Bir Dans Daha?
Yazar: Liana

Bölümün şarkısı: Careless Whisper Uzattığı eli tuttuğum an beni ayağa kaldırarak boşta kalan elini belime yerleştirdi. Ben de diğer elimi onun omzuna yerleştirdim. Göz ucuyla yanımdaki adama baktım, bize kitlenmişti. Çenesi ve omzu kasılmış, içeceğini tuttuğu eli bardağını sıkıyordu. Ama dua ediyordum ki bir şey diyememişti. Aro’yla dans ederek bardan hızla uzaklaştık ve dans edenlerin arasında karıştık. Gözlerine daha derin baktım. Acaba onun hakkındaki düşündüklerim sadece bir önyargıdan ibaret miydi? Sonuçta beni kurtarmıştı, ona bir teşekkür borçluydum. Ancak bunu şimdi söylemek istemiyordum, sadece anı yaşayıp dans edenlerin arasına karışmak istiyordum. Ve müziğin bu satırları arasında kaybolmak… Tonight the music seems so loud Dans etmeyi gerçekten biliyordu. Bakışlarını benden ayırmıyor, bir an bile gözlerini kaçırmıyordu. Her attığı adımda özgüveniyle yeri titretiyordu. Bir animatöre kıyasla fazla özgüvenliydi. I wish that we could lose this crowd Sanki tüm kalabalık yokmuş, sadece biz varmışız gibi bakıyordu gözlerimin içine. O derin mavilerindeki çözemediğim sırlar ruhumu anla der gibi beni boğuyordu. Ve şarkının bu en sevdiğim kısmı sona ermek üzereydi. Bu anın bitmesini istiyor muydum? Sanırım hayır. Please stay Ve beni son kez etrafımda döndürdükten sonra belimden daha sıkı tutarak bedenimin yerçekimine doğru bıraktı. O şekilde birkaç saniye durduktan sonra normal pozisyona gelip zemine sağlam bastım. Etraftaki kalabalık o an gözüme tekrar görünmeye başladı. İnsanlar parlak gözlerle bizi izliyordu. Onlara baktığım an etraftan bir alkış koptu. Aro’ya döndüm. Bu sefer yüzünde her zamanki basit gülümsemesi yoktu, bu gerçekten samimi bir gülümsemeydi. Gözlerindeki gururu hissedebiliyordum. O kadar derinden hissediyordum ki o gurur ve özgüven bana da yansıdı. Ben de etrafıma o şekilde bakmaya başladım. “Rica ederim.” Kendinden memnun bir şekilde bakmaya devam etti. İşte ben henüz teşekkür edemeden bunu dediği için tekrar sinirim bozulmuştu. Bunu dediği anda o güzel gülümsemesi aniden gözümde o gıcık gülümsemesine dönüştü. Ben de yapmacık bir tonla karşılık verdim. “Teşekkür ederim.” Normalde güzel bir teşekkürü hak etmişti. Ancak bu sözleriyle sinirimi bozma rekorunun süresini kısaltmıştı. Başka bir müzik başlamıştı. ”Bir dans daha?” İstiyordum, ancak gururum o imadan sonra buna izin vermiyordu. “Dansımı beğendin sanırım. Ama üzgünüm Aro, ben herkesle dans etmem.” ”Benimle dans ettin ama.” ”O zor bir durum yüzünden oldu bir kere.” “Öyle olsun Alisa, bir gün herkes olmadığımı anladığında bana haber ver.” Kendini işaret ederek bedenlerimizi birbirinden ayırdı ve başka müşterilerin yanına gitti. Arkasından bakarken aniden omzumda bir ağırlık hissettim. Yanıma dönüp baktım, bu abimdi. Kolunu omzuma atmıştı. “Çek kolunu abi, kolun çok ağır!” Kolunu itmeye çalıştım. “Neydi o bakışlar anlatsana güzel kardeşim? Hani hoşlanmamıştın ondan?” Gülümseyerek konuşuyordu. Benimle dalga mı geçiyordu yoksa ben onun abisiyim, ona kimse dokunamaz havalarında mıydı bilemedim. Tahminimce birinci seçenek modundaydı. “Onunla dans etmeyi ben istemedim.” “Zorla mı dans ettirdi?” Alaylı bir şekilde gülmeye devam ediyordu. “Zorunlu bir durum oldu denebilir, evet.” “Neymiş o durum?” Olanlardan kısaca bahsettim. Olanları anlatmaya başladığım an gülümsemesi soldu. Ben bahsetmeye devam ettikçe kaşları daha çok çatılıyordu ve bakışları daha da ciddileşiyordu. Anlatmayı bitirmeden sözümü kesti. “Nerede o adam? Göster bana.” Etrafa bakındım, hem çok kalabalıktı hem de adam ortalıkta görünmüyordu. “Göremedim bilmiyorum. Zaten Aro dediğimi yaptıktan sonra başka bir şey diyemedi, karşıma da çıkmadı.” “Onu bir daha görürsen hemen bana göster Alisa.” Kafamı salladım. Abim çok gerilmişti, içkisinden bir yudum aldı. Daha fazla dans edecek hali olmadığını düşündüm. “İstersen odaya çıkalım mı?” “Tamam çıkalım.” Odamıza çıktık. Kendimi yatağa attığım gibi uyuyakalmıştım. Yine yağmurlu o gündeydim. İçeriden bağırış sesleri geliyordu. Kulaklarımı kapamış, kapısı k…