım, Handan ve Melis'in beklediği o savunmacı tavra girmedim. Babamın yüzündeki kasların gerildiğini, damarlarının birer birer şiştiğini görebiliyordum. Benim bu fütursuzca dürüstlüğüm, onun yıllardır kurduğu o katı disiplin duvarına balyoz gibi inmişti. Babam, sanki oturduğu sandalye bir anda kor ateşe dönüşmüş gibi büyük bir hızla ayağa fırladı. Sandalyenin zeminde çıkardığı o tiz gıcırtı, yaklaşan fırtınanın ilk siren sesi gibiydi. Masanın üzerindeki porselenler, babamın öfkesinin şiddetiyle titredi. "İstemedin ve gitmedin öyle mi?" dedi babam, sesi artık bir fısıltı kadar alçak ama bir o kadar da tehlikeliydi. Üzerime doğru bir adım attığında, o meşhur kavganın zemini artık tamamen hazırdı. Handan, "Yavuz, yapma! Tansiyonun çıkacak," diyerek babamın koluna yapıştı ama babam onu tek bir hamleyle kenara itti. Abim ise bir kalkan gibi önüme geçip, "Yaz, odana çık hemen!" diye bağırdı. Ama ben yerimden milim kıpırdamadım. O dik kafalı çocuk, yedi yaşındaki o sessiz kızın intikamını almak ister gibi babamın gözlerinin içine bakıyordu. "Bana bak Yaz!" diye kükredi babam, sesi evin her köşesinde yankılanıyordu. Handan ve abim bizi ayırmaya çalışırken ortalık tam bir savaş alanına dönmüştü. Babam, abimin omzunun üzerinden bana doğru eğilip o soruyu nefret kusar gibi tekrar sordu: İçimdeki o hırçın Karadeniz dalgası sonunda kıyıya vurdu. Abimin kolunun altından sıyrılıp babamın tam karşısında durdum. "Gitmek zorunda değilim baba!" diye haykırdım, sesim kendi kulaklarımı bile tırmalı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku