Geçmişten Kalan İzler
Yazar: Liana

Bölümün şarkısı: Black Out Days - Future Islands Remix Gülümseyerek ona baktım. Bana dans teklifi sunacağı içime doğmuştu. “Tabii ki de Kuzey Bey.” Eli belimi buldu ve biz de dans edenlerin arasına karıştık. Şu anda Die With A Smile şarkısı çalıyordu. Bu şarkıya bayılırdım. Aklıma Aro ile ettiğim dans geldi. Karşımdaki yeşil gözler aniden maviye büründü. O anı canlı canlı yaşıyor gibi hissettim. Gözlerimi tekrar kırpıştırdığımda gerçekliğe geri döndüm. O gözler mavi değil yeşildi. Gözlerini bana dikmemişti. Rahattı, etrafa da bana da bakıyordu. Gözlerinde sır yoktu, açıkça duygularını yansıtıyordu. Beni ruhumu anla der gibi beni boğmuyordu. Aksine bakışları içime bir huzur katıyordu. Şarkı bitmek üzereyken beni etrafımda bir tur döndürüp daha yakınıma geldi. Yüzümüz arasındaki mesafe bir karıştan az denebilecek kadar yakındı. Sıcak nefesi yüzüme değiyordu. Bakışları aniden derinleşti. Kalbimin çarptığını hissedebiliyordum. Gözleri yüzümde gezdi ve dudaklarımda takılı kaldı. Aklımdan binlerce düşünce geçti. Gözleri gözlerime geri geldi. “Bir kadeh şarap daha alalım mı?” Gözlerimi kırpıştırdım. “Olur.” Yavaşça bedenini benden uzaklaştırdı ve bara doğru ilerledi. Arkasından ilerlerken kenarda duran Aro’yu gördüm. Bana bakıyordu. Olduğum yerde durarak ben de ona baktım. Gözlerimi bu sefer ilk çeken ben oldum. Bana bakmaya devam ettiğini hissetsem de aldırmadan ilerlemeye devam ettim. Kuzey’in yanına gidip bana uzattığı kadehi aldım. Kadehleri tokuşturduktan sonra içtik. Aro’nun uzaktan hala bana baktığını hissediyordum. Tekrardan ona baktığımda ise yanında bir kız vardı. Asya. Çok yakın duruyorlardı ve bir şeyler konuşuyorlardı. Aro, Asya’ya elini uzattı ve Asya elini tuttu. Dans etmeye başladılar. Önüme geri döndüm. Aklıma o gün gelip duruyordu. Ancak hatırlamak istemiyordum. Yüzüme bir su çarpıp kendime gelmeyi düşündüm. Kuzey’e lavaboya gidip geleceğimi söyledikten sonra havuzun yanındaki merdivenlerden aşağıya inip lavaboya ilerledim. Aniden dengem bozuldu ve etraf siyaha büründü. Duvara tutunup bir elimi kulağıma koydum. Sesler bir çınlama gibi gelmeye başlamıştı kulaklarıma. Çınlama aniden kesilip yerini bir kadın sesine bıraktı. “Onlar gibi olamayacaksın.” Aro’nun Asya ve İnci’ye gülümsemeleri karşıma geldi. Onlarla resmen flörtleşiyor, onlardan kaçmıyordu. “Onlar kadar güzel değilsin.” Asya ve İnci’yi ilk gördüğüm anki görüntü karşımdaydı şimdi. Güneş gibi parlıyorlardı. “En iyisi sen olmak zorundasın bunu unutma. Onlara günlerini göster.” O an kaşlarım çatıldı. Çünkü bu cümleler çok tanıdıktı. Ve sesin kime ait olduğunu o zaman fark ettim. “Kapa çeneni.” Bunu diyen bu sefer bendim. “Kazanan sen olmalıydın.” “Yeter. Sus.” “Ezik misin sen?” “Değilim.” “O zaman neden en iyisi olmak için çabalamıyorsun? Yeteneksizsin bunu sen de biliyorsun değil mi? Ondan çabalamaya gayret bile göstermiyorsun. Çünkü biliyorsun. Ne kadar çabalarsan çabala asla en iyisi olamayacaksın. Sen hep yan karakter olmaya mahkumsun.” “SUS ARTIK DEDİM! ” Gözlerimi açtığımda kolumu bir el tutuyor ve beni sarsıyordu. Gözlerimi yavaş yavaş yukarı doğru çıkardım ve onun mavileriyle karşı karşıya geldim. “Alisa, iyi misin?” Şimdiye kadarki o umursamaz tavrına çok zıt gelmişti yüzündeki bu endişe ifadesi. Nefes nefese bir şekilde ona bakıyordum. Bir şey dememi beklemeden bana sarıldı. Gözlerimden bir damla gözyaşı geldi. Uzun süredir geçmişteki diyalogları tekrar yaşıyor gibi hissetmemiştim. İlaçlar gerçekten işe yaradı sanmıştım. İyileştim sanmıştım. Ancak çocukluk travmalarım aradan yıllar geçse de bir yerde izlerini gösteriyordu. Saçlarımı okşadığını hissettim. Derin bir nefes aldım ve hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. “Yanındayım, sorun yok.” Ona daha sıkı sarıldım. Bunu yapmayı hiç istemezdim ancak o an yanımda olan tek kişi oydu. Hafifçe geriye çekildi ve yüzüme baktı. Ağlamamı durdurmaya çalışıyordum, ancak hıçkırıklarım kesilmiyordu. “Daha iyi misin?” Başımı salladım. Başımdan tutup tekrar sarıldı. Bu kalpsiz çocuk neden kalbi varmış gibi davranıyordu…