Kırılan Duvarlar
Yazar: Liana

Kaşlarımı çatarak soru işaretli gözlerle ona bakmaya devam ettim. “Kalbinin sesi benimle arkadaş olmanı mı söylüyor? Ne kadar gevezeymiş.” Dudaklarımın yukarı kıvrılmasıyla gözlerimi devirdim. “Evet, öyle söylüyor geveze kalbim. Sen de kabul edersen arkadaş olalım mı Alisa?” Derin bir ses tonuyla demişti bunu. Benimle hiç bu tonda konuşmamıştı, bu tonu duymak göğsümün ortasına bir ağrı girmesine sebep oldu. Onu baştan aşağı süzdüm. Gerçekten pişmanmış ve istemeden öyle davranmış gibi görünüyordu. Ona bir şans vermekten zarar gelmezdi değil mi? Gelmezdi, evet . Yani umarım… “Son bir şans veriyorum o zaman Aro. Bir daha öyle ters ters davranıp garip şeyler söylersen farklı şeyler düşünmeye başlayacağım.” Bana güven verici bir şekilde baktı. “Öyleyse son kez tanışalım. Ben Alaz, tanıştığıma memnun oldum.” Elini uzattı. Demek ismi buydu. Gizemli çocuğun gizemlerinden biri çözülmüştü. Geriye 999 tane sorum kalmıştı. “Ben de Alisa. Umarım tanıştığıma memnun olurum.” İmalı bir ses tonuyla bunu dedikten sonra uzattığı ele uzanıp karşılık verdim. Yüzündeki gülümseme sonunda eski muzip gülümsemesine dönmüştü. “Memnun kalacaksınız, merak etmeyin.” Gözlerimi devirerek güldüm. Hala ellerimiz birlikteydi. “Hızlı yüzer misin?” Kendimden emin bir ifadeyle ona baktım. “Tabii ki de.” “Yüzme yarışına katılmak ister misin?” “Sen de katılacak mısın?” Amacım yine ona meydan okumaktı. Uykuda olan hırsımı uyandırmıştı. “Sen katılırsan neden olmasın?” “O zaman görelim hızlı yüzen kimmiş.” O an ellerimizin hala tutuştuğunu fark ettim ve gözlerim ellerimize kaydı. Anlaşılan o da unutmuştu. Elini yavaşça çekti. “O zaman gidelim mi?” Başımı salladım. Beraber büyük havuza doğru yürüdük. Çocuk havuzunun önünden geçerken su silahları olan iki küçük çocuk Aro ve bana su sıktılar. Aro havuzun yakınına gelerek eğildi ve o da çocuklara su sıçrattı. Çocuklar ikimize de su sıkmaya devam ediyorlardı. Aro yüzünde şeytani bir gülümsemeyle bana baktı ve gel der gibi kafasıyla ileriyi işaret etti. Onu takip ettim. İçinde su olan buzdolabının yanına geldik. Alaylı bir şekilde dudağımın bir kenarı yukarı kalktı. “Çocuklarla çocuk olacağını söyleme Aro!” Yüzündeki şeytani ama tatlı ifade bozulmadan buzdolabından birkaç şişe su aldı ve bana doğru uzattı. Başka çarem yokmuş gibi uzattıklarını tuttum. “Çocuklarla yetişkin olamayız ya?” Su şişelerinin kapaklarını cebinden çıkarttığı kalemin ucuyla deldi. “Hazır mısın?” Sanki savaşa gidiyor gibi bir görüntü vardı suratında. Bu ifadesine kahkaha atmak istedim. “Hazırım!” “O zaman koş!” Koşarak çocukların yüzdüğü havuzun oraya gittik ve şişelerdeki suyu biz de onlara sıkmaya başladık. Bütün üstümüz havuza girmeden ıslanmıştı. Cephaneleri biten Aro omzumdan tutup arkama geçip eğildi. Yaptığı şey yüzünden çocukların bize sıktıkları tüm sular bana geliyordu. Gülerek aynı anda Aro’ya bağırmayı denedim. “Aro ne yapıyors-“ Ağzıma gelen suyla öksürdüm ve arkama döndüm. Yüzümün bu halini gören Aro bir kahkaha patlattı. Ona sinirli bir bakış atarak aniden elimdeki su şişesindeki kalan suyu yüzüne doğru sıktım. Şimdi gülme sırası bendeydi. Kısa bir sürede, yaklaşık 15 dakikada , eski samimiyetimizden daha yakın bir ilişki kurduğumuzu fark ettim. İki arkadaş gibi. İkimizin de cephanelerimiz bitince pes ettik ve yarışın başlayacağı havuza doğru ilerlemeye devam ettik. İlerlerken yüzümde hala solmayan bir tebessüm vardı. “Çocuklarla çocuk olma diyen de, en çok eğlenen de sendin Alisa.” “İçimdeki çocuğu uyandırmak gibi bir suç işledin.” “Cezası senin gülüşün olacaksa bir daha bu suçu işleyebilirim.” Kaşlarımı çatıp ona baktım. Bu çocuğun sağı solu belli olmuyordu. Şimdi de benimle flörtleşmeye mi çalışıyordu? Dediklerini duyunca midemde bir kasılma hissettim. “Bu romantik ama utanç verici lafları nereden buluyorsun? Sakın sevgiline böyle şeyler söyleme. Güler sana.” “Sevgilim yok benim.” Demek ki Aro’nun karanlık aşk hayatı teorilerim bir hayalden ibaretti. “O zaman olursa söyleme, terk eder seni.” Yüzünde alaylı bir ifadeyle beraber dudağın…