Otelde İlk Gece
Yazar: Liana

Ona bu sefer daha dikkatli bakmıştım. Piercinglerini ve dövmelerle kaplı kollarını daha net görmüştüm. Tarzı yüzüyle bir olduğunda ortaya bir şaheser çıkmıştı. Keşke bu şaheser yüzü kadar güzel bir karaktere de sahip olsaydı. “Bir şey mi diyecektin?” Beş dakika öncesine kadar bana saygıyla hitap ederken şimdi senli benli mi olmuştuk? Sırıtmak istedim, ne kadar da hadsizdi! “Dartta senin de oynayacağını sandım, neden sen de katılmadın? Yoksa seni yeneceğimden korkuyor musun?” Muzipçe ona bakarak cevabını beklemeye başladım. Ben ne kadar kendime güveniyorsam o da en az benim kadar kendine güveniyordu. Madem senli benli konuşmaya karar vermişti, o zaman ben de onunla öyle konuşacaktım. Gülümseyerek beni süzdü. ”Benimle yarışmak mı istiyorsun Alisa?” ”Evet, istiyorum. Seni yenmek istiyorum.” ”Maalesef ki beni yenemeyeceksin.” Birkaç saniye sonra devam etti. “Bu arada atış tekniğini beğendim ama biraz daha sert atabilirsen hedefine ulaşman daha yakın olur.” İçeceğimden bir yudum alarak gözlerimi kıstım. Benden daha iyi bildiğini kanıtlamaya çalışıyordu. Ona okuduğum meydan okumada kendime o kadar güvenmemem gerektiğini söylüyordu. Amacını bilmeme rağmen iğneleyici bir şey söylememeye karar verdim. “Teşekkür ederim,” dedim imalı bir tonla. “Birazdan su jimnastiği başlayacak. Gelecek misin?” Anlaşılan oteldeki etkinlikler asla bitmeyecekti. Birkaç saniye düşündüm. Sabahtan beri yolda olduğum için günlük sporumu yapamamıştım. Biraz hareket buna eşdeğer olamasa da en azından hareketsizlikten iyiydi. “Geleceğim, hangi havuzda olacak?” Eliyle karşımızdaki büyük havuzu işaret etti. Kafamı salladım, her zamanki gibi gülümsedi ve barmene başıyla selam vererek yanımdan ayrıldı. Su jimnastiği için dağıtılan spagettilerden birini alıp suya atladım. Atladığım an abim havuzun başına gelip beni çağırdı. Havuzdan çıkıp ne olduğunu sordum. Babam akşam yemeği için şimdiden hazırlanmaya başlamamızı söylemişti. Saat henüz dörttü ve yemek yedideydi. “Neden bu kadar erken çıkmak zorundayım?” Saat henüz odaya çıkmak için erkendi, daha yüzememiştim bile. “Otel sahibiyle yemek yiyeceğiz unuttun mu? En güzel elbiseni giy ve hazırlan. Biliyorsun bugün basit insanlarla yemek yemeyeceksin.” “Altı buçuk gibi kapımı çal, beraber gideriz.” İç çekerek kafamı salladım. Sadece bir tanışma yemeğiydi, neden bu kadar abartıyorlardı ki? “Ben odaya çıkıyorum sen de geç kalma, hemen çık.” Otele doğru ilerledi. Bense aldığım spagettiyi bırakmak için havuzun kenarına gittim. Tam o anda karşıdan Aro geldi. Gözlerimi kırpıştırıp gelen o mu diye baktım. Üzerinde tişört yoktu, boynunda bir düdük ve elinde bir spagetti vardı. Dövmeyle kaplı bedeni yapılıydı, mükemmel bir fiziği vardı. Ona bakakaldığımı fark ettiğim an arkamı döndüm, ne yapıyordum ben? Kafama hafifçe vurup kendime gelmeyi denedim. Arkadan onun çılgınca bağırma sesleri geliyordu. “Hazır mısınız?” Müzik eşliğinde ritme göre düdük çalıyordu ve tahminimce hareketlere başlamıştı. Daha fazla oyalanmadan odaya çıktım. Soğuk bir duş aldıktan sonra kıyafetlerimi seçtim. Üzerime kıpkırmızı, şık bir elbise giydim. Boynuma en sevdiğim inci kolyemi ve kulaklarıma inci küpelerimi taktım. Bunlar bana annemden kalmıştı. Onları sadece özel günlerde takardım. Yüzüme hafif bir makyaj yapıp makyajımın son adımını elbisemle uyumlu kırmızı bir rujla taçlandırdıktan sonra aynada kendime baktım. Kendimi onayladıktan sonra çantamı alıp odadan çıktım ve abimin kapısını çaldım. O da üzerine bej tonlarında bir takım elbise giymişti. Ona bu tonları çok yakıştırırdım. Ve kravat olarak da laciverti seçmişti. Babam ise tamamen lacivert bir takım elbise tercih etmişti. Kıyafetlerimize bakıp başını salladı, bu onayladığının bir göstergesiydi. Aşağı kata, otelin lobisine indik. Altay Bey bizi orada bekliyordu. Oğlu nerede diye etrafa bakındım, ortalıkta görünmüyordu. Yemek yiyeceğimiz yere, otelin özel restoranına gittik. Oturduk ve yemeği söyledik. Oğlu hala ortalıkta yoktu. Altay Bey meraklı bakışlarımı sezmiş olacak ki açıklama yapma gereği hi…