Geçilen Sınırlar
Yazar: Liana

Selamlarrr, uzun süredir planda duran bu bölümü sizlerle bir türlü paylaşacak vakit bulamamıştım. Sonunda başardım 🥹 Geçmeden önce oy verirseniz çoook sevinirimm 💕 Her türlü eleştiri ve yorumlarınıza açığım, iyi okumalarrr 🤍 Alisa Akkaya’nın Ağzından Partide biraz daha eğlenip düzenlenen birkaç yarışma ve etkinliğe de katıldıktan sonra duş alıp yemeğe hazırlanmak üzere odama çıktım. Odama çıktığım an aklıma içmem gereken ilacın saatinin geçmek üzere olduğu geldi ve hemen elime bir su kapıp hapı yuttum. İçimden gelen bir ses bu gecenin çok eğlenceli olacağını söylüyordu. Aro ile ilk kez otel dışında görüşecektik. Bir nevi bir buluşma sayılabilirdi. Sanırım artık gerçekten iki arkadaş olmuştuk. Duştan çıktıktan sonra bir buçuk saat kestirdim ve uyandığım an hazırlanmaya koyuldum. Antalya sokaklarına uygun bir kıyafet aradım. Hem yürüyüş için yeterince rahat, hem de fotoğraf çekinmek için yeterince şık olmalıydı. Üzerime krem rengi, ince askılı ve büzgülü detaylı bir üst ve altına koyu bordo renkte kat kat tüllü bir mini etek giydim. Altın takılarımı takıp ayağıma rahat ve çok uzun olmayan bir topuklu ayakkabı giydim. Şık bir makyajla görünümümü taçlandırdıktan sonra lobiye indim. Kuzey arkası dönük bir şekilde ileride telefona bakıyordu. Yavaşça arkasından ona yaklaştım ve aniden onu korkuttum. “Bö!” Çok hafif irkilerek sert bir bakışla bana döndü. Ben olduğumu görünce yüzünde bir yumuşama oluştu. “Hiç korkmadım.” “Yalancı, korktun işte.” Tatlı bir kahkaha atıp dirseğini hafifçe kırdı ve koluna girmem için bana uzattı. Koluna girmemle beraber lobiden çıkıp restoranın olduğu tarafa ilerlemeye başladık. Bu şekilde babamların olduğu yere girdik. Babalarımız bizi bu şekilde gördüklerinde yüzlerinde galibiyet kazanmış gibi bir gülümseme oluştu. Gözlerim belli belirsiz kısıldı. Bu ifadelerine bakılırsa bizim hakkımızda aralarında bir şeyler döndüğü belliydi. Yemek yediğimiz sırada Altay Bey ve babam bizim de duyabileceğimiz şekilde imalı ses tonlarıyla konuşmaya başladılar. “Anlaşılan gençler iyi anlaşıyor Behzat Bey.” “Anlaşsınlar anlaşsınlar. İstediğimiz bu değil miydi zaten? İlk adım atıldı sayılır.” Çatalımla ağzıma lokmamı götürürken duraksadım ve masaya bakakaldım. Çatalımı tabağa bırakıp çatık kaşlarla babama baktım. Kuzey’in yandan attığı gergin bakışlarını hissedebiliyordum. İlk adım mı? Neyin ilk adımından bahsediyorlardı? Bu bir şaka olmalıydı herhalde. Ben yokken toplantıda başka şeyler mi konuşulmuştu? Anlaşılan tek dertleri şirketlerin birleşip ortak olması değil, çocuklarının da ortak olmasıydı. “İlk adımdan kastınız ne, babacım?” Sesim çok hafif titremişti, bunu fark etmeyeceklerini umdum ve babama cevap vermesi için bakmaya devam ettim. Babam sırf öyle emrettiği için ona “babacım” demek çok zordu. Bir gün bu kelimeyi içimden gelerek söyleyebilecek miydim acaba? “İki şirketin bir otelde ortak olması için varislerin de iyi anlaşması gerekmez mi sence Alisa?” Gözlerindeki bakışı çok iyi biliyordum. Bu bakış, insanların önünde saçma sapan konuşmayı kes , bakışıydı. Dişimi yanağımın içine geçirdim, bahsettikleri şeyin “iyi anlaşma” konusundan ibaret olmadığından emindim. Babamın sert bakışlarına daha fazla katlanamayıp yemeğime döndüm. Bu fikirden hoşlanmamıştım. Hem de hiç hoşlanmamıştım. Konu Kuzey ya da ondan hoşlanmamam değildi. Kim olsa aynısını düşünürdüm. Babam benim birlikte olacağım ve evleneceğim kişiye karar veremezdi. Buna hakkı yoktu. Yemek bitene kadar ağzıma attığım her lokma bana zehirden farksız gelmişti. O cümleden sonra tüm iştahım kaçmıştı. Masadan kalkıp gitmek istemiştim ancak kendimi zar zor da olsa tutmuştum. Ben, abim ve Kuzey yemeğimiz bittiğinde restorandan çıktık. Kuzey hemen yanıma geldi. “Alisa, iyi misin? Öyle dediklerine bakma sen.” Anlamıştı moralimin bozulduğunu, bu fikirden memnun olmadığımı. O bile anlamıştı ama babam anlamamıştı. Belki de anlamasına rağmen görmezden gelmişti. Ne de olsa o benim babamdı değil mi? Benim için her şeyin en iyisini o bilirdi zaten. Bu düşünceyle gözlerim…